<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>fatihiraz.net</title>
	<atom:link href="http://fatihiraz.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://fatihiraz.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Apr 2012 16:32:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Sevgi</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2012/04/13/sevgi/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2012/04/13/sevgi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Apr 2012 16:32:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kelimeler Konuşunca]]></category>
		<category><![CDATA[Kıssa, Mesel]]></category>
		<category><![CDATA[hz. aişe]]></category>
		<category><![CDATA[hz.muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[kissa]]></category>
		<category><![CDATA[Mesel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1422</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter" title="hzaise " src="http://farm6.staticflickr.com/5453/6927971872_af28185367.jpg" alt="" width="500" height="375" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2012/04/13/sevgi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘Gençliğe Hitabe’ de kaldırılmalı</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2012/01/30/%e2%80%98genclige-hitabe%e2%80%99-de-kaldirilmali/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2012/01/30/%e2%80%98genclige-hitabe%e2%80%99-de-kaldirilmali/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2012 17:30:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derkenar]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Akyol]]></category>
		<category><![CDATA[Star gazetesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1420</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Milli Eğitim” alanında iyi şeyler oluyor. Hem Kuzey Kore’yi andıran 19 Mayıs törenleri hem de 12 Eylül yadigarı “Milli Güvenlik” dersleri tarihe karıştı. Bakan Ömer Dinçer, “ideolojik eğitimin sonu geliyor” diyerek kapsamlı bir reformun da sinyalini verdi. Söz konusu “ideolojik eğitim”i sonlandırmak için gereken işlerden birinin “Andımız’ı kaldırmak” olduğu da epeydir söyleniyor. Bence de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter" src="http://farm1.staticflickr.com/124/379813105_b4676df0f2.jpg" alt="" width="500" height="375" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Milli Eğitim” alanında iyi şeyler oluyor. Hem Kuzey Kore’yi andıran 19 Mayıs törenleri hem de 12 Eylül yadigarı “Milli Güvenlik” dersleri tarihe karıştı. Bakan Ömer Dinçer, “ideolojik eğitimin sonu geliyor” diyerek kapsamlı bir reformun da sinyalini verdi.</p>
<p>Söz konusu “ideolojik eğitim”i sonlandırmak için gereken işlerden birinin “Andımız’ı kaldırmak” olduğu da epeydir söyleniyor. Bence de öyle. Ancak kanımca sadece “Andımız” değil, onun kadar buyurgan bir metin olan “Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi” de okullardan çıkarılmalı.</p>
<p>Çünkü gençlere anlayış, empati, hoşgörü, farklılıklara saygı, özeleştiri gibi evrensel demokratik değerleri tavsiye eden bir metin değil bu. Peki nasıl bir metin?</p>
<p>Bakalım. Meşhur hitabe şöyle başlıyor:</p>
<p>“Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.”</p>
<p>Bu sorunlu bir ifade, çünkü milyonlarca bireye “senin birinci görevin budur” diye kollektif bir misyon biçiyor. Oysa bir ülkenin bağımsızlığı gerçekten kritik bir değer olsa da, kimsenin bunu her daim “birinci vazife” edinme zorunluluğu yoktur. İsteyen bunu edinir kendine “birinci vazife” olarak, isteyen de aynı ülkeyi demokratikleştirmeyi, veya dini inancını yaymayı, yahut sokak kedilerine bakmayı. Herkes kutsallarını belirleme ve onlar için çalışma hakkına sahiptir. (Ülkeye iyi gelecek olan da bu renkliliktir.)</p>
<p>Hitabe’nin devamı daha da sorunlu:</p>
<p>“İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.”</p>
<p>Dahilî ve haricî bedhahlar: yani “iç ve dış düşmanlar”. 28 Şubat süreçlerine, Batı Çalışma Gruplarına yol açan konsept&#8230;</p>
<p>Hitabe’nin devamında “dış düşmanlar”ın Türkiye’ye yapacağı kötülükler anlatılıyor uzun uzun. (Bunu özümseyen bir zihnin “komşularla sıfır problem” sağlaması ise zor gözüküyor.) Ama daha önemlisi, “iç düşmanlar”ın niteliği:</p>
<p>“Memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.”</p>
<p>Dikkat edin “iktidara sahip olanlar”dan bahis var burada. Peki Türkiye’de 1950’den bu yana iktidara nasıl geliniyor?</p>
<p>Tabii ki serbest seçimlerle&#8230; Ama Gençliğe Hitabe’de seçim kazananların meşruiyetine dair tek bir ifade yok. Aksine, gençler, her türlü iktidar sahibine karşı uyarılıyor: “Dikkat edin, hükümet ülkeyi yabancılara satabilir” imasıyla.</p>
<p>Peki ne yapacak böyle durumlarda Türk gençliği?.. “Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmak” için harekete geçecek. “Vazifeye atılmak”ta hiç tereddüt göstermeyecek. 27 Mayıs öncesinde Menderes hükümetini devirmek için sokaklara dökülüp orduyu “göreve” çağıran gençler gibi mesela&#8230;</p>
