<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>fatihiraz.net &#187; Risale izdüşümleri</title>
	<atom:link href="http://fatihiraz.net/tag/risale-izdusumleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://fatihiraz.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Jan 2012 17:30:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Duruşu Yeter&#8230;</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2011/03/28/durusu-yeter/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2011/03/28/durusu-yeter/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Mar 2011 17:57:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derkenar]]></category>
		<category><![CDATA[Risale izdüşümleri]]></category>
		<category><![CDATA[Risale-i Nur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1402</guid>
		<description><![CDATA[Salih Özcan Ağabeyimiz, Üstad Hazretleri&#8217;nden bahsederken, &#8220;O&#8217;nun hiçbir kitabı ve külliyatı olmasaydı bile &#8216;Lâhikalar&#8217; yeterdi.&#8221; diyor. Kadirşinas birisi de &#8220;Hiçbir şeyi olmasaydı duruşu yeterdi.&#8221; diyor. Gerçekten her şeyin yerinden oynadığı, insanların her noktadan büyük sarsıntı duydukları bir dönemde Bediüzzaman Hazretleri&#8217;nin Everest kametiyle dimdik ayakta duruşu yeterdi. Herkesin bir köşeye çekilip sindiği günlerde o aktif sabır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://fatihiraz.net/wp-content/bsn.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1307" title="bsn" src="http://fatihiraz.net/wp-content/bsn.jpg" alt="" width="244" height="374" /></a></p>
<p>Salih Özcan Ağabeyimiz, Üstad Hazretleri&#8217;nden bahsederken, &#8220;O&#8217;nun hiçbir kitabı ve külliyatı olmasaydı bile &#8216;Lâhikalar&#8217; yeterdi.&#8221; diyor.</p>
<p>Kadirşinas birisi de &#8220;Hiçbir şeyi olmasaydı duruşu yeterdi.&#8221; diyor. Gerçekten her şeyin yerinden oynadığı, insanların her noktadan büyük sarsıntı duydukları bir dönemde Bediüzzaman Hazretleri&#8217;nin Everest kametiyle dimdik ayakta duruşu yeterdi. Herkesin bir köşeye çekilip sindiği günlerde o aktif sabır içinde mekiğini işletiyordu. &#8220;Çizgimizi Hecelerken&#8221; isimli kitapta &#8220;Olumlu ve müsbet davranışların, temsil mevkiinde bulunan insanlar tarafından ortaya konulması, o işin müessiriyeti açısından çok önemlidir. Yani bir insan namazı anlatıyorsa öyle bir namaz kılmalı ki, dışarıdan ona bakanlar, &#8216;Bu zâtın hiçbir şeyi olmasa, sadece onun şu namazı onun hak çizgide olduğunu gösterir.&#8217; demelidirler.&#8221; diyor Fethullah Gülen Hocaefendi.</p>
<p>Mehmet Akar roman olarak, sürükleyici bir üslupta yazdığı &#8220;Seyda-2&#8243; eserinde tekne ile Üstad&#8217;ın Barla&#8217;ya gidişini anlatırken diyor ki: &#8220;Hocaefendi öyle bir tekbir almış, öyle bir &#8216;Allahü Ekber!&#8217; demişti ki, bu tekbir onları sarsmaya yetmişti. Hayatlarında hiç öyle bir tekbir de duymamış, hiç öyle bir namaza duruş görmemişlerdi. Bağırmamıştı halbuki&#8230; Sanki göklerin kapıları açılmış, sanki &#8216;En Büyük Allah&#8217;tır&#8217; hükmüne etraftaki canlı cansız varlıklar iştirak etmişti. Sanki o tekbiri şahsı adına değil, umum adına almıştı ve güneşten suyun kabarcıklarına kadar her şeyin O&#8217;na itaat ettiğini, minnetle, şükürle vazifesini yaptığını Rabb&#8217;ine söyleyecekti. Kayıktakiler birbirlerine baktı, gözleri ile konuştular. (&#8230;) Huşu ve huzur içerisinde, küçüldükçe küçülerek kıyamda duruşunu, nefsinin boynuna vurur gibi iki büklüm rükûa gidişini, doğrulup semâdaki, arzdaki, bilinir bilinmez her yerdeki varlıklar adına hamd edişini, yeryüzündeki başlar adına secdeye kapanışını, iki secde arasında af, merhamet, hidayet dileyişini, kâinatın zerratı sayısınca tahiyyatı Rabb&#8217;ine takdim edişini seyrettiler. Böyle kılınan namazdan daha güzel bir şey olamazdı!..</p>
<p>Bediüzzaman&#8217;ı Barla&#8217;ya sürenler onun yıkık dökük, perişan vaziyetini görmek istiyorlardı. Onun aç, sefil halini görecek, gücün hazzını yaşayacaklardı. Onun için Barla&#8217;ya emir gönderip bir fotoğrafını istediler. Oradaki görevli de fotoğrafçı Enver Efendi&#8217;ye bu emri iletti. Enver Efendi gidip durumu bildirince Bediüzzaman Hazretleri durumu kökünden kavramış şekilde, kabul etti. Enver hazırlıklarını yaparken o da Sırtına bir kaftan örter gibi yorganını aldı. Beline, cübbesinin üzerinden kuşağını bağladı. Sarığının taylasanını omzuna sarkıttı. Enver&#8217;in karşısına oturup ellerini yanına koydu, omuzlarını kaldırdı. Kaşlarını çatmış, heybetle bakıyor, adeta &#8220;Ben buradayım ve dimdik ayaktayım! Barla&#8217;daki halim budur!&#8221; diyordu.</p>
<p>O fotoğrafta, yıkılan bir adam değil, hükmeden bir sultan, dimdik duran ve orduları sevk eden bir kumandan vardı. O fotoğrafa bakan herkes, o başın eğilmeyeceğini, o sarığın o baştan çıkmayacağını anlardı&#8230;</p>
<p>Zaten fotoğrafı isteyenler, istediklerine pişman oldular.</p>
<p>Daha sonra dış dünyadan Bediüzzaman Hazretleri&#8217;nin ziyaretlerine gelen mühim bir zat, &#8220;Ben İslâm âleminde Bediüzzaman gibi İslâmiyet&#8217;i ciddiye alan bir başka şahsiyet görmedim!..&#8221; demiştir&#8230;</p>
<p>Abdullah AYMAZ-ZAMAN<br />
27.03.2011</p>


<div class="shr-bookmarks shr-bookmarks-expand shr-bookmarks-center">
<ul class="socials">
		<li class="shr-twitter">
			<a href="http://twitter.com/home?status=Duru%C5%9Fu+Yeter...+-+http://tinyurl.com/4zwexox&amp;source=shareaholic" rel="nofollow" class="external" title="Bunu Tweet'le!">Bunu Tweet'le!</a>
		</li>
		<li class="shr-facebook">
			<a href="http://www.facebook.com/share.php?v=4&amp;src=bm&amp;u=http://fatihiraz.net/2011/03/28/durusu-yeter/&amp;t=Duru%C5%9Fu+Yeter..." rel="nofollow" class="external" title="Bunu paylaş:Facebook">Bunu paylaş:Facebook</a>
		</li>
		<li class="shr-friendfeed">
			<a href="http://www.friendfeed.com/share?title=Duru%C5%9Fu+Yeter...&amp;link=http://fatihiraz.net/2011/03/28/durusu-yeter/" rel="nofollow" class="external" title="Bunu paylaş:FriendFeed">Bunu paylaş:FriendFeed</a>
		</li>
		<li class="shr-gmail">
			<a href="https://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=cm&amp;fs=1&amp;tf=1&amp;su=Duru%C5%9Fu+Yeter...&amp;body=Link: http://fatihiraz.net/2011/03/28/durusu-yeter/ (shareaholic aracılığıyla)%0D%0A%0D%0A----%0D%0A %0D%0A%0D%0ASalih%20%C3%96zcan%20A%C4%9Fabeyimiz%2C%20%C3%9Cstad%20Hazretleri%27nden%20bahsederken%2C%20%22O%27nun%20hi%C3%A7bir%20kitab%C4%B1%20ve%20k%C3%BClliyat%C4%B1%20olmasayd%C4%B1%20bile%20%27L%C3%A2hikalar%27%20yeterdi.%22%20diyor.%0D%0A%0D%0AKadir%C5%9Finas%20birisi%20de%20%22Hi%C3%A7bir%20%C5%9Feyi%20olmasayd%C4%B1%20duru%C5%9Fu%20yeterdi.%22%20diyor.%20Ger%C3%A7ekten%20her%20%C5%9Feyin%20yerinden%20oynad%C4%B1%C4%9F%C4%B1%2C%20insanlar%C4%B1n%20her%20noktadan%20b%C3%BCy%C3" rel="nofollow" class="external" title="Bunu e-postala:Gmail">Bunu e-postala:Gmail</a>
		</li>
		<li class="shr-googlebookmarks">
			<a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://fatihiraz.net/2011/03/28/durusu-yeter/&amp;title=Duru%C5%9Fu+Yeter..." rel="nofollow" class="external" title="Bunu ekle:Google Bookmarks">Bunu ekle:Google Bookmarks</a>
		</li>
		<li class="shr-googlebuzz">
			<a href="http://www.google.com/buzz/post?url=http://fatihiraz.net/2011/03/28/durusu-yeter/&amp;imageurl=" rel="nofollow" class="external" title="Google Buzz'da paylaş:">Google Buzz'da paylaş:</a>
		</li>
		<li class="shr-googlereader">
			<a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://fatihiraz.net/2011/03/28/durusu-yeter/&amp;title=Duru%C5%9Fu+Yeter...&amp;srcUrl=http://fatihiraz.net/2011/03/28/durusu-yeter/&amp;srcTitle=Duru%C5%9Fu+Yeter...&amp;snippet=%0D%0A%0D%0ASalih%20%C3%96zcan%20A%C4%9Fabeyimiz%2C%20%C3%9Cstad%20Hazretleri%27nden%20bahsederken%2C%20%22O%27nun%20hi%C3%A7bir%20kitab%C4%B1%20ve%20k%C3%BClliyat%C4%B1%20olmasayd%C4%B1%20bile%20%27L%C3%A2hikalar%27%20yeterdi.%22%20diyor.%0D%0A%0D%0AKadir%C5%9Finas%20birisi%20de%20%22Hi%C3%A7bir%20%C5%9Feyi%20olmasayd%C4%B1%20duru%C5%9Fu%20yeterdi.%22%20diyor.%20Ger%C3%A7ekten%20her%20%C5%9Feyin%20yerinden%20oynad%C4%B1%C4%9F%C4%B1%2C%20insanlar%C4%B1n%20her%20noktadan%20b%C3%BCy%C3" rel="nofollow" class="external" title="Bunu ekle:Google Reader">Bunu ekle:Google Reader</a>
		</li>
		<li class="shr-comfeed">
			<a href="http://fatihiraz.net/2011/03/28/durusu-yeter/feed" rel="nofollow" class="external" title="Bu makale için yorumlara üye ol.">Bu makale için yorumlara üye ol.</a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2011/03/28/durusu-yeter/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Said Nursi&#8217;nin el yazısındaki 29 Ekim notu</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2010/10/29/said-nursinin-el-yazisindaki-29-ekim-notu/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2010/10/29/said-nursinin-el-yazisindaki-29-ekim-notu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Oct 2010 11:19:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Risale izdüşümleri]]></category>
		<category><![CDATA[29 ekim cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Bediuzzaman Said Nursi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1374</guid>
		<description><![CDATA[Bir Cumhuriyet Bayramı esnasında Bediüzzaman Said Nursi ve talebeleri Afyon hapishanesinde tutuluyorlardı. Her zamanki gibi gizli cemiyetler kurmak gibi uyduruk bir suçlamayla yargılanıyorlardı. Bediüzzaman, çok kötü şartlara sahip hapishanenin camları kırık büyük bir koğuşun dondurucu soğuğunda adeta ölüme terk edilmişti. Bunlar yetmiyormuş gibi her fırsatta çeşitli tahrik yolları deneniyordu. Günlerden 29 Ekim’di. Afyon Hapishanesi Müdürü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://fatihiraz.net/wp-content/snbayrak.jpg"><br />
</a><img class="size-full wp-image-1375  aligncenter" title="snbayrak" src="http://fatihiraz.net/wp-content/snbayrak.jpg" alt="" width="448" height="280" /></p>
<p>Bir Cumhuriyet Bayramı esnasında Bediüzzaman Said Nursi ve talebeleri Afyon hapishanesinde tutuluyorlardı. Her zamanki gibi gizli cemiyetler kurmak gibi uyduruk bir suçlamayla yargılanıyorlardı.</p>
<p>Bediüzzaman, çok kötü şartlara sahip hapishanenin camları kırık büyük bir koğuşun dondurucu soğuğunda adeta ölüme terk edilmişti. Bunlar yetmiyormuş gibi her fırsatta çeşitli tahrik yolları deneniyordu.</p>
<p>Günlerden 29 Ekim’di. Afyon Hapishanesi Müdürü Mehmet Kayıhan, Said Nursî&#8217;nin koğuşuna Türk bayrağı asar. Amacı bellidir: Onu ve talebelerini tahrik etmek.</p>
<p>Her zaman olduğu gibi Bediüzzaman ve talebelerini tanımayan, anlamayan veya anlamak istemeyen yöneticiler bayrak hadisesi ile suçlanacak müşahhas delil peşindeydi. Halbuki, Bediüzzaman’ın hayatı o bayrağın temsil ettiği mana uğruna yapılmış fedakarlıklarla doluydu.</p>
<p><img title="nursi_cumhuriyet_yazi.jpg" src="http://www.risalehaber.com/images/other/nursi_cumhuriyet_yazi.jpg" alt="nursi_cumhuriyet_yazi.jpg" width="265" height="400" align="left" />Birinci dünya savaşında Ruslara karşı gönüllü alay kumandanı olarak çarpışmış ve yaralanıp esir düşmüştü. İstanbul’u işgal eden İngilizlere karşı ise kimsenin cesaret edemediği çıkışlarla halkı uyandırmıştı.</p>
<p>Bayrağı gören Bediüzzaman Said Nursi, <strong>el yazısıyla</strong>hapishane müdürü ve o günkü ülke yöneticilerine ders vererek şu notu gönderir.</p>
<p><em>“Müdür Bey size teşekkür ederim ki;</em></p>
<p><em>Kurtuluş Bayramının bayrağını benim koğuşuma taktırdınız. Hareket-i Milliyede İstanbul&#8217;da İngiliz ve Yunan aleyhindeki Hutuvat-ı Sitte eserimi tab ve neşrile belki bir fırka kadar hizmet ettiğimi Ankara bildi ki Mustafa Kemal şifre ile iki defa Ankara&#8217;ya taltif için istedi.<br />
Hatta demişti: Bu Kahraman Hoca bize lazımdır .<br />
Demek benim bu bayramda bu bayrağı takmak hakkımdır.</em></p>
<p><strong>Said Nursi&#8221;</strong></p>


<div class="shr-bookmarks shr-bookmarks-expand shr-bookmarks-center">
<ul class="socials">
		<li class="shr-twitter">
			<a href="http://twitter.com/home?status=Said+Nursi%27nin+el+yaz%C4%B1s%C4%B1ndaki+29+Ekim+notu+-+http://tinyurl.com/2uplnn9&amp;source=shareaholic" rel="nofollow" class="external" title="Bunu Tweet'le!">Bunu Tweet'le!</a>
		</li>
		<li class="shr-facebook">
			<a href="http://www.facebook.com/share.php?v=4&amp;src=bm&amp;u=http://fatihiraz.net/2010/10/29/said-nursinin-el-yazisindaki-29-ekim-notu/&amp;t=Said+Nursi%27nin+el+yaz%C4%B1s%C4%B1ndaki+29+Ekim+notu" rel="nofollow" class="external" title="Bunu paylaş:Facebook">Bunu paylaş:Facebook</a>
		</li>
		<li class="shr-friendfeed">
			<a href="http://www.friendfeed.com/share?title=Said+Nursi%27nin+el+yaz%C4%B1s%C4%B1ndaki+29+Ekim+notu&amp;link=http://fatihiraz.net/2010/10/29/said-nursinin-el-yazisindaki-29-ekim-notu/" rel="nofollow" class="external" title="Bunu paylaş:FriendFeed">Bunu paylaş:FriendFeed</a>
		</li>
		<li class="shr-gmail">
			<a href="https://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=cm&amp;fs=1&amp;tf=1&amp;su=Said+Nursi%27nin+el+yaz%C4%B1s%C4%B1ndaki+29+Ekim+notu&amp;body=Link: http://fatihiraz.net/2010/10/29/said-nursinin-el-yazisindaki-29-ekim-notu/ (shareaholic aracılığıyla)%0D%0A%0D%0A----%0D%0A %0D%0A%0D%0ABir%20Cumhuriyet%20Bayram%C4%B1%20esnas%C4%B1nda%20Bedi%C3%BCzzaman%20Said%20Nursi%20ve%20talebeleri%20Afyon%20hapishanesinde%20tutuluyorlard%C4%B1.%20Her%20zamanki%20gibi%20gizli%20cemiyetler%20kurmak%20gibi%20uyduruk%20bir%20su%C3%A7lamayla%20yarg%C4%B1lan%C4%B1yorlard%C4%B1.%0D%0A%0D%0ABedi%C3%BCzzaman%2C%20%C3%A7ok%20k%C3%B6t%C3%BC%20%C5%9Fartlara%20sahip%20hapishanenin%20camlar%C4%B1%20k%C4%B1r%C4%B1k%20b%C3%BCy%C3%BCk%20bir%20ko%C4%9Fu%C5" rel="nofollow" class="external" title="Bunu e-postala:Gmail">Bunu e-postala:Gmail</a>
		</li>
		<li class="shr-googlebookmarks">
			<a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://fatihiraz.net/2010/10/29/said-nursinin-el-yazisindaki-29-ekim-notu/&amp;title=Said+Nursi%27nin+el+yaz%C4%B1s%C4%B1ndaki+29+Ekim+notu" rel="nofollow" class="external" title="Bunu ekle:Google Bookmarks">Bunu ekle:Google Bookmarks</a>
		</li>
		<li class="shr-googlebuzz">
			<a href="http://www.google.com/buzz/post?url=http://fatihiraz.net/2010/10/29/said-nursinin-el-yazisindaki-29-ekim-notu/&amp;imageurl=" rel="nofollow" class="external" title="Google Buzz'da paylaş:">Google Buzz'da paylaş:</a>
		</li>
		<li class="shr-googlereader">
			<a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://fatihiraz.net/2010/10/29/said-nursinin-el-yazisindaki-29-ekim-notu/&amp;title=Said+Nursi%27nin+el+yaz%C4%B1s%C4%B1ndaki+29+Ekim+notu&amp;srcUrl=http://fatihiraz.net/2010/10/29/said-nursinin-el-yazisindaki-29-ekim-notu/&amp;srcTitle=Said+Nursi%27nin+el+yaz%C4%B1s%C4%B1ndaki+29+Ekim+notu&amp;snippet=%0D%0A%0D%0ABir%20Cumhuriyet%20Bayram%C4%B1%20esnas%C4%B1nda%20Bedi%C3%BCzzaman%20Said%20Nursi%20ve%20talebeleri%20Afyon%20hapishanesinde%20tutuluyorlard%C4%B1.%20Her%20zamanki%20gibi%20gizli%20cemiyetler%20kurmak%20gibi%20uyduruk%20bir%20su%C3%A7lamayla%20yarg%C4%B1lan%C4%B1yorlard%C4%B1.%0D%0A%0D%0ABedi%C3%BCzzaman%2C%20%C3%A7ok%20k%C3%B6t%C3%BC%20%C5%9Fartlara%20sahip%20hapishanenin%20camlar%C4%B1%20k%C4%B1r%C4%B1k%20b%C3%BCy%C3%BCk%20bir%20ko%C4%9Fu%C5" rel="nofollow" class="external" title="Bunu ekle:Google Reader">Bunu ekle:Google Reader</a>
		</li>
		<li class="shr-comfeed">
			<a href="http://fatihiraz.net/2010/10/29/said-nursinin-el-yazisindaki-29-ekim-notu/feed" rel="nofollow" class="external" title="Bu makale için yorumlara üye ol.">Bu makale için yorumlara üye ol.</a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2010/10/29/said-nursinin-el-yazisindaki-29-ekim-notu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ben dindar bir Cumhuriyetçiyim</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2010/10/29/ben-dindar-bir-cumhuriyetciyim/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2010/10/29/ben-dindar-bir-cumhuriyetciyim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Oct 2010 08:10:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Risale izdüşümleri]]></category>
		<category><![CDATA[29 ekim cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Bediuzzaman Said Nursi]]></category>
		<category><![CDATA[Risale-i Nur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1373</guid>
		<description><![CDATA[Eskişehir Mahkemesinde gizli kalmış, resmen zapta geçmemiş ve müdafaatımda dahi yazılmamış bir eski hatırayı ve lâtif bir vâkıa-i müdafaayı aynen beyan ediyorum. Orada benden sordular ki: “Cumhuriyet hakkında fikrin nedir?” Ben de dedim: Eskişehir mahkeme reisinden başka daha sizler dünyaya gelmeden ben dindar bir cumhuriyetçi olduğumu elinizdeki tarihçe-i hayatım ispat eder. Hülâsası şudur ki: O [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><img class="size-full wp-image-1307  aligncenter" title="bsn" src="http://fatihiraz.net/wp-content/bsn.jpg" alt="" width="244" height="374" /><br />
Eskişehir Mahkemesinde gizli kalmış, resmen zapta geçmemiş ve müdafaatımda dahi yazılmamış bir eski hatırayı ve lâtif bir vâkıa-i müdafaayı aynen beyan ediyorum.</p>
<p>Orada benden sordular ki:</p>
<p>“Cumhuriyet hakkında fikrin nedir?”</p>
<p>Ben de dedim:</p>
<p>Eskişehir mahkeme reisinden başka daha sizler dünyaya gelmeden ben dindar bir cumhuriyetçi olduğumu elinizdeki tarihçe-i hayatım ispat eder. Hülâsası şudur ki: O zaman şimdiki gibi, hâlî bir türbe kubbesinde inzivada idim. Bana çorba geliyordu. Ben de tanelerini karıncalara verirdim, ekmeğimi onun suyuyla yerdim.</p>
<p>İşitenler benden soruyordular; ben de derdim:</p>
<p>“Bu karınca ve arı milletleri cumhuriyetçidirler. O cumhuriyetperverliklerine hürmeten, tanelerini karıncalara verirdim.”</p>
<p>Sonra dediler:</p>
<p>“Sen Selef-i Sâlihîne muhalefet ediyorsun.”</p>
<p>Cevaben diyordum:</p>
<p>“Hulefâ-i Râşidîn, herbiri hem halife, hem reis-i cumhur idi. Sıddîk-ı Ekber (ra), Aşere-i Mübeşşere ve Sahabe-i Kirama elbette reis-i cumhur hükmünde idi. Fakat mânâsız isim ve resim değil, belki hakikat-i adaleti ve hürriyet-i şer’iyeyi taşıyan mânâ-yı dindar cumhuriyetin reisleri idiler.”</p>
<p>İşte, ey müdde-i umûmî ve mahkeme âzâları. Elli seneden beri bende bulunan bir fikrin aksiyle beni itham ediyorsunuz.</p>
<p>Eğer lâik cumhuriyet soruyorsanız, ben biliyorum ki, lâik mânâsı, bîtaraf kalmak, yani hürriyet-i vicdan düsturuyla, dinsizlere ve sefahetçilere ilişmediği gibi, dindarlara ve takvâcılara da ilişmez bir hükûmet telâkki ederim. On senedir—şimdi yirmi sene oluyorki—hayat-ı siyâsiye ve içtimâiyeden çekilmişim. Hükümet-i cumhuriye ne hal kesb ettiğini bilmiyorum. El’iyâzü billâh, eğer dinsizlik hesabına imanına ve âhiretine çalışanları mes’ul edecek kanunları yapan ve kabul eden bir dehşetli şekle girmişse, bunu size bilâperva ilân ve ihtar ederim ki, bin canım olsa, imana ve âhiretime feda etmeye hazırım. Ne yaparsanız yapınız, benim son sözüm “Hasbünallâhu ve ni’mel-vekîl” olarak, siz beni idam ve ağır ceza ile zulmen mahkûm etmenize mukabil derim:</p>
<p>“Ben Risale-i Nur’un keşf-i kat’îsiyle, idam olmuyorum. Belki terhis edilip nur âlemine ve saadet âlemine gidiyorum. Ve sizi, ey dalâlet hesabına bizi ezen bedbahtlar, idam-ı ebedî ile ve daimî haps-i münferitle mahkûm bildiğimden ve gördüğümden, tamamıyla intikamımı sizden alarak kemâl-i rahat-ı kalble teslim-i ruh etmeye hazırım.” (Târihçe-i Hayat)</p>
<p>Bediüzzaman Said Nursi</p>


<div class="shr-bookmarks shr-bookmarks-expand shr-bookmarks-center">
<ul class="socials">
		<li class="shr-twitter">
			<a href="http://twitter.com/home?status=Ben+dindar+bir+Cumhuriyet%C3%A7iyim+-+http://tinyurl.com/396h8qx&amp;source=shareaholic" rel="nofollow" class="external" title="Bunu Tweet'le!">Bunu Tweet'le!</a>
		</li>
		<li class="shr-facebook">
			<a href="http://www.facebook.com/share.php?v=4&amp;src=bm&amp;u=http://fatihiraz.net/2010/10/29/ben-dindar-bir-cumhuriyetciyim/&amp;t=Ben+dindar+bir+Cumhuriyet%C3%A7iyim" rel="nofollow" class="external" title="Bunu paylaş:Facebook">Bunu paylaş:Facebook</a>
		</li>
		<li class="shr-friendfeed">
			<a href="http://www.friendfeed.com/share?title=Ben+dindar+bir+Cumhuriyet%C3%A7iyim&amp;link=http://fatihiraz.net/2010/10/29/ben-dindar-bir-cumhuriyetciyim/" rel="nofollow" class="external" title="Bunu paylaş:FriendFeed">Bunu paylaş:FriendFeed</a>
		</li>
		<li class="shr-gmail">
			<a href="https://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=cm&amp;fs=1&amp;tf=1&amp;su=Ben+dindar+bir+Cumhuriyet%C3%A7iyim&amp;body=Link: http://fatihiraz.net/2010/10/29/ben-dindar-bir-cumhuriyetciyim/ (shareaholic aracılığıyla)%0D%0A%0D%0A----%0D%0A %0D%0AEski%C5%9Fehir%20Mahkemesinde%20gizli%20kalm%C4%B1%C5%9F%2C%20resmen%20zapta%20ge%C3%A7memi%C5%9F%20ve%20m%C3%BCdafaat%C4%B1mda%20dahi%20yaz%C4%B1lmam%C4%B1%C5%9F%20bir%20eski%20hat%C4%B1ray%C4%B1%20ve%20l%C3%A2tif%20bir%20v%C3%A2k%C4%B1a-i%20m%C3%BCdafaay%C4%B1%20aynen%20beyan%20ediyorum.%0D%0AOrada%20benden%20sordular%20ki%3A%0D%0A%0D%0A%E2%80%9CCumhuriyet%20hakk%C4%B1nda%20fikrin%20nedir%3F%E2%80%9D%0D%0A%0D%0ABen%20de%20dedim%3A%0D%0A%0D%0AEski%C5%9Fehir%20mahkeme%20reisinden" rel="nofollow" class="external" title="Bunu e-postala:Gmail">Bunu e-postala:Gmail</a>
		</li>
		<li class="shr-googlebookmarks">
			<a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://fatihiraz.net/2010/10/29/ben-dindar-bir-cumhuriyetciyim/&amp;title=Ben+dindar+bir+Cumhuriyet%C3%A7iyim" rel="nofollow" class="external" title="Bunu ekle:Google Bookmarks">Bunu ekle:Google Bookmarks</a>
		</li>
		<li class="shr-googlebuzz">
			<a href="http://www.google.com/buzz/post?url=http://fatihiraz.net/2010/10/29/ben-dindar-bir-cumhuriyetciyim/&amp;imageurl=" rel="nofollow" class="external" title="Google Buzz'da paylaş:">Google Buzz'da paylaş:</a>
		</li>
		<li class="shr-googlereader">
			<a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://fatihiraz.net/2010/10/29/ben-dindar-bir-cumhuriyetciyim/&amp;title=Ben+dindar+bir+Cumhuriyet%C3%A7iyim&amp;srcUrl=http://fatihiraz.net/2010/10/29/ben-dindar-bir-cumhuriyetciyim/&amp;srcTitle=Ben+dindar+bir+Cumhuriyet%C3%A7iyim&amp;snippet=%0D%0AEski%C5%9Fehir%20Mahkemesinde%20gizli%20kalm%C4%B1%C5%9F%2C%20resmen%20zapta%20ge%C3%A7memi%C5%9F%20ve%20m%C3%BCdafaat%C4%B1mda%20dahi%20yaz%C4%B1lmam%C4%B1%C5%9F%20bir%20eski%20hat%C4%B1ray%C4%B1%20ve%20l%C3%A2tif%20bir%20v%C3%A2k%C4%B1a-i%20m%C3%BCdafaay%C4%B1%20aynen%20beyan%20ediyorum.%0D%0AOrada%20benden%20sordular%20ki%3A%0D%0A%0D%0A%E2%80%9CCumhuriyet%20hakk%C4%B1nda%20fikrin%20nedir%3F%E2%80%9D%0D%0A%0D%0ABen%20de%20dedim%3A%0D%0A%0D%0AEski%C5%9Fehir%20mahkeme%20reisinden" rel="nofollow" class="external" title="Bunu ekle:Google Reader">Bunu ekle:Google Reader</a>
		</li>
		<li class="shr-comfeed">
			<a href="http://fatihiraz.net/2010/10/29/ben-dindar-bir-cumhuriyetciyim/feed" rel="nofollow" class="external" title="Bu makale için yorumlara üye ol.">Bu makale için yorumlara üye ol.</a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2010/10/29/ben-dindar-bir-cumhuriyetciyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Said&#8217;ler Bahçesi</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2010/10/10/saidler-bahcesi/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2010/10/10/saidler-bahcesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Oct 2010 23:27:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Risale izdüşümleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bediuzzaman Said Nursi]]></category>