<p>Kısacası, Gençliğe Hitabe, askeri darbeleri ve Ergenekonvari oluşumları meşrulaştıran çok sorunlu bir metin. Demokrasinin D’sinden söz etmediği gibi, demokrasi düşmanlarına güçlü bir referans kazandırıyor.</p>
<p>Hitabe’nin en sonundaki ünlü cümle ise en vahimi: “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”</p>
<p>Hem “Türklük etnisite değildir; sadece vatandaşlık bağıdır” diyeceksiniz, hem de her okulunuzun duvarında biyolojik ırkçılık kokan “asil kan” vurguları olacak&#8230;</p>
<p>Olmaz. Ve eğitim sisteminin temeline böylesi gayrı-demokratik bir metin koyan bir ülkede demokratik kültür gelişmez.</p>
<p>Dolayısıyla, Gençliğe Hitabe, Atatürk’ün kendi siyasi şartlarını yansıtan ama bugüne yol gösteremeyecek tarihsel bir metin olarak kabul edilmeli, okullardan ve ders kitaplarından kaldırılmalıdır.</p>
<p>Ortak bir “milli metin” olarak İstiklal Marşı’mız vardır ve yeterlidir. Ondan gerisi, evrensel ahlaki değerler, demokratik kültür ve özgür düşünce olmalıdır.</p>
<p>Mustafa AKYOL-STAR<br />
30.01.2012</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2012/01/30/%e2%80%98genclige-hitabe%e2%80%99-de-kaldirilmali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu söz Hz.Abdullah&#8217;ın Said&#8217;lere vasiyetidir</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2011/12/10/bu-soz-hz-abdullahin-saidlere-vasiyetidir/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2011/12/10/bu-soz-hz-abdullahin-saidlere-vasiyetidir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Dec 2011 09:08:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derkenar]]></category>
		<category><![CDATA[hz. abdullah]]></category>
		<category><![CDATA[nihat hatipoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[said nursi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1417</guid>
		<description><![CDATA[Çoğumuz hayattan memnunuz. Sıkıntı ve çileli geçse de hayat çekiliyor. Elimiz mahkûm. İstesek de, istemesek de bu hayattayız. Yapacak bir şeyimiz yok. Bize danışılmadan, bize sorulmadan annemizin rahmine yerleştik. Ve yine bize sorulmadan ve rızamız alınmadan bu dünyadan çekip götürüleceğiz. Yaşadığımız hayattan lezzet alıp almamamız ise bizim elimizde. Doğrusu iman eden hayatı çözer ve lezzet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://farm3.staticflickr.com/2761/4087289013_17338c722c_z.jpg"><img class="aligncenter" src="http://farm3.staticflickr.com/2761/4087289013_17338c722c_z.jpg" alt="" width="512" height="341" /></a></p>
<p>Çoğumuz hayattan memnunuz. Sıkıntı ve çileli geçse de hayat çekiliyor. Elimiz mahkûm. İstesek de, istemesek de bu hayattayız. Yapacak bir şeyimiz yok. Bize danışılmadan, bize sorulmadan annemizin rahmine yerleştik. Ve yine bize sorulmadan ve rızamız alınmadan bu dünyadan çekip götürüleceğiz.</p>
<p>Yaşadığımız hayattan lezzet alıp almamamız ise bizim elimizde. Doğrusu iman eden hayatı çözer ve lezzet alır. Meşru ve doğru lezzetten bahsediyorum. Yoksa zinakâr da, katil de, zalim de, kumarbaz da, hakları gasp eden de, hakka başkaldıran(!) da kendince lezzet almaktadır. Geçici, aldatıcı, boş, sahte ve şuh kahkahalarla dolu ve ileride pişmanlık getirecek bir lezzet&#8230;</p>
<p>Bu yazımda hayattan doğru lezzet alan bir zirveden bahsetmek istiyorum.</p>
<p>Adı Abdullah bin Huzafe (r.a.) Sahabidir. Hz. Peygamber&#8217;i (s.a.v.) görmüştür. O&#8217;nun adına dış ülkelere elçilik yapmıştır. Zaman geçer, Hz. Abdullah bin Huzafe, Hz. Ömer&#8217;in halifeliğine denk düşen bir zamanda Rumlara esir düşer. Yanında asker arkadaşları da vardır. Zindana atılırlar. Psikolojik travmalara uğratılırlar. İşkence görürler. Rumlar onlara İslam&#8217;ı terk etmek için baskı uygularlar. Ancak bu müminlerden hiçbiri yolundan caymaz.</p>
<p>Rum komutan Hz. Abdullah&#8217;ı gözlemler. Hz.Abdullah diğer arkadaşlarından daha farklı bir karakter sergiler. Bu hal, Rum komutanın dikkatinden kaçmaz. Abdullah, dış dünyayla, tekliflerle, baskılarla hiç ilgilenmez. Sanki uygulanan bunca işkence ve baskı bir kayaya uygulanıyormuşçasına etkilenmez. İtibar etmez, iltifat edip bakmaz bile.<br />
Hz. Abdullah zindanda namazıyla, zikriyle, ibadetiyle meşguldür. Yüzüne sinmiş olan nurani sima, onun başka bir âleme ait olduğunu tereddüt bırakmayacak şekilde göstermektedir.</p>
<p>Benim komutanım olur musun?</p>
<p>Rum komutan yanına genel valisini de alıp Hz.Abdullah&#8217;ı zindanda ziyaret eder. Hz. Abdullah&#8217;ı yakından tanımak ister. Zindanın Hz. Abdullah için bir çilehaneye değil; bir ibadethaneye, bir halvethaneye döndüğünü görür. Etkilenir. Sarsılır. Hz. Peygamber&#8217;i (s.a.v.) görmüş bu insanı kendi safına çekmek ister. Şöyle der, &#8220;Efendim. Sizin özel bir haliniz, vakarınız, duruşunuz, simanız var. İnsanı mıknatıs gibi çekiyorsunuz. Bizim dinimize -Hıristiyanlığa- girerseniz sizi komutan ve vali yaparız. Aksi takdirde öldürmek zorunda kalırız.&#8221;</p>
<p>Bu teklif ve tehdit Hz. Abdullah&#8217;ı hiç etkilemez. İlgilenmez bile. O, zindanda lâhuti bir âlemin eşiğine gelmiş, Hz. Peygamber&#8217;in (s.a.v.) ayak ucuna değercesine, perdesini sıyırdığı bir muhteşem görüntünün seyrindedir. Neylesin dünyayı, neylesin valiliği, neylesin gayriyi, neylesin faniyi. Sanki Turi sina&#8217;da tecelli edeni görmektedir ki, bütün yüzüne derin bir tebessüm yayılır. Bu teslimiyet ve vakar, Rum komutanı daha da sarsar.</p>
<p>Hepsini diri diri yakın</p>
<p>Zindandan hışımla çıkar. Askerlerine emreder. Büyük bir çukur kazın der. Kazarlar. Çukura odun doldurun der, doldururlar. Odunları yakın der, yakarlar. Sonra der ki komutan; esirleri tek tek getirip bu çukura diri diri atın. Dininden dönmeyen kimseyi bırakmayın.</p>
<p>Esirler tek tek getirilirler. Hıristiyan olmaları, İslam dinini terk etmeleri teklif edilir. Hiçbiri yanaşmaz. Teslim olmuş halde tek tek çukura atılırlar. Diri diri yanarlar. Aslında komutanın derdi Hz. Abdullah&#8217;tır. Onun ölümden korkarak Hıristiyanlık safına geçmesidir beklentisi. Ama Hz. Abdullah&#8217;ın; ateşe atılan arkadaşları için dua etmekten başka bir şey yapmadığını hayretle görür. Hz. Abdullah da sessizce ve ürküten bir tevekkülle sırasını beklemektedir.</p>
<p>Daha ateşe atılacak hayli asker vardır. Sıra elbette Hz. Abdullah&#8217;a gelecektir, ama Rum komutan dayanamaz. O, Abdullah&#8217;ın yalvarmasını, af dilemesini görmek istemektedir.<br />
Abdullah&#8217;ı bana getirin, der. Ağır zincirlere vurulmuş Hz. Abdullah ayağa kalkar ve ateş dolu çukurun başına gelir.</p>
<p>Başımdaki saçlarım kadar canım olsa</p>
<p>Komutan Hz. Abdullah&#8217;ı çukura yanaştırmalarını emreder. Hz. Abdullah çukurun başına gelir. Kızgın lavlar Abdullah&#8217;ın saçlarını kavurmaya başlayınca yanaklarından iki gözyaşı sızar. Rum komutan bunu fark eder. Büyük bir heyecanla Hz. Abdullah&#8217;ı korkuttuğunu, onunla pazarlık edebileceğini zannederek hemen yerinden fırlar. Hz. Abdullah&#8217;a şöyle der: &#8220;Efendim! Sizin ateşin başına gelince korktuğunuzu gördüm. Gözyaşı döktünüz. Bu son derece normaldir. Herkes ölümden ürker. Benim size teklifim hâlâ geçerlidir. Yanımda yardımcım, şehrimizde valimiz olur musunuz?&#8221;</p>
<p>Hz. Abdullah başını kaldırmadan, gözleri ateşe dikilmiş halde ağır ağır şöyle cevap verir: &#8220;Siz beni yanlış anladınız. Ateşi görünce kendi kendime şöyle dedim. Şimdi bir defada ateşe atılıp öleceksin. Allah için bir defa öleceksin. Dedim ki kendi kendime; keşke başımdaki saçlarım kadar canım olsa ve her gün birini bu din için alsalar da şehitliği defalarca tatsam. Ama heyhat, bir defa ölüp gideceğim. Komutan! Benim gözyaşlarım işte bu hasretin gözyaşlarıdır.&#8221;</p>
<p>Rum komutan duraksar. Abdullah&#8217;ın bu imanı karşısında titrediğini, iliklerine kadar üzüldüğünü hisseder. Hz. Abdullah&#8217;ın kolunu tutup ateşten kenara çeker. Ben böyle bir adamı öldüremem der. Sonra döner ve söyle bir teklif sunar. Sizin ölümden korkmadığınızı gördüm. Ama şu arkadaşlarınızı kurtarmanız için size bir fırsat veriyorum. Benim alnıma bir öpücük kondursanız, bütün askerlerinizi serbest bırakacağım. Sadece bir öpücük. O kadar.</p>
<p>Hz. Abdullah, Rum komutanın bu isteğini geri çevirmez. Alnını öper. Komutan da sözünde durur ve bütün askerleri serbest bırakır.</p>
<p>Bu alın öpülmelidir</p>
<p>Hz. Abdullah yanındakilerle Medine&#8217;ye döner. Olayı öğrenen Medine halkının bir kısmı Hz. Abdullah&#8217;ı eleştirirler. Bir Hıristiyanın, Rum&#8217;un alnı öpülür mü derler? Bunu duyunca halife Hz. Ömer (r.a.) ayağa kalkar ve Hz. Abdullah&#8217;ı kucaklayarak alnını öper. Bu kadar Müslüman&#8217;ı ölümden kurtaran bu alın öpülmelidir der. Böylece Medine&#8217;de tenkitlerin yolunu bıçak keser gibi keser.</p>
<p>Hz. Abdullah&#8217;ın o tarihi sözü; &#8220;Başımdaki saçlarım kadar canım olsa ve din için her gün birini kesseler&#8221; sözü bir eşik olur. Cennete giren yola koyulanlar için bir eşik olur. Mazlumlar. Çilekeşler mağdurlar için bir eşik olur. Nihayet Hz. Abdullah bu imtihan dünyasını, imanından lezzet alarak bir said -mutlu- olarak terk eder. Ve sözünü sonradan gelen Said&#8217;lere bir vasiyet gibi bırakır.</p>
<p>&#8220;Başımdaki saçlarım kadar canım olsa! Her gün birini dinim uğruna alsanız razıyım. Ama dinimden bir milim ayrılmaya asla razı değilim.&#8221;</p>
<p>Nihat Hatipoğlu-Sabah</p>
<p>09.12.2011</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2011/12/10/bu-soz-hz-abdullahin-saidlere-vasiyetidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlm-i diyanet mi, ilm-i siyaset mi?</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2011/10/18/ilm-i-diyanet-mi-ilm-i-siyaset-mi/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2011/10/18/ilm-i-diyanet-mi-ilm-i-siyaset-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Oct 2011 19:50:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssa, Mesel]]></category>