		<category><![CDATA[risalehaber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1370</guid>
		<description><![CDATA[Fuzuli’nin ‘Hadikatü’s Süeda’ yani Saadete Ermişler Bahçesi veya bir diğer adıyla ‘Said’ler Bahçesi’ namıyla maruf bir eseri vardır. Kerbela’yı anlatır. Kerbela adeta dünya cehennemidir. Bir devrin Hiroşima ve Nagazaki&#8217;si gibidir. Genellikle ayette belirtildiği gibi, bir zorluğu bir kolaylık takip eder ve izler. Fransız atasözlerinde ise bela belayı celp veya takip eder. Kerbela da zorlukların cem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://farm4.static.flickr.com/3024/2974467895_0364afaf13.jpg"><img class="aligncenter" src="http://farm4.static.flickr.com/3024/2974467895_0364afaf13.jpg" alt="" width="263" height="361" /></a></p>
<p style="text-align: left;">Fuzuli’nin ‘Hadikatü’s Süeda’ yani Saadete Ermişler Bahçesi veya bir diğer adıyla ‘Said’ler Bahçesi’ namıyla maruf bir eseri vardır. Kerbela’yı anlatır. Kerbela adeta dünya cehennemidir. Bir devrin Hiroşima ve Nagazaki&#8217;si gibidir.  Genellikle ayette belirtildiği gibi, bir zorluğu bir kolaylık takip eder ve izler. Fransız atasözlerinde ise bela belayı celp veya takip eder. Kerbela da zorlukların cem olduğu bir mekandır. Adı üzerinde hem kerb hem de beladır. Zorlukların üst üste bindiği ve yığıldığı şaki bir diyardır.</p>
<p>Zamanların ve mekanların da kaderi vardır. Kutsal mekanlara mukabil menhus eyyamlar gibi menhus mekanlar da vardır. Sodom ve Gomore ve benzeri şekavet diyarları gibi. Mahal, mekan veya zaman bizatihi kötü değildir lakin kötülüğe mahal olduğunda kötü adla anılır.  Dolayısıyla her asrın bir Firavunu olduğu gibi bir de Musa’sı vardır. Haccac-ı Zalim karşısında müceddit olarak Ömer Abdulaziz gibilerin tezahür etmesi gibi. Elbette ki, Said’lerle şakiler arasında karşılaştırmalar ve muvazeneler yapılmalıdır. Yapılmıştır da. Dokuzuncusu yapılan Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’nun son gününde konuşma yapacak ağabeylerin takdimini ağabeyler kervanını yazan İhsan Atasoy yaptı. Takdimde hadis olarak bir sözü nakletti. Benim bildiğim kadarıyla bu söz bir hadis değil, kelam-ı kibardır. Kelam-ı kibar elbette ki kibar-ı kelamdır ve bu söz de öyledir. Sufilerin  muhipleriyle ve severleriyle alakalı sözlerinden birisi işte budur: La yeşka bihim celisuhum. Yani onlarla düşüp kalkan ve beraber olan da asla şaki olmaz.  Mevlana’nın dediği gibi esans ve güzel koku satanın yanında bulunan da güzel kokulardan hissemend ve nasiptar olur. Gerçekten de Said’lerle buluşan ve oturan şaki yani mahrum olmaz. Netice itibarıyla, sempatizanlar da iltihaken taraftar zümreyi teşkil etmektedirler. Onlar için de mahrumiyet yoktur. Said’lerle düşüp kalkan da Said’ler bahçesinin bir ferdidir.</p>
<p>Risale-i Nur dairesinde üç kategori vardır. Risale-i Nur ile münasebettar olan kişi, üç şıktan birisine dahil olur. “Ya dost olur, ya kardeş olur, ya talebe olur. Dostun hassası ve şartı budur ki: Katiyen Sözlere ve envâr-ı Kur&#8217;âniyeye dair olan hizmetimize ciddî taraftar olsun; ve haksızlığa ve bid&#8217;alara ve dalâlete kalben taraftar olmasın; kendine de istifadeye çalışsın.  Kardeşin hassası ve şartı şudur ki: Hakikî olarak Sözlerin neşrine ciddî çalışmakla beraber, beş farz namazını edâ etmek, yedi kebâiri işlememektir. Talebeliğin hassası ve şartı şudur ki: Sözleri kendi malı ve telifi gibi hissedip sahip çıksın ve en mühim vazife-i hayatiyesini onun neşir ve hizmeti bilsin.  İşte bu üç tabaka, benim üç şahsiyetimle alâkadardır: Dost, benim şahsî ve zâtî şahsiyetimle münasebettar olur. Kardeş, abdiyetim ve ubudiyet noktasındaki şahsiyetimle alâkadar olur. Talebe ise, Kur&#8217;ân-ı Hakîmin dellâlı cihetinde ve hocalık vazifesindeki şahsiyetimle münasebettardır.”</p>
<p>Risale-i Nur sahabe ve haliliyet mesleğini ihtiyar ve tercih ettiğinden dolayı kardeşlik muhabbetine azami derecede ehemmiyet verir ve hukukuna riayet eder. Bundan dolayı tasavvuftaki fena fi’ş şeyh makamını fina fi’l ihvan makamıyla mübadele eder. Peygamberimizin de ashabı yani arkadaşları ve dostları olduğu gibi ihvanı da vardır. İhvanı sonradan gelip de görmediği halde kendisine gıyaben iman edenlerdir. Hazreti peygamberle münasebet meşrep değil İslam dairesi olduğundan dolayı da sadece iki kategori vardır. Üçüncüsü de kalbi İslamiyet’e ısındırılanlardır. Hazreti Ömer bu kategoriyi kendi döneminde kifayete mazhar saydığından muvakkaten tatil etmiştir.</p>
<p>Günümüzde Saidlik veya Said’ler ne anlama gelmektedir? Çağımız ahirzaman ve fitneler çağıdır. Saidliğin ve Said’lerin bu çağa bakan hususi bir yüzü vardır. Bu yüz de hadislerde tarif edildiği gibi, Said’in fitneler çağında fitnelere direnen ve sabreden insan olmasıdır. Fitnelere uğramayandır. Ya da uğradığı halde yanmayandır.  Fitneler ve anarşi çağında İbni Ömer ve Hazreti Hasan gibi selametli davranandır. Kaynaştıran ama ayrıştıran olmayandır. Kabil karşısında Adem’in hayırlı oğlunu (Habil) bihakkın temsil eden yapı ve karakterdir. Aczi, fücura tercih etmektir. Dolayısıyla Bediüzzaman mesleği de aczu fakr ve şefkat ve tefekkür mesleğidir. Fitnenin galibi yoktur; ilacı sabır ve tevekküldür. Ebu Davud’un rivayet ettiği bir merfu hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: &#8220;Es saidu men cünnibel’l fitenu ve men übtiliye bişey’in minha fesabere fevahan sümme vahan&#8221; (Ebu Davud : 4263).. Yani &#8220;Said o kişidir ki, fitnelerden kaçındırılır, korunur ve ibtilalara sabır gösterir.&#8221; Asrımızda bu evsafa en fazla uyan şahsiyetlerin başında şüphesiz Bediüzzaman Said Nursi gelmektedir. Talebelerinin manevi ve temsili geçit yaptığı Wow Oteli de sempozyum günlerinde sanki ve adeta ahirzaman vahasını ve ‘Saidler bahçesini’ andırıyordu.</p>
<p>Mustafa Özcan &#8211; Risalehaber</p>


<div class="shr-bookmarks shr-bookmarks-expand shr-bookmarks-center">
<ul class="socials">
		<li class="shr-twitter">
			<a href="http://twitter.com/home?status=Said%27ler+Bah%C3%A7esi+-+http://tinyurl.com/37e7vkv&amp;source=shareaholic" rel="nofollow" class="external" title="Bunu Tweet'le!">Bunu Tweet'le!</a>
		</li>
		<li class="shr-facebook">
			<a href="http://www.facebook.com/share.php?v=4&amp;src=bm&amp;u=http://fatihiraz.net/2010/10/10/saidler-bahcesi/&amp;t=Said%27ler+Bah%C3%A7esi" rel="nofollow" class="external" title="Bunu paylaş:Facebook">Bunu paylaş:Facebook</a>
		</li>
		<li class="shr-friendfeed">
			<a href="http://www.friendfeed.com/share?title=Said%27ler+Bah%C3%A7esi&amp;link=http://fatihiraz.net/2010/10/10/saidler-bahcesi/" rel="nofollow" class="external" title="Bunu paylaş:FriendFeed">Bunu paylaş:FriendFeed</a>
		</li>
		<li class="shr-gmail">
			<a href="https://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=cm&amp;fs=1&amp;tf=1&amp;su=Said%27ler+Bah%C3%A7esi&amp;body=Link: http://fatihiraz.net/2010/10/10/saidler-bahcesi/ (shareaholic aracılığıyla)%0D%0A%0D%0A----%0D%0A %0D%0AFuzuli%E2%80%99nin%20%E2%80%98Hadikat%C3%BC%E2%80%99s%20S%C3%BCeda%E2%80%99%20yani%20Saadete%20Ermi%C5%9Fler%20Bah%C3%A7esi%20veya%20bir%20di%C4%9Fer%20ad%C4%B1yla%20%E2%80%98Said%E2%80%99ler%20Bah%C3%A7esi%E2%80%99%20nam%C4%B1yla%20maruf%20bir%20eseri%20vard%C4%B1r.%20Kerbela%E2%80%99y%C4%B1%20anlat%C4%B1r.%20Kerbela%20adeta%20d%C3%BCnya%20cehennemidir.%20Bir%20devrin%20Hiro%C5%9Fima%20ve%20Nagazaki%27si%20gibidir.%20%20Genellikle%20ayette%20belirtildi%C4%9Fi%20gibi%2C" rel="nofollow" class="external" title="Bunu e-postala:Gmail">Bunu e-postala:Gmail</a>
		</li>
		<li class="shr-googlebookmarks">
			<a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://fatihiraz.net/2010/10/10/saidler-bahcesi/&amp;title=Said%27ler+Bah%C3%A7esi" rel="nofollow" class="external" title="Bunu ekle:Google Bookmarks">Bunu ekle:Google Bookmarks</a>
		</li>
		<li class="shr-googlebuzz">
			<a href="http://www.google.com/buzz/post?url=http://fatihiraz.net/2010/10/10/saidler-bahcesi/&amp;imageurl=" rel="nofollow" class="external" title="Google Buzz'da paylaş:">Google Buzz'da paylaş:</a>
		</li>
		<li class="shr-googlereader">
			<a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://fatihiraz.net/2010/10/10/saidler-bahcesi/&amp;title=Said%27ler+Bah%C3%A7esi&amp;srcUrl=http://fatihiraz.net/2010/10/10/saidler-bahcesi/&amp;srcTitle=Said%27ler+Bah%C3%A7esi&amp;snippet=%0D%0AFuzuli%E2%80%99nin%20%E2%80%98Hadikat%C3%BC%E2%80%99s%20S%C3%BCeda%E2%80%99%20yani%20Saadete%20Ermi%C5%9Fler%20Bah%C3%A7esi%20veya%20bir%20di%C4%9Fer%20ad%C4%B1yla%20%E2%80%98Said%E2%80%99ler%20Bah%C3%A7esi%E2%80%99%20nam%C4%B1yla%20maruf%20bir%20eseri%20vard%C4%B1r.%20Kerbela%E2%80%99y%C4%B1%20anlat%C4%B1r.%20Kerbela%20adeta%20d%C3%BCnya%20cehennemidir.%20Bir%20devrin%20Hiro%C5%9Fima%20ve%20Nagazaki%27si%20gibidir.%20%20Genellikle%20ayette%20belirtildi%C4%9Fi%20gibi%2C" rel="nofollow" class="external" title="Bunu ekle:Google Reader">Bunu ekle:Google Reader</a>
		</li>
		<li class="shr-comfeed">
			<a href="http://fatihiraz.net/2010/10/10/saidler-bahcesi/feed" rel="nofollow" class="external" title="Bu makale için yorumlara üye ol.">Bu makale için yorumlara üye ol.</a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2010/10/10/saidler-bahcesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bediüzzaman referandumu haber vermiş miydi?</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2010/08/31/bediuzzaman-referandumu-haber-vermis-miydi/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2010/08/31/bediuzzaman-referandumu-haber-vermis-miydi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 20:09:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derkenar]]></category>
		<category><![CDATA[Risale izdüşümleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bediuzzaman Said Nursi]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan balcı]]></category>
		<category><![CDATA[Risale-i Nur]]></category>
		<category><![CDATA[risalehaber.com]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1346</guid>
		<description><![CDATA[Milletlerin kader günleri vardır. Farklı bir ifade ile bu günler için “eyyamullah” tabiri kullanılabilir. Bu günlerde olaylar alışılageldik şekilde sebep sonuç zinciri içerisinde cereyan etmezler! Küçük bir hareket büyük neticeler verebildiği gibi, gelecek bir iki asrı etkileyebilecek olayların yaşanması, kararların alınması mümkündür. Böyle günlerde insanların itimadını kazanmış, aklı başında önderlere olan ihtiyaç, tabiatıyla her zamankinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Milletlerin kader günleri vardır. Farklı bir ifade ile bu günler için “eyyamullah” tabiri kullanılabilir. Bu günlerde olaylar alışılageldik şekilde sebep sonuç zinciri içerisinde cereyan etmezler! Küçük bir hareket büyük neticeler verebildiği gibi, gelecek bir iki asrı etkileyebilecek olayların yaşanması, kararların alınması mümkündür. Böyle günlerde insanların itimadını kazanmış, aklı başında önderlere olan ihtiyaç, tabiatıyla her zamankinden daha fazladır.</p>
<p>Yakın tarihe bakıldığında yukarıdaki tarife uyan dönemlerden biri II. Meşrutiyetin ilanı ile yaşanmıştır. Adı geçen dönemde İmam Bediüzzaman hayattadır. İstibdat döneminden bir şekilde nemalanan çevrelerin meşrutiyetin dinsizlik olduğunu iddia etmesi karşısında O’nun yaptığı izahlar toplumu büyük ölçüde rahatlatmıştır.</p>