		<category><![CDATA[ilim]]></category>
		<category><![CDATA[kissa]]></category>
		<category><![CDATA[Mesel]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1414</guid>
		<description><![CDATA[Vaktiyle çok meşhur bir hoca varmış. Bilgisiyle, tecrübesiyle, yetiştirdiği kişiler ile ülkede bilmeyeni yokmuş. Yükselmek, büyük adam olmak isteyen herkes muhakkak bu meşhur hocaya gelip ondan ders alırmış. Onun ilminden yararlanırmış. Devlet adamı olup büyük mevkilere gelmek isteyen bir Anadolu delikanlısı da bu hocanın ismini duymuş. Onun ilminden faydalanmak, ondan ders alabilmek için köyünü terk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://farm3.static.flickr.com/2028/2792802179_ed41ceb786_z.jpg" alt="" width="576" height="384" /></p>
<p>Vaktiyle çok meşhur bir hoca varmış. Bilgisiyle, tecrübesiyle, yetiştirdiği kişiler ile ülkede bilmeyeni yokmuş. Yükselmek, büyük adam olmak isteyen herkes muhakkak bu meşhur hocaya gelip ondan ders alırmış. Onun ilminden yararlanırmış. Devlet adamı olup büyük mevkilere gelmek isteyen bir Anadolu delikanlısı da bu hocanın ismini duymuş. Onun ilminden faydalanmak, ondan ders alabilmek için köyünü terk etmiş. Düşmüş yollara. Aylar sonra hocaya ulaşmış.</p>
<p>- &#8216;Hocam ne olur beni kabul edin. Beni yetiştirin&#8217; demiş. Hocada;<br />
- &#8216;İlm-i diyanet mi, yoksa ilm-i siyaset mi öğrenmek istersin&#8217; diye sormuş. Genç köylü;<br />
- &#8216;Bana ilm-i diyanet öğretin yeter hocam&#8217; demiş. Ve eğitim başlamış&#8230;<br />
Aylar geçmiş yıllar geçmiş. Genç köylü ilm-i diyanet konusunda iyice yetişmiş, pişmiş. Hocası;<br />
- &#8216;Artık tamamsın. İstediğin camide hocalık yapabilirsin deyip icazetini vermiş.<br />
Hocası daha sonra şu tavsiyede bulunmuş.</p>
<p>- ‘ İlm-i diyaneti bitirdin. Ancak ilm-i siyaset dersinide alırsan senin için daha iyi olur.” demiş. Genç talebede;<br />
- &#8216;Hocam, ilmi diyanet bana yeter. Ben köyüme dönmek ve hocalık yapmak istiyorum&#8217; demiş.&#8217;</p>
<p>Hocasıda genç talebesine müsaade ederek köyüne yollamış. Genç köyüne dönmüş. Akrabaları kendisini büyük bir ilgiyle karsılamışlar. Diyanet konusunda çok derin bilgi sahibi olduğunu öğrendikleri için, Hemen köyün camisine götürüp cami hocasıyla tanıştırmak istemişler. Birlikte camiye gitmişler. Bu sırada hoca cemaate vaaz ediyormuş. Hocayı dinlemişler. Delikanlı hocadan duyduklarına inanamamış. Bu durum onu çok rahatsız etmiş. Çünkü hocanın söyledikleri hep yanlış ve uydurma şeylermiş. Hocanın cahilliği karşısında kendini tutamayıp birden ayağa kalkmış. Yüksek sesle konuşarak cemaate seslenmiş;<br />
- &#8216;Bu hocanın söylediklerinin hepsi yanlış. Uydurma. Sizi kandırıyor. Ey hoca sen ne biçim bir hocasın. Niye insanları kandırıyorsun&#8217;. demiş.</p>
<p>Bu sözler üzerine camide bir sessizlik olmuş. Herkes dönüp bu sözleri söyleyen gence bakmışlar. Hoca da gence dönüp kaşlarını çatmış. İtibari zedelenmesin diye, bu sesi susturmak için hoca cemaate dönüp bağırmış;</p>
<p>- &#8216;Ey cemaat, iste size bahsettiğim münafiklardan bir tanesi de burada, aramızda. Allaha inanmayan, camiye hakeret eden, hocaya baş kaldıran cehennemlik bir kafir içimizde oturuyor. Tutun onu. Atın dışarı&#8217; demiş&#8230;<br />
Cemaat genci yakalamış. Tekme tokat caminin dışına atmışlar. Her yeri yara bere içinde kalan genç inliye inliye evine dönmüş.</p>
<p>Aradan birkaç hafta geçtikten sonra genç köylü hocasına gitmeye karar vermis. Meşhur hocaya geri gidip başından geçenleri anlatmış. Hoca’sı da &#8216;ilmi siyaset&#8217; dersi alması gerektiğini söylemiş. Gençte kabul etmiş. Aylar, yıllar geçmiş. Gencin ilmi siyaset eğitimi tamamlanmış. Artık olgunlaşan genç, hocasının elini öpüp köyüne geri dönmüş.<br />
Hemen eskiden dayak yediği camiye gitmiş. Aradan uzun zaman geçtiği için kimse delikanlıyı tanıyamamış. Aynı hoca duruyormus. Yine eski tas, eski hamam. Ayni hoca yine saçma sapan şeyler söylemiş. Cemaati yanıltan, kandıran ifadeler kullanmış.</p>
<p>İlm-i diyanet&#8217;ten sonra ilm-i siyaset eğitimini de alan genç hoca, cemaat içinde ayağa kalkmış. Hoca kaşlarını yine çatip gence bakmış. Cemaatte kafalarını çevirip ayaktaki gence dönmüş. Bir süre sessizlik olmuş. Genç hoca yüksek sesle hocaya ve cemaate seslenmiş:</p>
<p>- &#8216;Ey hocaefendi sen ne mübarek bir hocasın. Gezdiğim yerlerde senin kadar ilim sahibi bir hocaya daha rastlayamadım. Ey cemaat. Beni iyi dinleyin. Bu Hocaefendi çok doğru söylüyor. Bu hocaefendi çok mübarek bir hocadır. Ne yüce bir hocadır. Ey cemaat, her kim ki bu hoca efendinin bir kılını koparır ve alırsa, o kişi hiç süphe yoktur ki günahları affolur, iki tel koparana mahşerde sorgu sual olmaz, üç tel koparan ise şehit mertebesine çıkıp doğrudan cennete gider… &#8216;</p>
<p>İşte bu sözlerden sonra cemaat bir anda galeyana gelerek ayağa kalkmış ve hoca efendinin üstüne çullanmış. Hocadan kıl koparmak isteyen onlarca insanın altında kalan cahil hoca, bir daha hocalık yapamayacak kadar perişan bir hale gelmiş ve köyü terk etmiş.</p>
<p>Böylece, genç hocada, ilmi siyasetin hayatta ne kadar güçlü bir silah olduğunu anlamış.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2011/10/18/ilm-i-diyanet-mi-ilm-i-siyaset-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>3 söz</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2011/10/10/3-soz/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2011/10/10/3-soz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Oct 2011 18:36:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kelimeler Konuşunca]]></category>
		<category><![CDATA[Steve Jobs]]></category>
		<category><![CDATA[zübeyir gündüzalp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1413</guid>
		<description><![CDATA[“Benim davama hizmetime; ilim mani olacaksa yasasın cehalet, eğer zenginlik mani olacaksa yasasın fakirlik, eğer akıl mani olacaksa yaşasın cünun, eğer evlilik mani olacaksa yaşasın bekarlık!..” Zübeyir Gündüzalp &#8221; Hiç kimse ölmek istemez. Cennete gitmek isteyenler bile oraya gitmek uğruna ölümü göze almak istemezler. Oysa ölüm hepimizin ortak sonu. Şimdiye dek kimse ölümden kaçamamıştır. Bunun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://farm7.static.flickr.com/6053/6231154945_0ff9c6c983.jpg" alt="" width="500" height="376" /></p>
<p>“Benim davama hizmetime; ilim mani olacaksa yasasın cehalet, eğer zenginlik mani olacaksa yasasın fakirlik, eğer akıl mani olacaksa yaşasın cünun, eğer evlilik mani olacaksa yaşasın bekarlık!..”</p>
<p>Zübeyir Gündüzalp</p>
<p>&#8221; Hiç kimse ölmek istemez. Cennete gitmek isteyenler bile oraya gitmek uğruna ölümü göze almak istemezler. Oysa ölüm hepimizin ortak sonu. Şimdiye dek kimse ölümden kaçamamıştır. Bunun böyle de olması gerekir. Çünkü ölüm, Yaratıcının en güzel icatlarından birisi.&#8221;</p>
<p>Steve Jobs</p>
<p>“ Büyük adam, nefsi emaresini yenmiş adamdır.<br />
Büyük adam, dünyaya, menfaate, şöhrete, mala, paraya, makama ve nefsine esir olmayan adamdır.<br />
Büyük adam, meşru lezzetleri dahi dâvası uğruna terk eden adamdır.<br />
Büyük adam, şeytanına &#8216;Eyne&#8217;l-mefer&#8217; dedirten adamdır.<br />
Büyük adam, darağaçlarına, zindanlara, kurşunlara, tehditlere ve tehlikelerin her türlüsüne meydan okuyan,    pabuç bırakmayan adamdır.”</p>
<p>Av. Bekir BERK</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2011/10/10/3-soz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Büyük adam&#8230;</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2011/10/10/buyuk-adam/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2011/10/10/buyuk-adam/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Oct 2011 18:21:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce iklimi]]></category>
		<category><![CDATA[bekir berk]]></category>
		<category><![CDATA[büyük adam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1412</guid>
		<description><![CDATA[Ahirete bir büyük adam göçtü. Kimdir bu zat? Onun kim olduğunu söylemeden önce, bir başka sorunun cevabını vermek gerekiyor. &#8221;Büyük adam kimdir? Kime büyük adam derler?&#8221; &#8221;Büyük adam, orduları yenmiş, ülkeleri fethetmiş adam mıdır?&#8221; &#8221;Hayır.&#8221; &#8221;Büyük adam, çok alkışlanan adam mıdır?&#8221; &#8221;Hayır.&#8221; &#8221;Büyük adam, çok yüksek makam ve rütbelere çıkmış adam mıdır?&#8221; &#8221;Hayır.&#8221; &#8221;Büyük adam, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://farm5.static.flickr.com/4063/4339181190_3f19dd1522_z.jpg?zz=1" alt="" width="468" height="640" /></p>
<p>Ahirete bir büyük adam göçtü. Kimdir bu zat? Onun kim olduğunu söylemeden önce, bir başka sorunun cevabını vermek gerekiyor.</p>
<p>&#8221;Büyük adam kimdir? Kime büyük adam derler?&#8221;</p>
<p>&#8221;Büyük adam, orduları yenmiş, ülkeleri fethetmiş adam mıdır?&#8221;<br />
&#8221;Hayır.&#8221;<br />
&#8221;Büyük adam, çok alkışlanan adam mıdır?&#8221;<br />
&#8221;Hayır.&#8221;<br />
&#8221;Büyük adam, çok yüksek makam ve rütbelere çıkmış adam mıdır?&#8221;<br />
&#8221;Hayır.&#8221;<br />
&#8221;Büyük adam, çok şeyler yıkan veya yapabilen adam mıdır?&#8221;<br />
&#8221;Hayır.&#8221;<br />
&#8221;Büyük adam, tarihlere geçmiş veya geçebilecek adam mıdır?&#8221;<br />
&#8221;Hayır.&#8221;<br />
&#8221;Büyük adam, adına anma toplantıları yapılan adam mıdır?&#8221;<br />
&#8221;Hayır.&#8221;<br />
&#8221;Ve nihayet büyük adam, herkes tarafından büyük tanınan, büyük sanılan, büyük gösterilen veya büyüktür diye ilan edilen adam mıdır?&#8221;<br />
&#8221;Hayır.&#8221;</p>
<p>Ya öyle ise, kimdir büyük adam?</p>
<p>Büyük adam, yaratılış gayesini bir an hatırından çıkarmayan, bu hedefe doğru yürüyen ve bu hedeften hiç bir zaman şaşmayan ve ayrılmayan adamdır.</p>