<p>Sadâret vasıtasıyla Şark aşiretlerine çektiği telgraf şöyledir.<br />
&#8220;Meşrutiyet ve kanun-u esasî işittiğiniz mesele ise, hakikî adalet ve meşveret-i şer&#8217;iyeden ibarettir; hüsn-ü telâkki ediniz. Muhafazasına çalışınız. Zira dünyevî saadetimiz Meşrutiyettedir. Ve istibdattan herkesten ziyade biz zarardîdeyiz.&#8221; (İki Mekteb-i Musibetin Şehadeti 21)</p>
<p>Hürriyetin insanlara Allah’ın bir hediyesi olduğunu ve meşrutiyetin Ku’ran’ın emri olan meşvereti hayata geçirmek anlamına geldiğini izah eden Üstad Şarkta büyük isyanların yaşanmasına engel olmuştur.</p>
<p>Devlet-i Âliye içerisinde Meşrutiyetin düşmanı sadece doğudaki aşiretler değildi elbette! Toplumum fazilet ve marifet ortalaması altı asırlık saltanat geleneğinden meşrutiyet idaresine geçebilecek düzeyde gelişmemişti. Kısa süre içerisinde bir şahıstaki zayıf istibdat, komitelerin ve çetelerin şiddetli istibdadına dönecekti.</p>
<p>Bediüzzaman, bu dönemde inanmış birkaç İslam fedaisi ile birlikte hakiki meşrutiyet için mücadelesine devam etti. “İslâmiyetin meşrutiyete inanmış hamiyetli fedâileri cevher-i hayat makamında bildikleri nimet-i meşrutiyeti şeriata tatbik edip ehl-i hükûmeti adalet namazında kıbleye irşad ve tam mukaddes şeriatı, meşrutiyet kuvvetiyle ila; ve meşrutiyeti, şeriat kuvvetiyle ibka; ve bütün seyyiat-ı sabıkayı muhalefet-i şeriat üzerine ilka etmek için telkinatta” bulunuyorlardı.</p>
<p>Üstadın Ahrarlar dediği çevre daha çok İttihad-ı Muhammedî Cemiyeti’nin etrafında toplanmıştı. İstibdat rejiminden beslenmek isteyen komitelerin tertib ettiği 31 Mart hadisesi üzerine dağıtıldılar.<br />
Meşrutiyet henüz doğmuşken beşiğinde boğulmuş, çetelerin, komitelerin, milletin şan ve şerefini kendine mal eden diktatörlerin resm-i geçitleri başlamıştı.</p>
<p>MEŞRUTİYET 100 YIL SONRA GELECEK</p>
<p>İmam Bediüzzaman, olaylara herkesin baktığı yerden bakmıyordu. Yaşananlar bir asır sonra gerçekleşecek bir hakikate işaret eden bir rüyadan ibaretti.  Ancak Üstad, adı ne olursa olsun “kânun hakimiyeti ve meşveret usülünü” esas alan yönetim tarzlarını destekleyecek, toplumun Kur’an’ın faziletleri ile süslenmesi gerektiği üzerinde ısrarla duracaktı.</p>
<p>Aşiretler arasında gezdiği (1910) yılı içerisinde asıl Meşrutiyetin 100 yıl sonra (2010) geleceğini haber verdi:</p>
<p>“Suâl: Tarif ettiğin meşrûtiyetin ne miktarı bize gelmiş ve niçin bütün gelmiyor?&#8221;<br />
Cevap: Ancak on kısımdan bir kısmı size gelebilmiş. Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehâletperver husumetefzâ olan sarp dağ ve derelerinizdeki vahşet ayılarından, cehâlet ejderhasından, husûmet kurtlarından bîçare meşrûtiyet korkar, kolaylıkla gelmeye cesâret edemez. Eğer siz tenbel kalıp da onun yolunu yapmazsanız, tenbellik etseniz, yüz sene sonra tamamen cemâlini göreceksiniz.” (Münazarat 19-27)</p>
<p>Vahşet, cehalet ve düşmanlığın hakim olduğu bir toplumda meşrutiyet ve kanun hakimiyeti sağlanamazdı. Mârifet ve fazîletten demiryolu yapılmalı, medeniyetin kemâlat  şimendiferine binen  meşrûtiyet, terakkiyât tohumlarını saçarak  memleketin en uzak köşelerine ulaşmalıydı.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.risalehaber.com/images/other/kurt_reisler.jpg" alt="" width="500" height="364" /></p>
<p>(Üstadın  ve Seyyid Abdülkadir&#8217;in çektiği telgraflar üzerine Meşrutiyet hükümetine itaat eden Kürd reisler.)</p>
<p>Bediüzzaman’ın meşrutiyetin gerçekleşme tarihi olarak verdiği 100 yıllık sürenin, referandum tartışmalarının yaşandığı bu günlerde dolması bereketli bir tevafuk olarak dikkat çekicidir.<br />
Öte yandan bu ifadeleri sadece şark vilayetleri için okumak ve anlamak büyük bir yanılgıdır. Belki biraz latife ile o zaman Üstadın işaret ettiği “vahşet ayıları, cehâlet ejderhaları, husûmet kurtları” şehre inmiştir denilebilir. Ya da Kafes ayıları, Balyoz ejderhaları, Ergenekon kurtları bugün meşrutiyetin önünü kesmek istiyorlar denilebilir.<br />
Bu günlerde eyyamullah tabir edilen kader günleri yeniden başlamıştır. Ya Üstadın yüz yıllık rüyası gerçekleşecek, İttihad-ı İslamın yolu açılacak, ya da bu da “fecr-i kazipmiş” deyip umutlar başka bir bahara saklanacak</p>
<p>AHRAR FIRKASI VE İMAM BEDİÜZZAMAN</p>
<p>Üstad ile Ahrar Fırkası arasında var olduğu ileri sürülen ilişki günümüzde bazı yanlış yorumlara kapı açmaktadır. (Bu konu etraflı bir şekilde ele alınmaya muhtaçtır.)<br />
Bu fırkayı İttihatçılardan ayıran en önemli özellik “adem-i merkeziyet” projesidir. Anlaşmazlıkların temelinde yatan düşünce budur. İttihatçılar bu teşebbüsün imparatorluğu dağıtacağını ileri sürmesi, Prens Sebahattin ve ekibini ayrı bir parti kurmaya yöneltmiştir. Üstad bu konuda İttihatçılara daha yakındır.</p>
<p>Üstadı kavramaya çalışırken O’na herhangi bir siyasi partinin gömleğini giydirmek o bâlâ kıymeti anlamamak demektir. Üstad, fikir ve dava sahibi bir imamdır. Ahrarcı ya da İttihatçı olmaz! Dikkatli okunursa O’nun kastettiği Ahrarların İttihad-ı Muhammedî Cemiyeti etrafındaki alimler olduğu rahat bir şekilde görülür.</p>
<p>Üstad bir asra yaklaşan mücadelesinde “fikir istikametini” her zaman korumuştur. İstibdadı kimde görmüşse tokatlamış, hürriyeti nerede bulmuşsa alkışlamıştır. Ahrarların “teşebbüsü-i şahsî” tezlerine paralel çizgide fikirler üretmiş, İttihatçıların Mason olmayan, hamiyetli kesimi ile dostluğunu korumuştur.</p>
<p>Bu çizgi Cumhuriyet döneminde aynı istikamette gelişmiştir. Tek parti (Halkçı) zihniyetinin iktidarını İslamiyet’e mutlak zarar olarak görmüş, buna karşılık halkın ekseriyetini temsil eden demokrat zihniyete destek vermiştir. Bunu yaparken iktidar olamayacakları açık olan milliyetçi ve İslamcı siyasetçilerin, halkçılar karşısında demokratları zayıflatmamalarına dikkat çekmiştir.</p>
<p>Bu düsturu çok iyi kavrayan Nur talebeleri siyasi tercihler konusunda çoğunlukla zorlanmamıştır. Ancak siyasete farklı niyetlerle giren bazı isimlerin, zamanla cellatlarına aşık oldukları görülmüştür. Zira halkın ekseriyetini temsil eden demokrat zihniyet, farklı bir isim ile ortaya çıktığında eski ağaların çadırlarını terk etmemişlerdir.<br />
Bu hareketlerini izah ederken Üstad’ın Ahrar Fırkası ile var olduğunu düşündükleri  –tamamen yanlış yorumdan kaynaklanan- ilişkiyi referans göstermekte, azınlık da olsa muhalif de olsa “biz demokratız, nitekim Üstad da bu durumdaki Ahrar Fırkasına girdi” demektedirler.</p>
<p>Üstad’ın Ahrar Fırkası ile bahsedilen tarzda bir ilişkisi olmadığı gibi, Türkiye’de demokratlar azınlık olmazlar. Ancak adı demokrat, tadı Ergenekon şubesi olan kulüpler her zaman bulunabilir. Burada bulunmak adına Üstad’ın 100 yıllık meşrutiyet müjdesine karşı çıkmak büyük bir talihsizliktir.</p>
<p>Suâl: &#8220;Şimdi fenalığı da görüyoruz, iyiliği de görüyoruz. Meşrûtiyetin âsârı hangisi, ötekisinin âsârı hangisidir?&#8221;<br />
Cevap: Ne kadar iyilik var, meşrûtiyetin ziyâsındandır; ne kadar fenalık var, ya eski istibdâdın zulmetinden, yahut meşrûtiyet nâmıyla yeni bir istibdâdın zulmündendir.</p>
<p>Ramazan Balcı-Risalehaber.com<br />
31.08.2010</p>


<div class="shr-bookmarks shr-bookmarks-expand shr-bookmarks-center">
<ul class="socials">
		<li class="shr-twitter">
			<a href="http://twitter.com/home?status=Bedi%C3%BCzzaman+referandumu+haber+vermi%C5%9F+miydi%3F+-+http://tinyurl.com/324xa5u&amp;source=shareaholic" rel="nofollow" class="external" title="Bunu Tweet'le!">Bunu Tweet'le!</a>
		</li>
		<li class="shr-facebook">
			<a href="http://www.facebook.com/share.php?v=4&amp;src=bm&amp;u=http://fatihiraz.net/2010/08/31/bediuzzaman-referandumu-haber-vermis-miydi/&amp;t=Bedi%C3%BCzzaman+referandumu+haber+vermi%C5%9F+miydi%3F" rel="nofollow" class="external" title="Bunu paylaş:Facebook">Bunu paylaş:Facebook</a>
		</li>
		<li class="shr-friendfeed">
			<a href="http://www.friendfeed.com/share?title=Bedi%C3%BCzzaman+referandumu+haber+vermi%C5%9F+miydi%3F&amp;link=http://fatihiraz.net/2010/08/31/bediuzzaman-referandumu-haber-vermis-miydi/" rel="nofollow" class="external" title="Bunu paylaş:FriendFeed">Bunu paylaş:FriendFeed</a>
		</li>
		<li class="shr-gmail">
			<a href="https://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=cm&amp;fs=1&amp;tf=1&amp;su=Bedi%C3%BCzzaman+referandumu+haber+vermi%C5%9F+miydi%3F&amp;body=Link: http://fatihiraz.net/2010/08/31/bediuzzaman-referandumu-haber-vermis-miydi/ (shareaholic aracılığıyla)%0D%0A%0D%0A----%0D%0A Milletlerin%20kader%20g%C3%BCnleri%20vard%C4%B1r.%20Farkl%C4%B1%20bir%20ifade%20ile%20bu%20g%C3%BCnler%20i%C3%A7in%20%E2%80%9Ceyyamullah%E2%80%9D%20tabiri%20kullan%C4%B1labilir.%20Bu%20g%C3%BCnlerde%20olaylar%20al%C4%B1%C5%9F%C4%B1lageldik%20%C5%9Fekilde%20sebep%20sonu%C3%A7%20zinciri%20i%C3%A7erisinde%20cereyan%20etmezler%21%20K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk%20bir%20hareket%20b%C3%BCy%C3%BCk%20neticeler%20verebildi%C4%9Fi%20gibi%2C%20gelecek%20bir%20iki%20asr%C4%B1%20etkile" rel="nofollow" class="external" title="Bunu e-postala:Gmail">Bunu e-postala:Gmail</a>
		</li>
		<li class="shr-googlebookmarks">
			<a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://fatihiraz.net/2010/08/31/bediuzzaman-referandumu-haber-vermis-miydi/&amp;title=Bedi%C3%BCzzaman+referandumu+haber+vermi%C5%9F+miydi%3F" rel="nofollow" class="external" title="Bunu ekle:Google Bookmarks">Bunu ekle:Google Bookmarks</a>
		</li>
		<li class="shr-googlebuzz">
			<a href="http://www.google.com/buzz/post?url=http://fatihiraz.net/2010/08/31/bediuzzaman-referandumu-haber-vermis-miydi/&amp;imageurl=" rel="nofollow" class="external" title="Google Buzz'da paylaş:">Google Buzz'da paylaş:</a>
		</li>
		<li class="shr-googlereader">
			<a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://fatihiraz.net/2010/08/31/bediuzzaman-referandumu-haber-vermis-miydi/&amp;title=Bedi%C3%BCzzaman+referandumu+haber+vermi%C5%9F+miydi%3F&amp;srcUrl=http://fatihiraz.net/2010/08/31/bediuzzaman-referandumu-haber-vermis-miydi/&amp;srcTitle=Bedi%C3%BCzzaman+referandumu+haber+vermi%C5%9F+miydi%3F&amp;snippet=Milletlerin%20kader%20g%C3%BCnleri%20vard%C4%B1r.%20Farkl%C4%B1%20bir%20ifade%20ile%20bu%20g%C3%BCnler%20i%C3%A7in%20%E2%80%9Ceyyamullah%E2%80%9D%20tabiri%20kullan%C4%B1labilir.%20Bu%20g%C3%BCnlerde%20olaylar%20al%C4%B1%C5%9F%C4%B1lageldik%20%C5%9Fekilde%20sebep%20sonu%C3%A7%20zinciri%20i%C3%A7erisinde%20cereyan%20etmezler%21%20K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk%20bir%20hareket%20b%C3%BCy%C3%BCk%20neticeler%20verebildi%C4%9Fi%20gibi%2C%20gelecek%20bir%20iki%20asr%C4%B1%20etkile" rel="nofollow" class="external" title="Bunu ekle:Google Reader">Bunu ekle:Google Reader</a>
		</li>
		<li class="shr-comfeed">
			<a href="http://fatihiraz.net/2010/08/31/bediuzzaman-referandumu-haber-vermis-miydi/feed" rel="nofollow" class="external" title="Bu makale için yorumlara üye ol.">Bu makale için yorumlara üye ol.</a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2010/08/31/bediuzzaman-referandumu-haber-vermis-miydi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Üstadın Vefası</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2010/07/07/ustadin-vefasi/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2010/07/07/ustadin-vefasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2010 18:06:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Risale izdüşümleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bediuzzaman Said Nursi]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan balcı]]></category>
		<category><![CDATA[risalehaber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1338</guid>