<p>Büyük adam, her harekâtının, her an zapt edildiğini bir an dahi aklından çıkarmayarak, her anının hesabını vereceğinin dikkat ve şuuru ile &#8216;İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râcîûn&#8217; hakikatinin idrâki içinde bulunan adamdır.</p>
<p>Büyük adam, Allah&#8217;ın rızasından başka hiç bir şeyi gaye edinmemiş ve nefsine; &#8216;Ey nefis takvâ ve amel-i sâlih ile Hâlikını râzı etti isen, halkın rızasını tahsile lüzum yoktur. O kâfidir. Eğer halk da Allah&#8217;ın hesabına rıza ve muhabbet gösterirse iyidir. Şayet onlarınki dünya hesabına olursa kıymeti yoktur. Çünkü onlarda senin gibi âciz kullardır&#8217; diyebilen ve o esasa riâyet edebilen kişidir.</p>
<p>Büyük adam, dâvası büyük olan adamdır.<br />
Büyük adam, himmeti büyük olan adamdır.<br />
Büyük adam, hedefi büyük olan adamdır.<br />
Büyük adam, nefsi emaresini yenmiş adamdır.<br />
Büyük adam, dünyaya, menfaate, şöhrete, mala, paraya, makama ve nefsine esir olmayan adamdır.<br />
Büyük adam, meşru lezzetleri dahi dâvası uğruna terk eden adamdır.<br />
Büyük adam, şeytanına &#8216;Eyne&#8217;l-mefer&#8217; dedirten adamdır.<br />
Büyük adam, darağaçlarına, zindanlara, kurşunlara, tehditlere ve tehlikelerin her türlüsüne meydan okuyan, pabuç bırakmayan adamdır.</p>
<p>Büyük adam, şehitlik makam rütbesinin üstünde makam ve rütbe tanımayan adamdır.<br />
Büyük adam, büyüklük dâvâsı olmayan adamdır.<br />
Ve nihayet büyük adam, bütün küçüklüklerden sıyrılmasını bilmiş ve bütün büyüklükleri şahsında cem&#8217;etmiş adamdır.<br />
Şimdi ilk sualin cevabını verebiliriz: Âhirete göçtüğünden bahsettiğimiz o büyük zât, o büyük adam, yukarıda saydığımız bütün vasıfların ve sahip olduklarının da pek çoğunu sayamadığımız büyüklüklerin sahibi, Mehmed Zübeyir Gündüzalp&#8217;tir.<br />
Konya&#8217;nın, mert ve erkek ruhlara ve İslâm fedâisi kahramanlarına beşik olan Ermenek Yaylasında doğup, İstanbul ufuklarında ufûl eden güneş, &#8216;Kur&#8217;ân&#8217;ın muhkemat kal&#8217;asına gir, sünnet-i seniyeyi rehber yap, selâmeti bul&#8217; diyen ve Allah-u Âzimüşşânın nûrunu, Peygamberî Zîşanın nûrunu, Kur&#8217;ân-ı Hakîmin nûrunu, İslâm’ın nurûnu, îmânın nurûnu aksettiren Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin aksettirdiği bütün bu nurlara her daim en geniş şekilde ayna olabilmek liyâkat ve bahtiyarlığına sahip olarak âlem-i bekâya intikâl etmiştir.</p>
<p>Evet, Mehmet Zübeyir Gündüzalp, Risale-i Nur&#8217;la karşılaşıp, onu okuyunca aklıyla, kalbiyle, ruhuyla ve sair bütün lâtifeleriyle o nûrun pervanesi olmuş ve en büyük davanın iman dersleri ile yapılabileceğini idrak etmiş ve bütün zerratı ile massettiği Risale-i Nur&#8217;un muellif-i muhteremi Bediüzzaman&#8217;ın yanında yer almıştır. Her şeyini feda ve terk eden bir İslam fedaisi olarak zindanlar, tehditler, tazyikler, tecavüzler karşısında zerrece irkilmeden, onunla beraber zindanlar içinde, demir parmaklıklar arkasından, darağaçlarının altından, süngüler arasından dimdik yürüyerek geçmiştir.<br />
Hayat hikayesini ve kahramanlıklarını, fedakârlıklarını ve eşsiz vasıflarını değil bir makale, bir kitaba dahi sıkıştırmak mümkün olmayan bu zat, her şeyden önce nefs-i emaresini, his ve hevasını, bir daha belini doğrultamayacak bir şekilde yere sererek iman hizmetine vakf-ı hayat eylemiş: azamî ihlâsın, azamî fedakârlığın ve sabr-ı cemilin mücessem timsali olarak yaşamış; hüsn-ü ibadete ve taate ve şükre ve zikre muvaffak olmuş, iman-ı billaha, marifetullaha ermiş; hayatı başından sonuna kadar Kur&#8217;an hizmetinde, iman hizmetinde, Risale-i Nur hizmetinde geçmiş; hastalıkların, yorgunlukların ve şer kuvvetlerin vurmak istedikleri zincirleri darmadağın etmiş ve son nefesine kadar bu hizmetin zaferi için mücadele ederek ruhunu hizmetin ateş hattında teslim eylemiş ve kınından çıkmış bir kılıç olarak ahirete irtihal etmiştir.<br />
Allah onu garîk-i rahmet eylesin; Nur içinde yatsın; Cennetü&#8217;l-Firdevsine kabul buyursun, Peygamber-i Zîşânın ve Büyük Üstadın âğuş-u nazdârânesinde mes&#8217;ûd eylesin ve himmetini bu aciz ve günahkâr kardeşlerinin üzerinden eksik eylemesin. Âmin&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2011/10/10/buyuk-adam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>O&#8217;dur..</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2011/08/11/odur/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2011/08/11/odur/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Aug 2011 20:35:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kelimeler Konuşunca]]></category>
		<category><![CDATA[nahl suresi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1408</guid>
		<description><![CDATA[İçinden taze et(balık) yemeniz ve takacağınız bir süs (eşyası) çıkarmanız için denizi emrinize veren O&#8217;dur. (Nahl Suresi, 14)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.sevdimseni.com/resimler/istiridye.jpg" alt="" width="640" height="381" /></p>