		<description><![CDATA[Vefa imandandır, vefası olmayanın imanı olmaz demiş söz sahibi, ‘kıyamet gününde her vefasızın başına bir bayrak dikilir, bu vefasızlık etmiştir diye alem halkına ilan edilir’ buyurur Alemin Efendisi. Allah’a karşı vefa Rasülüne karşı vefa Üstadına karşı vefa Sevenlerine karşı vefa Binbir rengi var vefanın. İmam Nursi bir vefa imamı. Sadece insanlara karşı değil, sığındığı yüce [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://farm4.static.flickr.com/3024/2974467895_0364afaf13.jpg" alt="" width="263" height="361" /></p>
<p>Vefa imandandır, vefası olmayanın imanı olmaz demiş söz sahibi, ‘kıyamet gününde her vefasızın başına bir bayrak dikilir, bu vefasızlık etmiştir diye alem halkına ilan edilir’ buyurur Alemin Efendisi.</p>
<p>Allah’a karşı vefa<br />
Rasülüne karşı vefa<br />
Üstadına karşı vefa<br />
Sevenlerine karşı vefa</p>
<p>Binbir rengi var vefanın. İmam Nursi bir vefa imamı.  Sadece insanlara karşı değil, sığındığı yüce dağlara, zikir arkadaşı ulu çınarlara, kullandığı eşyalara karşı vefa imamı. Kim bilir Allah’a karşı vefası nasıldı. Ona denk bir gönül bulunsa da bu gönül bestesinin nağmesini bize duyurabilseydi ah ne olurdu. Ah ne olurdu O’nun Allah Rasülüne karşı olan vefasını anlaya bilseydik. Söz tükenince sükut haddini bilmektir&#8230;!</p>
<p>“ÜSTADIM GELECEK” DİYE BEKLEYEN BİR VEFA ÖRNEĞİ</p>
<p>İmam Bediüzzaman talebelerine “en yakın dost ve en fedakâr arkadaş ve en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmerd kardeş olmak iktiza eder” der ve öyle ederdi.<br />
Ben Urfa’ya geleceğim beni orada bekle dediği için on yıl orada “Üstadım gelecek” diye bekleyen bir vefa örneği şöyle derdi; “Üstadımız hiç kimseyi incitmek istemediği gibi, eski sadık dostlarını da hiç unutmaz, onları ne zaman hatırlarsa göz yaşı dökerdi. Onun şefkatini ve dostlarına sadakatını bilmeyen azdır.”(1)</p>
<p>İslam’a, Devlet-i Âliyye’ye, hilafet saltanatına, ezana, Kur’ana, ecdad yadigarı şanlı maziyi şerefle temsil eden her şeye ihanet edildiği bir dönemde bir avuç insan, kırık birkaç gönülle bir vefa burcu dikmek için yola çıkmışlardı. Tek bir şiarları vardı, sadakat. Bir tek dili konuşuyorlardı vefa.<br />
“Dahi nezrim bu ki bu can sana kurban olacak” diyen, canını o vefa sultanına kurban ediyordu ayrılık saatinde.<br />
Eğer ona vefa yolunda, ecel şerbeti içmek gerekirse, “Ya Rab Canımı al Üstadıma zarar gelmesin” diyor hemen orada candan geçiyordu.<br />
Eğer lazım olsaydı o “vefa kafilesi” birer birer canlarını sunacaklardı. Asrın imamının önünde.</p>
<p>Vefa kafilesi, Eskişehir’de sınandılar, Denizli’de sınandılar,  Afyon’da sınandılar.  Hayatı bırakıp ölüme döndüler ama sözlerinden dönmediler, Üstadlarının ardından çekilmediler.  Bir vefa burcu diktiler tarihin önüne. Türk milletinin bin yıllık mazisine yakışır bir vefa destanı yazdılar. Sabırla, çileyle, gözyaşına katık olmuş dua ile. Geçen ecdadımız, ya da parlak bir istikbalde gelecek olan neslimiz dönüp o günlere baktıkları zaman ‘tüh şu vefasız zamana’  diyeceklerken, yüz akımız oldular. Şerefimizi kurtardılar.</p>
<p>BEDİÜZZAMAN GÜNLERCE HAFIZ ALİ’NİN ARDINDAN AĞLADI</p>
<p>Hafız Ali üstadının hastalığını işitmiş, “Ya Rab üstadımın yerine beni al” diye dünyayı bırakıp berzaha gitmiş.<br />
Geride kalanlar anlattı:<br />
&#8220;Denizli Hapishanesinin sıkıntı, meşakkat, rutubet ve betonunun insan kanını bir sünger gibi emmesine dayanamayan İslâm köylü Hafız Ali (Ergün) hastalandı ve vefat etti.<br />
Çok zayıf ve nahifti, Allah yolunda, gurbet hapishanesinde şehid olmuştu. Kıymetli bir Nur talebesi idi. Hapishaneden beraet edip tahliyemizde, Üstadımızın ilk işi Denizli&#8217;nin yeşillikler içindeki kabristanına gitmek oldu. Hafız Ali&#8217;nin kabri başında Kur&#8217;ân okundu. Üstad hazin bir dua yaptı. Elini semaya kaldırdı. &#8216;Bu şehid bir yıldızdır&#8217; dedi. O sırada gayr-i ihtiyarî başımızı kaldırdığımızda, semada ışıl ışıl bir yıldız parlıyordu.”(2) </p>
<p>Vefa sultanı Denizli hapsinden tahliye edildikten sonra iki ay kadar şehri terk edip gidemedi.  Günlerce Hafız Ali’nin ardından ağladı. “O büyük şehid, Denizli&#8217;yi bana sevdiriyor, daha buradan gitmek istemiyorum” diyordu.<br />
Bu arada iki defa hapishaneye geldi. İçerdeki mahkûmları ziyaret edip, görüşmek istedi. Fakat Deli Müdür razı olmadı, görüştürmedi.(3)</p>
<p>İÇERİDE NURLU ÜSTAD, SADIK BEY&#8217;İ AYAKTA BEKLİYORDU</p>
<p>Onu anlayamayanlar onun yüreğindeki sevgiyi kıskanıyorlardı. Dünyayı kasıp kavuracak silahları icad etmişlerdi gerçi, binlerce masumu yetim bırakacak yangınlar çıkarabiliyorlardı. Ama İmam Nursi’nin etrafındaki vefa burcunu yıkamıyorlar, zeminin kalbine saldığı sevgi çığlığını susturamıyorlardı.<br />
Şaşkındılar şaşkın kaldılar. Şaşkınlıklar içinde çaresizlikle Emirdağ’a sürgün ettiler. Günler akıp gitti bir süre.<br />
Ve bir gün Denizli Hapsinin acılarını, sevinçlerini kalbinde toplayıp gelen bir Bey’in o vefa  sultanının kapısına geldiğini haber verdiler.<br />
&#8220;İçeride Nurlu Üstad, Sadık Bey&#8217;i ayakta bekliyordu. Sadık Bey ani ve çevik bir hareketle Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin ayaklarına kapandı.  Sadık Bey hüngür hüngür ağlıyordu. Ilgaz dağlarının namlı yiğidi Sadık Bey, Ulu Sultanın huzurlarında âdeta masum bir çocuk olmuştu.<br />
Üstad omuzlarından tutmuş; &#8216;Kalk kardaşım Sadık Bey, kalk&#8217; diye kaldırmaya çalışıyordu ama ne mümkün!<br />
&#8220;Evladım, Sadık Bey, kalk ayağa bana hakkını helâl et. Sen bana Denizli hapsinde dokuz ay çorba pişirdin, bana hakkını helâl et&#8217; diyordu.<br />
Nice zaman sonra Sadık Bey ayağa kalktı,  kucaklaştılar,  bir kucaklaştılar ki, aman yâ Rabbim, ne muhabbet, ne samimiyet!” (4)</p>
<p>İKİ TATAR KADIN RİSALE-İ NUR KÜLLİYATINI YAZMAMA VESİLE OLDULAR</p>
<p>Bir gün huzuruna bir ziyaretçisini kabul etti. Ona sordu “Kardaşım sen hangi millettensin”<br />
“Tatarım” dedi. Üstadım ben Tatarım!<br />
Bu kelime çok uzaklara aldı götürdü Üstadı. 30-40 yıl öncesine. Sibirya’nın soğuk kar çöllerinde, uzun ıssız gecelerinde esir kaldığı yıllara:<br />
&#8220;Bir zamanlar esarette iken, Kosturma&#8217;da iki ihtiyar Tatar kadını, bir küçük pencereden benim yiyeceğimi getirip, bana yardım ediyorlardı. Belki de onlar benim kurtulmama ve Risale-i Nur Külliyatını yazmama vesile oldular. Bütün Tatar kabilelerini beş vakit duama kabul etmişim.<br />
Hattâ 1948&#8242;de bana zehir veren Afyon savcısı da Tatar’dı. Abdülvahid, sen neredeyse onu ara bul, mektup yaz. Cehennemin azaplarını çekeceğimi bilsem, ondan hak talep etmeyeceğim. Hakkımı helâl ettim.” (5) </p>
<p>Aziz Üstadım! Sen bizleri affet! Seni ne dostlarına ne düşmanlarına hakkıyla tanıtamadık!<br />
Feleğin kadri müsait olsaydı da seni anlatanlar senin soluğunu buzullara üfleyebilselerdi. Gül gülistana dönerdi kutuplar.<br />
Emanet ettiğin Nur tohumlarına, senin sevgin ile su verip vefayın toprağına dikebilseydik eğer, ölmüş kalplerin gıdası olurdu bütün satırlar!<br />
Gurbet ne demek ona sormalı, gariplik ne demek o bilir elbet. Asırın garibi, kimsesizliği bilmez mi?</p>
<p>“Bir tane çok fakir bir kadın vardı. Dokuz yaşında bir çocukları ölmüştü. O çocuğun cenazesinin arkasından Bediüzzaman Hazretleri kabre kadar gitmişti. Herkes ‘Bediüzzaman gidiyor’ diyordu. Orada ben de görmüştüm.”(6)</p>
<p>BARLA’DAKİ ÇINAR AĞACINI GÖRÜR GÖRMEZ YAŞLAR BOŞALDI</p>
<p>Üstadın yaşadığı menzillere vefasının, madde-menfeat kıskacı arasında sıkışıp kalan gönüllerce anlaşılması oldukça zor olsa da anlamayı denemek yeni bir yolculuğa çıkmak değil midir?<br />
&#8220;Ben Barla&#8217;yı, Süleyman ve Tevfik gibi kardeşlerimi unutamıyorum. Hayalen çok vakitlerde kendimi orada tahayyül ediyordum. Ahir hayatımı da o mübarek yerde geçirmek isterdim ve bazı vakitte Senirkent&#8217;te oturmak arzu ederdim. Fakat şimdilik ihtiyar elimde değil. Isparta ve civarı benim için taşı toprağıyla mübarektir. Isparta&#8217;nın Medreset&#8217;üz-Zehrâsı ise; umum Anadolu Üniversitesi ve alem-i İslâmın darü&#8217;l-fünunu olacağını kuvvetle ümit ediyoruz. Onun için ben kabrimi o havalide istiyorum.&#8217;</p>
<p>Vefa sultanı olan Nur Üstad, ilk talebelerinin bulunduğu Nurların telif merkezi olan Barla’yı 25 yıl kadar göremedi. Gözlerini yummakla gündüzü gece yapacaklarını sananlar onu serbest bırakmamışlar yıllar yılı zindan hücrelerinde ya da göz hapsinde tutmuşlardı.<br />
Yalancı fecrin doğduğu yıllarda yaşanan yarı aydınlık bir günde Barla’ya döndü:<br />
Barla’ya geldiğinde güzel bir bahar günüydü. Barla&#8217;daki talebelerinin mühim bir kısmı Üstad&#8217;ı karşıladılar. Üstad, sekiz senelik ikâmetgahı olan Medrese-i Nuriyesine yaklaşırken kendini tutamadı, mübarek gözlerinden yaşlar boşandı. Haşmetli çınar ağacı da adeta kendisini selâmlıyordu. Üstad, o mübarek çınar ağacına sarılmış hıçkırıklarla ağlıyordu. Yanındaki talebeleri ve ahaliden kendisini yalnız bırakmalarını istedi. Sonra, Nur Dershanesi olan odasına girdi ve iki saat kadar kaldı, hazin ağlayışı dışarıdan işitiliyordu. (7)</p>
<p>VE 40 YILLIK KAŞIK VEFASI</p>
<p> Üstadımız kullandığı eşyalarına karşı da vefalı davranırdı.<br />
&#8220;Birgün Zübeyir, ortasından kırılmış bir kaşık getirdi. Bu kaşığı tamir etmem için Üstad göndermişti. Kaşık alüminyum olduğu için kaynak tutmuyordu. Kolayından gidip, on kuruşa bir çay kaşığı aldım, bunu Üstada götürdüm. Üstad bana, &#8216;Kardaşım sen bilmiyor musun? Bu kaşık benim kırk yıllık arkadaşımdır&#8217; dedi. Bu defa çaresiz tekrar dükkâna geldim. Küçük bir saç kestim kıvırdım ve kaşığı içine geçirip  iyice sıkıştırdım. Sağlamlaşınca götürüp Üstada verdim. Çok memnun oldu ve bu tamirat için bana yirmi beş kuruş verdi.”(8)</p>
<p>Senin hatıralarına biz de vefa göstereceğiz Üstadım! Bu hatıralar vefasını kaybetmiş bir dünyada bize can azığı olmaya devam edecekler.</p>
<p>DİPNOTLAR:<br />
1-Abdullah Yeğin, Necmeddin Şahiner, Son Şahitler. 1/377<br />
2-Selahaddin Çelebi, Şahiner, 1/143<br />
3-Hasan Değirmenci Gardiyan, Şahiner, c1.s.32<br />
4-İsmail Fakazlı, Şahiner, 5/43<br />
5-Abdülvahid Tabakçı, Eskişehir, Tatar’dır, Şahiner, 3/64<br />
6-Zehra Dolmacı, Bediüzzaman’ı Gören Hanımlar, s. 108<br />
7-tarihçe-i Hayat, s. 675<br />
8-Abdullah gayretli oğlu, Emirdağ, kalaycı, şahiner, 4/21</p>
<p>Ramazan Balcı-Risalehaber.com<br />
06.07.2010</p>


<div class="shr-bookmarks shr-bookmarks-expand shr-bookmarks-center">
<ul class="socials">
		<li class="shr-twitter">
			<a href="http://twitter.com/home?status=%C3%9Cstad%C4%B1n+Vefas%C4%B1+-+http://tinyurl.com/3a2cw7q&amp;source=shareaholic" rel="nofollow" class="external" title="Bunu Tweet'le!">Bunu Tweet'le!</a>
		</li>
		<li class="shr-facebook">
			<a href="http://www.facebook.com/share.php?v=4&amp;src=bm&amp;u=http://fatihiraz.net/2010/07/07/ustadin-vefasi/&amp;t=%C3%9Cstad%C4%B1n+Vefas%C4%B1" rel="nofollow" class="external" title="Bunu paylaş:Facebook">Bunu paylaş:Facebook</a>
		</li>
		<li class="shr-friendfeed">
			<a href="http://www.friendfeed.com/share?title=%C3%9Cstad%C4%B1n+Vefas%C4%B1&amp;link=http://fatihiraz.net/2010/07/07/ustadin-vefasi/" rel="nofollow" class="external" title="Bunu paylaş:FriendFeed">Bunu paylaş:FriendFeed</a>
		</li>
		<li class="shr-gmail">
			<a href="https://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=cm&amp;fs=1&amp;tf=1&amp;su=%C3%9Cstad%C4%B1n+Vefas%C4%B1&amp;body=Link: http://fatihiraz.net/2010/07/07/ustadin-vefasi/ (shareaholic aracılığıyla)%0D%0A%0D%0A----%0D%0A %0D%0AVefa%20imandand%C4%B1r%2C%20vefas%C4%B1%20olmayan%C4%B1n%20iman%C4%B1%20olmaz%20demi%C5%9F%20s%C3%B6z%20sahibi%2C%20%E2%80%98k%C4%B1yamet%20g%C3%BCn%C3%BCnde%20her%20vefas%C4%B1z%C4%B1n%20ba%C5%9F%C4%B1na%20bir%20bayrak%20dikilir%2C%20bu%20vefas%C4%B1zl%C4%B1k%20etmi%C5%9Ftir%20diye%20alem%20halk%C4%B1na%20ilan%20edilir%E2%80%99%20buyurur%20Alemin%20Efendisi.%0D%0A%0D%0AAllah%E2%80%99a%20kar%C5%9F%C4%B1%20vefa%0D%0ARas%C3%BCl%C3%BCne%20kar%C5%9F%C4%B1%20vefa%0D%0A%C3%9Cstad%C4%B1na%20kar%C5%9F%C4%B1%20vefa%0D" rel="nofollow" class="external" title="Bunu e-postala:Gmail">Bunu e-postala:Gmail</a>