<p style="text-align: center;">İçinden taze et(balık) yemeniz ve takacağınız bir süs (eşyası) çıkarmanız için denizi emrinize veren O&#8217;dur.<br />
(Nahl Suresi, 14)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2011/08/11/odur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Madde Nedir?</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2011/08/11/madde-nedir/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2011/08/11/madde-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Aug 2011 19:04:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Risale izdüşümleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bediuzzaman Said Nursi]]></category>
		<category><![CDATA[sözler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1407</guid>
		<description><![CDATA[Madde asıl değil ki, vücu.t ona musahhar kalsın ve tâbi olsun. Belki, madde, bir mânâ ile kaimdir. İşte o mânâ hayattır, ruhtur. Hem, bilmüşahede, madde mahdum değil ki, herşey ona ircâ edilsin. Belki hâdimdir, bir hakikatin tekemmülüne hizmet eder. O hakikat hayattır. O hakikatin esası da ruhtur. Bilbedâhe, madde hâkim değil ki, ona müracaat edilsin, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://farm7.static.flickr.com/6194/6033208594_99b1931ccf_z.jpg" alt="" width="427" height="640" /></p>
<p>Madde asıl değil ki, vücu.t ona musahhar kalsın ve tâbi olsun. Belki, madde, bir mânâ ile kaimdir. İşte o mânâ hayattır, ruhtur.</p>
<p>Hem, bilmüşahede, madde mahdum değil ki, herşey ona ircâ edilsin. Belki hâdimdir, bir hakikatin tekemmülüne hizmet eder. O hakikat hayattır. O hakikatin esası da ruhtur.</p>
<p>Bilbedâhe, madde hâkim değil ki, ona müracaat edilsin, kemâlât ondan istenilsin.	Belki mahkûmdur; bir esasın hükmüne bakar, onun gösterdiği yollarla hareket eder. İşte o esas hayattır, ruhtur, şuurdur.</p>
<p>Hem, bizzarure, madde lüb değil, esas değil, müstekar değil ki, işler ve kemâlât ona takılsın, ona bina edilsin. Belki yarılmaya, erimeye, yırtılmaya müheyyâ bir kışırdır, bir kabuktur ve köpüktür ve bir surettir.</p>
<p>Bediüzzaman Said Nursi-29.Söz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2011/08/11/madde-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Babama Dua</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2011/06/20/babama-dua/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2011/06/20/babama-dua/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Jun 2011 17:59:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derkenar]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[babalar günü]]></category>
		<category><![CDATA[süleyman sargın]]></category>
		<category><![CDATA[zaman gazetesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1406</guid>
		<description><![CDATA[Baba, anneyle beraber anılır hep. Arapçadaki &#8220;ebeveyn&#8221; ifadesi baba menşelidir. Türkçemizde ise o iki kudsî varlıktan bahsederken &#8220;anne-baba&#8221; deriz. Hangisi daha uygundur bilemem ama bildiğim bir şey varsa o da babanın, insan hayatındaki yerinin anneden daha az olmadığıdır. Baba, anne kadar hislerini açığa vurmaz. Evlatlarına karşı daha dengeli ve mesafelidir. Ağırlığı vardır babanın; olmalıdır da. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://farm5.static.flickr.com/4109/4979551085_0ce2abddd9_z.jpg" alt="" width="576" height="411" /></p>
<p>Baba, anneyle beraber anılır hep. Arapçadaki &#8220;ebeveyn&#8221; ifadesi baba menşelidir. Türkçemizde ise o iki kudsî varlıktan bahsederken &#8220;anne-baba&#8221; deriz.</p>
<p>Hangisi daha uygundur bilemem ama bildiğim bir şey varsa o da babanın, insan hayatındaki yerinin anneden daha az olmadığıdır.</p>
<p>Baba, anne kadar hislerini açığa vurmaz. Evlatlarına karşı daha dengeli ve mesafelidir. Ağırlığı vardır babanın; olmalıdır da. Hisleriyle hareket etmez; mantığı, iradesi, aklı ve idaresi duygularının önündedir. Anne gibi tez canlı değildir o. Bu yüzdendir &#8220;Babanın duasını alın, bedduasından sakının&#8221; uyarısı. Babanın duası da bedduası da iradi, bilinçli ve içi doludur. Anlık tepkilerle, coşkun hislerle beddua çıkmaz babanın ağzından.</p>
<p>Babanın varlığı, evlatlarına hangi yaşta olurlarsa olsunlar güven telkin eder. Babanın varlığı bir garanti gibidir evlat için. Başı sıkıştığında, daraldığında, bunaldığında koşacağı bir sığınaktır. Baba, içten içe sever evladını. Başarısıyla övünür, sıkıntısıyla kederlenir. Gözyaşlarını çok göstermez; hep içine akıtır onları. Bazen tebessümünde bile binbir ızdırabın çizgilerini okursunuz. Kızını gelin edip beline kırmızı kuşağı bağlarken iki damla yaş süzülür bütün direnmelere rağmen. Orada artık baba da tutamaz kendini. Yirmi küsur yıl beslediği, büyüttüğü, eğittiği ciğerparesini başka bir hayata uğurlamaktadır çünkü.</p>