		</li>
		<li class="shr-googlebookmarks">
			<a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://fatihiraz.net/2010/07/07/ustadin-vefasi/&amp;title=%C3%9Cstad%C4%B1n+Vefas%C4%B1" rel="nofollow" class="external" title="Bunu ekle:Google Bookmarks">Bunu ekle:Google Bookmarks</a>
		</li>
		<li class="shr-googlebuzz">
			<a href="http://www.google.com/buzz/post?url=http://fatihiraz.net/2010/07/07/ustadin-vefasi/&amp;imageurl=" rel="nofollow" class="external" title="Google Buzz'da paylaş:">Google Buzz'da paylaş:</a>
		</li>
		<li class="shr-googlereader">
			<a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://fatihiraz.net/2010/07/07/ustadin-vefasi/&amp;title=%C3%9Cstad%C4%B1n+Vefas%C4%B1&amp;srcUrl=http://fatihiraz.net/2010/07/07/ustadin-vefasi/&amp;srcTitle=%C3%9Cstad%C4%B1n+Vefas%C4%B1&amp;snippet=%0D%0AVefa%20imandand%C4%B1r%2C%20vefas%C4%B1%20olmayan%C4%B1n%20iman%C4%B1%20olmaz%20demi%C5%9F%20s%C3%B6z%20sahibi%2C%20%E2%80%98k%C4%B1yamet%20g%C3%BCn%C3%BCnde%20her%20vefas%C4%B1z%C4%B1n%20ba%C5%9F%C4%B1na%20bir%20bayrak%20dikilir%2C%20bu%20vefas%C4%B1zl%C4%B1k%20etmi%C5%9Ftir%20diye%20alem%20halk%C4%B1na%20ilan%20edilir%E2%80%99%20buyurur%20Alemin%20Efendisi.%0D%0A%0D%0AAllah%E2%80%99a%20kar%C5%9F%C4%B1%20vefa%0D%0ARas%C3%BCl%C3%BCne%20kar%C5%9F%C4%B1%20vefa%0D%0A%C3%9Cstad%C4%B1na%20kar%C5%9F%C4%B1%20vefa%0D" rel="nofollow" class="external" title="Bunu ekle:Google Reader">Bunu ekle:Google Reader</a>
		</li>
		<li class="shr-comfeed">
			<a href="http://fatihiraz.net/2010/07/07/ustadin-vefasi/feed" rel="nofollow" class="external" title="Bu makale için yorumlara üye ol.">Bu makale için yorumlara üye ol.</a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2010/07/07/ustadin-vefasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bize ne?</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2010/04/02/bize-ne-2/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2010/04/02/bize-ne-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Apr 2010 19:52:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kelimeler Konuşunca]]></category>
		<category><![CDATA[Risale izdüşümleri]]></category>
		<category><![CDATA[barla lahikası]]></category>
		<category><![CDATA[Bediuzzaman Said Nursi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1312</guid>
		<description><![CDATA[Bunu Tweet'le! Bunu paylaş:Facebook Bunu paylaş:FriendFeed Bunu e-postala:Gmail Bunu ekle:Google Bookmarks Google Buzz'da paylaş: Bunu ekle:Google Reader Bu makale için yorumlara üye ol.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://fatihiraz.net/wp-content/bizene.jpg"><img class="size-full wp-image-1311  aligncenter" title="bizene" src="http://fatihiraz.net/wp-content/bizene.jpg" alt="" width="500" height="349" /></a></p>


<div class="shr-bookmarks shr-bookmarks-expand shr-bookmarks-center">
<ul class="socials">
		<li class="shr-twitter">
			<a href="http://twitter.com/home?status=Bize+ne%3F+-+http://tinyurl.com/y8a2rwn&amp;source=shareaholic" rel="nofollow" class="external" title="Bunu Tweet'le!">Bunu Tweet'le!</a>
		</li>
		<li class="shr-facebook">
			<a href="http://www.facebook.com/share.php?v=4&amp;src=bm&amp;u=http://fatihiraz.net/2010/04/02/bize-ne-2/&amp;t=Bize+ne%3F" rel="nofollow" class="external" title="Bunu paylaş:Facebook">Bunu paylaş:Facebook</a>
		</li>
		<li class="shr-friendfeed">
			<a href="http://www.friendfeed.com/share?title=Bize+ne%3F&amp;link=http://fatihiraz.net/2010/04/02/bize-ne-2/" rel="nofollow" class="external" title="Bunu paylaş:FriendFeed">Bunu paylaş:FriendFeed</a>
		</li>
		<li class="shr-gmail">
			<a href="https://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=cm&amp;fs=1&amp;tf=1&amp;su=Bize+ne%3F&amp;body=Link: http://fatihiraz.net/2010/04/02/bize-ne-2/ (shareaholic aracılığıyla)%0D%0A%0D%0A----%0D%0A " rel="nofollow" class="external" title="Bunu e-postala:Gmail">Bunu e-postala:Gmail</a>
		</li>
		<li class="shr-googlebookmarks">
			<a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://fatihiraz.net/2010/04/02/bize-ne-2/&amp;title=Bize+ne%3F" rel="nofollow" class="external" title="Bunu ekle:Google Bookmarks">Bunu ekle:Google Bookmarks</a>
		</li>
		<li class="shr-googlebuzz">
			<a href="http://www.google.com/buzz/post?url=http://fatihiraz.net/2010/04/02/bize-ne-2/&amp;imageurl=" rel="nofollow" class="external" title="Google Buzz'da paylaş:">Google Buzz'da paylaş:</a>
		</li>
		<li class="shr-googlereader">
			<a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://fatihiraz.net/2010/04/02/bize-ne-2/&amp;title=Bize+ne%3F&amp;srcUrl=http://fatihiraz.net/2010/04/02/bize-ne-2/&amp;srcTitle=Bize+ne%3F&amp;snippet=" rel="nofollow" class="external" title="Bunu ekle:Google Reader">Bunu ekle:Google Reader</a>
		</li>
		<li class="shr-comfeed">
			<a href="http://fatihiraz.net/2010/04/02/bize-ne-2/feed" rel="nofollow" class="external" title="Bu makale için yorumlara üye ol.">Bu makale için yorumlara üye ol.</a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2010/04/02/bize-ne-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Barla&#8217;da yalnız bir adam&#8230;</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2010/03/21/barlada-yalniz-bir-adam/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2010/03/21/barlada-yalniz-bir-adam/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 23:42:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Risale izdüşümleri]]></category>
		<category><![CDATA[barla]]></category>
		<category><![CDATA[Bediuzzaman Said Nursi]]></category>
		<category><![CDATA[hekimoğlu ismail]]></category>
		<category><![CDATA[katran ağacı]]></category>
		<category><![CDATA[Risale-i Nur]]></category>
		<category><![CDATA[risalehaber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1303</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa, gübreyle karışmış çamur içinde, çiçekler açıp meyveler verirken, Müslümanlar kristal vazo içinde kuruyordu&#8230;1918 senesine böyle geldik. 1923&#8242;te kurulan Türkiye Cumhuriyeti ise asırlık ağaca yapılan Avrupa aşısı gibiydi. Avrupa aşısı tuttukça, İslam&#8217;ı tutanların eli yanmaya başladı. 1926&#8242;da kahvehanelerin, meyhanelerin kapısı açıldıkça, medreselerin, tekkelerin kapısı kapanıyordu. Dinden uzak olanlar serbest, dindarlar yakalanıyordu. Mevsim kıştı&#8230; Kar, Müslümanların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://farm5.static.flickr.com/4059/4448488505_a7a7295e2a.jpg" alt="" width="353" height="500" /></p>
<p>Avrupa, gübreyle karışmış çamur içinde, çiçekler açıp meyveler verirken, Müslümanlar kristal vazo içinde kuruyordu&#8230;1918 senesine böyle geldik. 1923&#8242;te kurulan Türkiye Cumhuriyeti ise asırlık ağaca yapılan Avrupa aşısı gibiydi.<br />
Avrupa aşısı tuttukça, İslam&#8217;ı tutanların eli yanmaya başladı. 1926&#8242;da kahvehanelerin, meyhanelerin kapısı açıldıkça, medreselerin, tekkelerin kapısı kapanıyordu. Dinden uzak olanlar serbest, dindarlar yakalanıyordu.</p>
<p>Mevsim kıştı&#8230; Kar, Müslümanların bahtına yağıyordu!</p>
<p>Said Nursi o geceyi karakolda geçirdi. Yolunun üstündeki karakolları, mahkemeleri, hapishaneleri ve sehpaları çoktan gördüğü için tevkifini yadırgamadı. Böylece 25 sene sürecek mahkûmiyetler ve sürgünler hayatı başlamıştı.</p>
<p>Onu Barla&#8217;ya sürmüşlerdi. Unutulsun, gözlerden, gönüllerden uzak kalsın diye&#8230; Barla, inişli yokuşlu bir yer. Taştan, kerpiçten evler, bakımsız yoksul bir beldeydi Barla&#8230; Said Nursi&#8217;yi ne anlayacak ne de dinleyecek bir kimse vardı&#8230;</p>
<p>Bütün kapılar yüzüne kapanırken, yüksekçe evinden iki kapı açılıyordu: Biri çınara, diğeri camiye&#8230; Bir üçüncü kapı daha açılıyor, Risale-i Nur&#8217;ların telifi başlıyordu.</p>
<p>Yalnızlığın edebiyatını yapanlar, Bediüzzaman&#8217;ın yalnızlığını anlayamaz. Barla&#8217;da yalnız bir ev ve o ev içinde yapayalnız bir insan&#8230;</p>
<p>Yalnızlığını daha da katmerleştirircesine yaz aylarında Çam Dağı&#8217;na çıkar, oradan katran ağacının tepesine tırmanır, göklere yol ararcasına yükseğin daha yükseğine varmak ister ve burada günlerce haftalarca kalırdı. Çam Dağı&#8217;nda bir insan tek başına gündüz bile kalamaz. Kimsesizliğin verdiği korkuyla kendini köye atar. O, bir ay o dağda kalabiliyordu. Sürgünden yılmamış, sürgün içinde kendini sürgün etmiş&#8230;</p>
<p>Barla&#8217;ya gittiğimde gündüz dersler, ziyaretler ve sohbetlerle geçti. Gece olunca herkes gibi ben de yattım. Hayal dünyamda baktım, o, Bediüzzaman oturuyordu. Ben de oturdum bekledim. Baktım, onun beklediği bir şey yoktu. Tesbihattan, cevşenden Esma-ül Hüsna&#8217;ya yol buluyordu. İslam&#8217;ı yaşamak için her çileye göğüs geriyor, sünnet-i seniyye saraylarında dolaşıyordu. Yaratıkların mahiyetine iniyor, ayetlerin rehberliğinde Allah adına o beldelerde dolaşıyordu. Gönlü yaratan Allah, onun gönlüne öyle bir alem yerleştirmişti ki dünya denen alemle irtibatı yoktu.</p>
<p>Hiçbir şeyi yoktu. Bütün eşyasını alıp dağ yolunu tutardı.</p>
<p>&#8220;Hey dağlar, sırt sırta yaslanan dağlar,</p>
<p>Gün kararınca paslanan dağlar,</p>
<p>Hürriyet ufkunda rastlanan dağlar,</p>
<p>Kendini bu dağlara verdi Köroğlu!&#8221;</p>
<p>Köroğlu, Bolu Beyi&#8217;ne meydan okumuştu; bu adam dünyaya meydan okuyordu. Dini için hayatını ortaya koyan insan, neden korkar ki?</p>
<p>Kainat çapında bir davanın elbette gerçek sahibi Allah&#8217;tır. Her şeye kâdir olan Allah, Said isimli kuluna mıknatısiyet veriyor; o, yalnızlık çeşmesinden zemzem içerken, uzakta yakında pek çok insan mıknatıslanıp dinine şuurlu şekilde yapışıyordu.</p>
<p>Hiç ümit edilmeyen insanlar bu büyük davaya omuz veriyor, İslamiyet Muhacir Hafız&#8217;ın, Marangoz Mustafa&#8217;nın, Şamlı Tevfik&#8217;in, Muallim Galib&#8217;in şahsında dünyanın dört bucağına yayılıyordu.</p>
<p>Barla, Said Nursi&#8217;nin kaybolması gereken yer iken, Barla&#8217;dan fışkıran tahkiki iman dersleri Türkiye&#8217;yi baştan başa kuşatıyordu&#8230;</p>
<p>Her bakımdan Avrupalı olmayı, İslam&#8217;ın neyi varsa atmayı &#8220;laiklik&#8221; sananların planı, bu yalnız adamın dünyasında suya düşüyordu. Bir çekirdekten koca ağacı yaratan Allah, sebepler aleminde Said Nursi&#8217;yi çekirdek yapmış, ondan bir Tuba ağacı yeşertecekti.</p>
<p>Hekimoğlu İsmail &#8211; Zaman<br />
20.03.2010</p>


<div class="shr-bookmarks shr-bookmarks-expand shr-bookmarks-center">
<ul class="socials">
		<li class="shr-twitter">
			<a href="http://twitter.com/home?status=Barla%27da+yaln%C4%B1z+bir+adam...+++-+http://tinyurl.com/yblqjdg&amp;source=shareaholic" rel="nofollow" class="external" title="Bunu Tweet'le!">Bunu Tweet'le!</a>
		</li>
		<li class="shr-facebook">
			<a href="http://www.facebook.com/share.php?v=4&amp;src=bm&amp;u=http://fatihiraz.net/2010/03/21/barlada-yalniz-bir-adam/&amp;t=Barla%27da+yaln%C4%B1z+bir+adam...++" rel="nofollow" class="external" title="Bunu paylaş:Facebook">Bunu paylaş:Facebook</a>
		</li>
		<li class="shr-friendfeed">
			<a href="http://www.friendfeed.com/share?title=Barla%27da+yaln%C4%B1z+bir+adam...++&amp;link=http://fatihiraz.net/2010/03/21/barlada-yalniz-bir-adam/" rel="nofollow" class="external" title="Bunu paylaş:FriendFeed">Bunu paylaş:FriendFeed</a>
		</li>
		<li class="shr-gmail">
			<a href="https://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=cm&amp;fs=1&amp;tf=1&amp;su=Barla%27da+yaln%C4%B1z+bir+adam...++&amp;body=Link: http://fatihiraz.net/2010/03/21/barlada-yalniz-bir-adam/ (shareaholic aracılığıyla)%0D%0A%0D%0A----%0D%0A %0D%0A%0D%0AAvrupa%2C%20g%C3%BCbreyle%20kar%C4%B1%C5%9Fm%C4%B1%C5%9F%20%C3%A7amur%20i%C3%A7inde%2C%20%C3%A7i%C3%A7ekler%20a%C3%A7%C4%B1p%20meyveler%20verirken%2C%20M%C3%BCsl%C3%BCmanlar%20kristal%20vazo%20i%C3%A7inde%20kuruyordu...1918%20senesine%20b%C3%B6yle%20geldik.%201923%27te%20kurulan%20T%C3%BCrkiye%20Cumhuriyeti%20ise%20as%C4%B1rl%C4%B1k%20a%C4%9Faca%20yap%C4%B1lan%20Avrupa%20a%C5%9F%C4%B1s%C4%B1%20gibiydi.%0D%0AAvrupa%20a%C5%9F%C4%B1s%C4%B1%20tuttuk%C3%A7a%2C%20%C4%B0slam%27%C4%B1%20tutanl" rel="nofollow" class="external" title="Bunu e-postala:Gmail">Bunu e-postala:Gmail</a>
		</li>
		<li class="shr-googlebookmarks">
			<a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://fatihiraz.net/2010/03/21/barlada-yalniz-bir-adam/&amp;title=Barla%27da+yaln%C4%B1z+bir+adam...++" rel="nofollow" class="external" title="Bunu ekle:Google Bookmarks">Bunu ekle:Google Bookmarks</a>
		</li>
		<li class="shr-googlebuzz">
			<a href="http://www.google.com/buzz/post?url=http://fatihiraz.net/2010/03/21/barlada-yalniz-bir-adam/&amp;imageurl=" rel="nofollow" class="external" title="Google Buzz'da paylaş:">Google Buzz'da paylaş:</a>
		</li>
		<li class="shr-googlereader">
			<a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://fatihiraz.net/2010/03/21/barlada-yalniz-bir-adam/&amp;title=Barla%27da+yaln%C4%B1z+bir+adam...++&amp;srcUrl=http://fatihiraz.net/2010/03/21/barlada-yalniz-bir-adam/&amp;srcTitle=Barla%27da+yaln%C4%B1z+bir+adam...++&amp;snippet=%0D%0A%0D%0AAvrupa%2C%20g%C3%BCbreyle%20kar%C4%B1%C5%9Fm%C4%B1%C5%9F%20%C3%A7amur%20i%C3%A7inde%2C%20%C3%A7i%C3%A7ekler%20a%C3%A7%C4%B1p%20meyveler%20verirken%2C%20M%C3%BCsl%C3%BCmanlar%20kristal%20vazo%20i%C3%A7inde%20kuruyordu...1918%20senesine%20b%C3%B6yle%20geldik.%201923%27te%20kurulan%20T%C3%BCrkiye%20Cumhuriyeti%20ise%20as%C4%B1rl%C4%B1k%20a%C4%9Faca%20yap%C4%B1lan%20Avrupa%20a%C5%9F%C4%B1s%C4%B1%20gibiydi.%0D%0AAvrupa%20a%C5%9F%C4%B1s%C4%B1%20tuttuk%C3%A7a%2C%20%C4%B0slam%27%C4%B1%20tutanl" rel="nofollow" class="external" title="Bunu ekle:Google Reader">Bunu ekle:Google Reader</a>
		</li>
		<li class="shr-comfeed">
			<a href="http://fatihiraz.net/2010/03/21/barlada-yalniz-bir-adam/feed" rel="nofollow" class="external" title="Bu makale için yorumlara üye ol.">Bu makale için yorumlara üye ol.</a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2010/03/21/barlada-yalniz-bir-adam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ey devamı isteyen nefis</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2010/03/06/ey-devami-isteyen-nefis/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2010/03/06/ey-devami-isteyen-nefis/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 18:45:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kelimeler Konuşunca]]></category>
		<category><![CDATA[Risale izdüşümleri]]></category>
		<category><![CDATA[Unlem]]></category>
		<category><![CDATA[Bediuzzaman Said Nursi]]></category>
		<category><![CDATA[mesnevi nuriye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1286</guid>
		<description><![CDATA[Bunu Tweet'le! Bunu paylaş:Facebook Bunu paylaş:FriendFeed Bunu e-postala:Gmail Bunu ekle:Google Bookmarks Google Buzz'da paylaş: Bunu ekle:Google Reader Bu makale için yorumlara üye ol.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-1285  aligncenter" title="bsn-mesnevi" src="http://fatihiraz.net/wp-content/bsn-mesnevi.jpg" alt="" width="450" height="524" /></p>


<div class="shr-bookmarks shr-bookmarks-expand shr-bookmarks-center">
<ul class="socials">
		<li class="shr-twitter">
			<a href="http://twitter.com/home?status=Ey+devam%C4%B1+isteyen+nefis+-+http://tinyurl.com/ycs9ggh&amp;source=shareaholic" rel="nofollow" class="external" title="Bunu Tweet'le!">Bunu Tweet'le!</a>
		</li>
		<li class="shr-facebook">
			<a href="http://www.facebook.com/share.php?v=4&amp;src=bm&amp;u=http://fatihiraz.net/2010/03/06/ey-devami-isteyen-nefis/&amp;t=Ey+devam%C4%B1+isteyen+nefis" rel="nofollow" class="external" title="Bunu paylaş:Facebook">Bunu paylaş:Facebook</a>
		</li>
		<li class="shr-friendfeed">
			<a href="http://www.friendfeed.com/share?title=Ey+devam%C4%B1+isteyen+nefis&amp;link=http://fatihiraz.net/2010/03/06/ey-devami-isteyen-nefis/" rel="nofollow" class="external" title="Bunu paylaş:FriendFeed">Bunu paylaş:FriendFeed</a>
		</li>
		<li class="shr-gmail">
			<a href="https://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=cm&amp;fs=1&amp;tf=1&amp;su=Ey+devam%C4%B1+isteyen+nefis&amp;body=Link: http://fatihiraz.net/2010/03/06/ey-devami-isteyen-nefis/ (shareaholic aracılığıyla)%0D%0A%0D%0A----%0D%0A " rel="nofollow" class="external" title="Bunu e-postala:Gmail">Bunu e-postala:Gmail</a>
		</li>
		<li class="shr-googlebookmarks">
			<a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://fatihiraz.net/2010/03/06/ey-devami-isteyen-nefis/&amp;title=Ey+devam%C4%B1+isteyen+nefis" rel="nofollow" class="external" title="Bunu ekle:Google Bookmarks">Bunu ekle:Google Bookmarks</a>
		</li>
		<li class="shr-googlebuzz">
			<a href="http://www.google.com/buzz/post?url=http://fatihiraz.net/2010/03/06/ey-devami-isteyen-nefis/&amp;imageurl=" rel="nofollow" class="external" title="Google Buzz'da paylaş:">Google Buzz'da paylaş:</a>
		</li>
		<li class="shr-googlereader">
			<a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://fatihiraz.net/2010/03/06/ey-devami-isteyen-nefis/&amp;title=Ey+devam%C4%B1+isteyen+nefis&amp;srcUrl=http://fatihiraz.net/2010/03/06/ey-devami-isteyen-nefis/&amp;srcTitle=Ey+devam%C4%B1+isteyen+nefis&amp;snippet=" rel="nofollow" class="external" title="Bunu ekle:Google Reader">Bunu ekle:Google Reader</a>
		</li>
		<li class="shr-comfeed">
			<a href="http://fatihiraz.net/2010/03/06/ey-devami-isteyen-nefis/feed" rel="nofollow" class="external" title="Bu makale için yorumlara üye ol.">Bu makale için yorumlara üye ol.</a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2010/03/06/ey-devami-isteyen-nefis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Esref Edip Fergan &#8211; Tahliller</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2010/02/20/esref-edip-fergan-tahliller/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2010/02/20/esref-edip-fergan-tahliller/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Feb 2010 14:35:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Risale izdüşümleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bediuzzaman Said Nursi]]></category>
		<category><![CDATA[eşref edip ferganlı]]></category>
		<category><![CDATA[Risale-i Nur]]></category>
		<category><![CDATA[tarihçe-i hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1277</guid>
		<description><![CDATA[Eşref Edip Fergan (1882-1971) II. Meşrutiyetin ilanından sonra Sırat-ı Müstakim adlı haftalık dergiyle yayıncılığa başlamıştır. Sebilürreşad’ın da sahibidir. Uzun yıllar İslam’a ve Müslümanlara karşı yapılan saldırı ve tenkitlere yazılarıyla cevap vermeye çalışmıştır. Fikri istikametini bozmadan devam ettirdiği yayıncılık hayatında sıkıntılarla karşılaşmış, sansür ve kapatmalara maruz kalmıştır. Bediüzzaman ve talebelerine karşı yapılan haksızlıkları eleştirerek onlara destek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.nurtalebesi.com/resim/e%C5%9Fref%20edip.bmp"><img class="alignleft" src="http://www.nurtalebesi.com/resim/e%C5%9Fref%20edip.bmp" alt="" width="200" height="281" /></a>Eşref Edip Fergan (1882-1971) II. Meşrutiyetin ilanından sonra Sırat-ı Müstakim adlı haftalık dergiyle yayıncılığa başlamıştır. Sebilürreşad’ın da sahibidir. Uzun yıllar İslam’a ve Müslümanlara karşı yapılan saldırı ve tenkitlere yazılarıyla cevap vermeye çalışmıştır. Fikri istikametini bozmadan devam ettirdiği yayıncılık hayatında sıkıntılarla karşılaşmış, sansür ve kapatmalara maruz kalmıştır. Bediüzzaman ve talebelerine karşı yapılan haksızlıkları eleştirerek onlara destek olmuş, yayınlarında kendilerine yer vermek suretiyle bir çok kişi tarafından tanınmalarına vesile olmuştur. 1908 yılından itibaren Bediüzzaman Said Nursi ile tanışmış, birbirlerinden ayrı kaldıkları zamanlarda bile irtibatı koparmayarak selamlaşmışlardır. Bediüzzaman bir mektubunda kendisi için, “kırk seneden beri iman hizmetinde benim arkadaşım” ifadelerine yer vermiştir.1952 yılında Bediüzzaman Said Nursi ile görüşen Eşref Edip, bu görüşmeden sonra duygu ve düşüncelerini kaleme aldı. 1908 yılından beri tanıştığı, ancak, uzun zamandır görüşemediği Bediüzzaman Hazretleriyle hasret gideren Eşref Edip duygu dolu ifadelerine şu şekilde yer verdi;</p>
<p>Uzun bir ayrılıktan sonra, belki yirmi yedi, yirmi sekiz sene oldu Üstadı görmeyeli. Onu görmek, mübarek simasını doya doya seyretmek için her zaman gidip ziyaret etmek istediğim halde meşguliyetten bir türlü vakit bulamadım. Fakat o kalblerde yaşadığı için, manevî varlığı ile daima beraberdik. Bu, gönüllerdeki iştiyakı bir dereceye kadar tatmin etmez miydi? Kendisini görüp kucaklaştığımız zaman, onun nuranî simasının verdiği zevk, maddî hasretin de ne kadar büyük olduğunu gösterdi.</p>
<p>Üstadla tanışmamız kırk seneyi geçti. O zamanlar hemen her gün idarehaneye gelir; Âkif&#8217;ler, Naim*ler, Ferid*ler, İzmirli&#8217;lerle birlikte saatlerce tatlı tatlı musahabelerde bulunurduk. Üstad, kendine mahsus şivesiyle yüksek ilmî meselelerden konuşur, onun, konuşmasındaki celâdet ve şehamet bizi de heyecanlandırırdı. Harikulâde fıtrî bir zekâ, ilâhî bir mevhibe. En mu&#8217;dil meselelerde, zekâsının kudret ve azameti kendisini gösterir. Daima işleyen ve düşünen bir kafa. Nakillerle pek meşgul değil. Onun rehberi yalnız Kur&#8217;an. Bütün feyiz ve zekâ kaynağı bu. Bütün o lem&#8217;alar, doğrudan doğruya bu kaynaktan nebean ediyor. Bir müçtehid, bir imam kadar rey sahibi. Kalbi bir sahabî kadar imanla dolu. Ruhunda Ömer*in şehameti var. Yirminci asırda devr-i saadeti nefsinde yaşatan bir mü&#8217;min, bütün hedefi iman ve Kur&#8217;an.</p>
<p>İslâmın gayetü&#8217;l-gayesi olan tevhid ve Allah&#8217;a iman esası, onun ve Risale-i Nur&#8217;un en büyük umdesidir. devr-i saadette, Müslümanlığın ilk kuruluş zamanlarında olsaydı, Hazret-i Peygamber, Kâbe&#8217;deki putların parçalanması vazifesini ona verirdi. Şirk&#8217;e ve putperestliğe o derece düşmandır.</p>
<p>Mücahede ile, gönüllerde iman ve Kur&#8217;an hakikatlerini yerleştirmek için geçen uzun, bir asra yakın bir ömür. Fazilet ve şehametle geçen bir ömür. Harb meydanlarında, mücahidlerin önünde, kılınç elinde, dimdik ayakta düşmana saldıran bir kahraman. Esarette, düşman kumandanına karşı koyan bir kahraman. İdam sehpasında, düşman kumandanını düşündüren, insafa getiren bir kahraman&#8230;</p>
<p>Millet ve memleket için canını vermekten zerre kadar çekinmeyen bir fedaî. Fitnenin, bozgunculuğun en müthiş düşmanı. Milletin menfaati için, her türlü zulme, işkenceye tahammül ediyor. Ona zulmedenlere beddua bile etmez. Onu zindanlara atanlara, ancak salâh ve iman temenni eder. Gaye uğrunda ölüm, onun için basit bir şeydir.</p>
<p>Kendisi bir çanak çorba, bir bardak su, bir lokma ekmekle tegaddi eder. Elbisesi pek basit ve fakiranedir. Beyaz Amerikan bezinden pamuklu bir hırka. Çamaşırını kirlenmeden değiştirir ve temizletir. Temizliğe fevkalâde itina eder. Kâğıt parayı tutmaz ve üstünde taşımaz. mâmelek namına dünyada hiçbir şeyi yok. Kendi için yaşamaz, cemiyet için yaşar.</p>
<p style="text-align: left;">
<p><a href="http://farm2.static.flickr.com/1303/700319724_ad05ed184f.jpg?v=0"><img class="alignleft" src="http://farm2.static.flickr.com/1303/700319724_ad05ed184f.jpg?v=0" alt="" width="150" height="181" /></a></p>
<p>Yapısı ufak tefektir, fakat heybetlidir, haşmetlidir. Gözleri birer şems-i tâban gibi nur saçarBakışları şahanedir. Maddeten, belki dünyanın en fakir adamıdır; fakat maneviyat âleminin sultanıdır.Seksen küsûr senenin âlâmı yüzünde bir buruşuk yapamamış, yalnız saçlarını ağartmıştır. Rengi, pembe beyazdır. Sakalı yoktur. Bir delikanlı kadar zindedir. Halim ve selimdir. Fakat heyecana geldiği zaman bir arslan tavrı alır, iki dizinin üstüne doğrulur, bir şâhenşâh gibi konuşur.</p>
<p>En sevmediği şey siyasettir. 35 senedir bir gazeteyi eline almış değildir. Dünya şuunu ile alâkasını kesmiştir. Akşam namazından sonra ferdası öğleye kadar kimseyi kabul etmez, ibadetle meşgul olur. Pek az uyur. Talebelerini de siyasetten şiddetle men&#8217;eder. Memleketin her tarafında 600 bini mütecaviz, belki bir milyonu bulan talebeleri memleketin en faziletli evlâtlarıdır. Üniversitenin muhtelif fakültelerinde müsbet ilimler tahsil eden şakirdleri pek çoktur, yüzlercedir, binlercedir. Hiçbir Nur talebesi yoktur ki, sınıfının en faziletlisi, en çalışkanı olmasın. Memleketin her tarafında bulunan bu yüz binlerce Risale-i Nur talebesinden hiçbirinin, hiçbir yerde asayişi muhilvak&#8217;ası yoktur. Her Nur talebesi, hükûmetin, nizam ve intizamın tabiî birer muhafızıdır; asayişin manevî bekçisidir. hiçbir hareketi, hiçbir</p>
<p>İstanbul seyahatinden muzdarip olup olmadığını sordum:</p>
<p>- Bana ızdırab veren, dedi, yalnız İslâmın maruz kaldığı tehlikelerdir. Eskiden tehlikeler hariçten gelirdi; onun için mukavemet kolaydı. Şimdi tehlike içeriden geliyor. Kurt, gövdenin içine girdi. Şimdi, mukavemet güçleşti.</p>
<p>Korkarım ki cemiyetin bünyesi buna dayanamaz.. çünkü düşmanı sezmez. Can damarını koparan, kanını içen en büyük hasmını dost zanneder. Cemiyetin basiret gözü böyle körleşirse, iman kalesi tehlikededir. İşte benim ızdırabım, yegâne ızdırabım budur. Yoksa şahsımın maruz kaldığı zahmet ve meşakkatleri düşünmeğe bile vaktim yoktur. Keşke bunun bin misli meşakkate maruz kalsam da iman kalesinin istikbali selâmette olsa!</p>
<p>- Yüzbinlerce imanlı talebeleriniz size âtî için ümit ve teselli vermiyor mu?</p>
<p>- Evet, büsbütün ümitsiz değilim. Amma bu husustaki ızdırabımı da giderecek umumî bir iman inkişafı göremiyorum.</p>
<p>Dünya, büyük bir manevî buhran geçiriyor. Manevî temelleri sarsılan garb cemiyeti içinde doğan bir hastalık, bir veba, bir taûn felâketi gittikçe yeryüzüne dağılıyor. Bu müthiş sâri illete karşı İslâm cemiyeti ne gibi çarelerle karşı koyacak? Garbın çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş, bâtıl formülleriyle mi? Yoksa İslâm cemiyetinin ter ü taze iman esaslarıyla mı? Büyük kafaları gaflet içinde görüyorum. İman kalesini, küfrün çürük direkleri tutamaz. Onun için, ben yalnız iman üzerine mesaimi teksif etmiş bulunuyorum.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://farm5.static.flickr.com/4016/4373046760_e240f690fe.jpg" alt="" width="497" height="272" /></p>
<p>Risale-i Nur&#8217;u anlamıyorlar. Yahut anlamak istemiyorlar. Beni, skolastik bataklığı içinde saplanmış bir medrese hocası zannediyorlar. Ben, bütün müsbet ilimlerle, asr-ı hazırterennüm ediyorum. Yalnız Kur&#8217;an&#8217;ın tesis ettiği tevhid ve iman esası üzerinde işliyorum.. ki İslâm cemiyetinin ana direği budur. Bu sarsıldığı gün, cemiyet yoktur. fen ve felsefesiyle meşgul oldum. Bu hususta en derin meseleleri hallettim. Hattâ bu hususta da bazı eserler telif eyledim. Fakat ben, öyle mantık oyunları bilmiyorum. Felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem. Ben, cemiyetin iç hayatını, manevî varlığını, vicdan ve imanını</p>
<p>Bana, &#8220;Sen şuna buna niçin sataştın?&#8221; diyorlar. Farkında değilim. Karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evlâdım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeğe, imanımı kurtarmağa koşuyorum. Yolda biri beni kösteklemek istemiş de ayağım ona çarpmış. Ne ehemmiyeti var? O müthiş yangın karşısında bu küçük hadise bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler! Dar görüşler!</p>
<p>Beni, nefsini kurtarmayı düşünen hodgâm bir adam mı zannediyorlar? Ben, cemiyetin imanını kurtarmak yolunda dünyamı da feda ettim, ahiretimi de. Seksen küsûr senelik bütün hayatımda dünya zevki namına bir şey bilmiyorum. Bütün ömrüm harb meydanlarında, esaret zindanlarında, yahut memleket hapishanelerinde, memleket mahkemelerinde geçti. Çekmediğim cefa, görmediğim eza kalmadı. Divan-ı harblerde, bir câni gibi muamele gördüm; bir serseri gibi memleket memleket sürgüne yollandım. Memleket zindanlarında aylarca ihtilâttan men&#8217;edildim. Defalarca zehirlendim. Türlü türlü hakaretlere maruz kaldım. Zaman oldu ki hayattan bin defa ziyade ölümü tercih ettim. Eğer dinim intihardan beni men&#8217;etmeseydi, belki bugün Said topraklar altında çürümüş gitmişti.</p>
<p>Benim fıtratım, zillet ve hakarete tahammül etmez. İzzet ve şehamet-i İslâmiye beni bu halde bulunmaktan şiddetle men&#8217;eder. Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zalim bir cebbar, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. Zulmünü, hunharlığını onun suratına çarparım. Beni zindana atar, yahut idam sehpasına götürür.. hiç ehemmiyeti yoktur. -Nitekim öyle oldu- Bunların hepsini gördüm. Birkaç dakika daha o hunhar kumandanın kalbi, vicdanı zulümkârlığa dayanabilseydi Said bugün asılmış ve masumlar zümresine iltihak etmiş olacaktı.</p>
<p>İşte benim bütün hayatım böyle zahmet ve meşakkatle, felâket ve musibetle geçti. Cemiyetin imanı, saadet ve selâmeti yolunda nefsimi, dünyamı feda ettim. Helâl olsun. Onlara beddua bile etmiyorum. Çünkü, bu sayede Risale-i Nur, hiç olmazsa birkaç yüz bin, yahut birkaç milyon kişinin -adedini de bilmiyorum ya, öyle diyorlar. Afyon Savcısı beş yüz bin demişti. Belki daha ziyade- imanını kurtarmağa vesile oldu. Ölmekle, yalnız kendimi kurtaracaktım, fakat hayatta kalıp da zahmet ve meşakkatlere tahammül ile bu kadar imanın kurtulmasına hizmet ettim. Allah&#8217;a bin kere hamdolsun.</p>
<p>Sonra, ben cemiyetin iman selâmeti yolunda ahiretimi de feda ettim. Gözümde ne Cennet sevdası var, ne Cehennem korkusu. Cemiyetin, yalnız yirmi milyon Türk cemiyetinin değil, yüzlerce milyon bütün İslâm cemiyetinin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun. Kur&#8217;an&#8217;ımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa Cenneti de istemem; orası da bana zindan olur. Milletimizin imanını selâmette görürsem, Cehennemin alevleri içinde yanmağa razıyım. Çünkü vücudum yanarken, gönlüm gül-gülistan olur.</p>
<p>Hazret coşmuştu. Bir yanardağ gibi lâvlar saçıyordu. Bir fırtına gibi gönül denizini dalgalandırıyordu. Bir şelâle gibi haşmetli zemzemelerle ruhun en derin noktalarına çarpıyordu. Çok heyecanlanmıştı. Millet kürsüsünde coşmuş bir hatib gibi devam ediyor, sözünün kesilmesini istemiyordu. Yorulduğunu hissettim. Bu heyecanlı bahsi değiştireyim, dedim.</p>
<p>- Mahkemede sıkıldınız mı? diye sordum.</p>
<p>Dinî tedrisata, kadınlarımızın, muhterem hemşîrelerimizin terbiye-i İslâmiye dairesinde iffet ve şereflerini muhafaza etmelerine taraftar olmanın bir suç olduğuna dair kanunlarda bir madde var mı? &#8220;Kalbe gelen hakikat&#8221; gibi tabirleri de şahsî nüfuz temini maksadına delil göstermelerinin manasını da bu ilimle, hukukla meşgul doçentlerden sorarım.</p>
<p>Üstadla görüşmemiz çok uzamıştı. Müsaade alıp ayrıldığım zaman vakit hayli geçmişti.</p>


<div class="shr-bookmarks shr-bookmarks-expand shr-bookmarks-center">
<ul class="socials">
		<li class="shr-twitter">
			<a href="http://twitter.com/home?status=Esref+Edip+Fergan+-+Tahliller+-+http://tinyurl.com/yb3vccf&amp;source=shareaholic" rel="nofollow" class="external" title="Bunu Tweet'le!">Bunu Tweet'le!</a>
		</li>
		<li class="shr-facebook">
			<a href="http://www.facebook.com/share.php?v=4&amp;src=bm&amp;u=http://fatihiraz.net/2010/02/20/esref-edip-fergan-tahliller/&amp;t=Esref+Edip+Fergan+-+Tahliller" rel="nofollow" class="external" title="Bunu paylaş:Facebook">Bunu paylaş:Facebook</a>
		</li>
		<li class="shr-friendfeed">
			<a href="http://www.friendfeed.com/share?title=Esref+Edip+Fergan+-+Tahliller&amp;link=http://fatihiraz.net/2010/02/20/esref-edip-fergan-tahliller/" rel="nofollow" class="external" title="Bunu paylaş:FriendFeed">Bunu paylaş:FriendFeed</a>
		</li>
		<li class="shr-gmail">
			<a href="https://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=cm&amp;fs=1&amp;tf=1&amp;su=Esref+Edip+Fergan+-+Tahliller&amp;body=Link: http://fatihiraz.net/2010/02/20/esref-edip-fergan-tahliller/ (shareaholic aracılığıyla)%0D%0A%0D%0A----%0D%0A E%C5%9Fref%20Edip%20Fergan%20%281882-1971%29%20II.%20Me%C5%9Frutiyetin%20ilan%C4%B1ndan%20sonra%20S%C4%B1rat-%C4%B1%20M%C3%BCstakim%20adl%C4%B1%20haftal%C4%B1k%20dergiyle%20yay%C4%B1nc%C4%B1l%C4%B1%C4%9Fa%20ba%C5%9Flam%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1r.%20Sebil%C3%BCrre%C5%9Fad%E2%80%99%C4%B1n%20da%20sahibidir.%20Uzun%20y%C4%B1llar%20%C4%B0slam%E2%80%99a%20ve%20M%C3%BCsl%C3%BCmanlara%20kar%C5%9F%C4%B1%20yap%C4%B1lan%20sald%C4%B1r%C4%B1%20ve%20tenkitlere%20yaz%C4%B1lar%C4%B1yla%20cevap%20vermeye%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fm%C4" rel="nofollow" class="external" title="Bunu e-postala:Gmail">Bunu e-postala:Gmail</a>
		</li>
		<li class="shr-googlebookmarks">
			<a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://fatihiraz.net/2010/02/20/esref-edip-fergan-tahliller/&amp;title=Esref+Edip+Fergan+-+Tahliller" rel="nofollow" class="external" title="Bunu ekle:Google Bookmarks">Bunu ekle:Google Bookmarks</a>
		</li>
		<li class="shr-googlebuzz">
			<a href="http://www.google.com/buzz/post?url=http://fatihiraz.net/2010/02/20/esref-edip-fergan-tahliller/&amp;imageurl=" rel="nofollow" class="external" title="Google Buzz'da paylaş:">Google Buzz'da paylaş:</a>
		</li>
		<li class="shr-googlereader">
			<a href="http://www.google.com/reader/link?url=http://fatihiraz.net/2010/02/20/esref-edip-fergan-tahliller/&amp;title=Esref+Edip+Fergan+-+Tahliller&amp;srcUrl=http://fatihiraz.net/2010/02/20/esref-edip-fergan-tahliller/&amp;srcTitle=Esref+Edip+Fergan+-+Tahliller&amp;snippet=E%C5%9Fref%20Edip%20Fergan%20%281882-1971%29%20II.%20Me%C5%9Frutiyetin%20ilan%C4%B1ndan%20sonra%20S%C4%B1rat-%C4%B1%20M%C3%BCstakim%20adl%C4%B1%20haftal%C4%B1k%20dergiyle%20yay%C4%B1nc%C4%B1l%C4%B1%C4%9Fa%20ba%C5%9Flam%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1r.%20Sebil%C3%BCrre%C5%9Fad%E2%80%99%C4%B1n%20da%20sahibidir.%20Uzun%20y%C4%B1llar%20%C4%B0slam%E2%80%99a%20ve%20M%C3%BCsl%C3%BCmanlara%20kar%C5%9F%C4%B1%20yap%C4%B1lan%20sald%C4%B1r%C4%B1%20ve%20tenkitlere%20yaz%C4%B1lar%C4%B1yla%20cevap%20vermeye%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fm%C4" rel="nofollow" class="external" title="Bunu ekle:Google Reader">Bunu ekle:Google Reader</a>
		</li>
		<li class="shr-comfeed">
			<a href="http://fatihiraz.net/2010/02/20/esref-edip-fergan-tahliller/feed" rel="nofollow" class="external" title="Bu makale için yorumlara üye ol.">Bu makale için yorumlara üye ol.</a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2010/02/20/esref-edip-fergan-tahliller/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