<p>Bunları artık orta yaş sınırına gelmiş, dört çocuk babası olarak mı yazıyorum, babasının beş evladından biri olarak mı, onu bilemiyorum. Ama artık genç değilim ve etrafımdaki arkadaşlarımdan bazıları babalarını kaybetti. Babası vefat eden her arkadaşım, babasına hayattayken hissiyatını ifade edememekten muzdarip. Hemen hepsi &#8220;Keşke babama onu ne kadar çok sevdiğimi söyleyebilseydim. Keşke onunu boynuna sarılıp yüzünü doya doya öpebilseydim.&#8221; düşüncesindeler. Babaların fıtri olarak evlatlarına karşı mesefeleri, evlatları da ister istemez mesafeli hale getiriyor.</p>
<p>Benim hala hayatta olan mükemmel bir babam var çok şükür. Onun değerini her geçen gün daha iyi anlıyorum. Fakat görüyorum ki babam değil, ben değişiyorum. Yaşım ilerledikçe, onun ne kadar güzel bir insan, ne kadar iyi bir baba olduğunu daha iyi anlıyorum. Bu sözleri yüzüne söylemek isterdim ama arkadaşlarımın yaşadıklarını ben de yaşıyorum. Söyleyemediklerimi yazmak daha kolay geliyor sanki.</p>
<p>Bir evlat, her şeyini borçlu olduğu babasına nasıl teşekkür edebilir? Kendisini büyütürken gösterdiği sevgiye, sabra ve onca çabaya? Bebekken iyileşsin diye hastane hastane dolaştırdığı, asabi bir ergeni anladığı, her şeyi bildiğine inanan üniversite öğrencisini hoş gördüğü için şükranlarını nasıl dile getirebilir? Ona en fazla ihtiyaç duyduğu, işlerini kendisine devretmeyi hayal ettiği bir anda, &#8220;Evladım, benim senden dünyalık bir beklentim yok. Ahirette beni mahcup etme yeter!&#8221; diyerek hizmete gönderen babasına bir evlat borcunu nasıl ödeyebilir? Baba olmuş bir evlat, kendisine hala babalık yapan bir insana nasıl teşekkür edebilir?</p>
<p>Etrafındaki herkes, evlatları, gelinleri ve torunlarıyla beraberken, tek erkek evladından uzakta &#8220;Hakkın hatırına&#8221; gurbet hasreti çeken bir babaya ayaklarını öpmekten başka ne yapılabilir? Evladının yanlışlarını söylerken bile kelimeleri özenle seçen, uyarırken bağırmayan, &#8220;Ben sana dememiş miydim&#8221; gibi sözlerle incitmeyen bir baba.. Hep sevgi dolu, düşünceli, sabırlı, affetmeyi ve bağışlamayı bilen bir bilge..</p>
<p>Ona ve rahmetli anneme ancak dua edebiliyorum. Ellerimi her açtığımda Kur&#8217;an&#8217;ın öğrettiği edeple &#8220;Ya Rabbi, onlar beni terbiye edip bugünlere getirdiler. Sen de onlara dünyada ve ahirette hep rahmetinle muamele et!&#8221; diyor ve ilave ediyorum &#8220;Ey Rahmeti Sonsuz! Senin rızana muvafık, ne kadar hayrım, hasenatım, hizmetim varsa sen onların sevabını eksiksiz olarak babama ve anneme yaz&#8221;. Çünkü o sevapları en çok onlar hak ediyor. Ve şimdilerde duama yeni bir şey ilave ettim: &#8220;Allahım, bana kendi çocuklarımın gözünde, babamın benim gözümde olduğu kadar iyi bir baba olmayı nasip et!&#8221;</p>
<p>Süleyman SARGIN &#8211; Zaman Gazetesi<br />
15.10.2010</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2011/06/20/babama-dua/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hangi Parti?</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2011/06/08/hangi-parti/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2011/06/08/hangi-parti/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Jun 2011 16:34:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Unlem]]></category>
		<category><![CDATA[oy]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[zübeyir gündüzalp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1404</guid>
		<description><![CDATA[‘- Biz ahrar yani hürriyetçiyiz. Hürriyetçi bir partiden başa kim geçerse geçsin o partiyi destekleriz. Mühim olan o partinin tüzüğüdür.’ ‘- İsim ve şahıslar değişebilir ama ölçüler değişmez. Biz ölçülerimize uyanları destekleriz. Kişileri ve isimleri değil.’ ‘- Sahneden düşenleri sahneye çıkarmak bizim işimiz değil, ölçülerimize uyan, bu ölçülerle millet ekseriyetinin desteğini kazanan kim olursa olsun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">
<a href="http://www.haberciniz.biz/yskdan-kritik-muhur-aciklamasi-218972h.jpg"><img class="aligncenter" src="http://www.haberciniz.biz/yskdan-kritik-muhur-aciklamasi-218972h.jpg" alt="" width="260" height="198" /></a></p>
<p>‘-     Biz ahrar yani hürriyetçiyiz. Hürriyetçi bir partiden başa kim geçerse geçsin o partiyi destekleriz. Mühim olan o partinin tüzüğüdür.’<br />
‘-    İsim ve şahıslar değişebilir ama ölçüler değişmez. Biz ölçülerimize uyanları destekleriz. Kişileri ve isimleri değil.’<br />
‘-  Sahneden düşenleri sahneye çıkarmak bizim işimiz değil, ölçülerimize uyan, bu ölçülerle millet ekseriyetinin desteğini kazanan kim olursa olsun biz onu reylerimizle destekleriz.’<br />
‘-  Mesleğimizde milletin ekseriyetinin hüsnü teveccühünü kaybetmiş  mazi olanlarla istikbale yürünmez, onlarla kaybedecek zamanımız yoktur.’<br />
‘-   Bizim dışımızda gelişen ve değişen şartlarda meydana gelen durumda ileriye bakarız dava ve dairemizi kullandırtmayız.’<br />
‘-   Ahde vefamızı hayırlı hizmetlerini yad ederek gösteririz. Bu bir hakperestliktir. Düşene vurmayız şakşakçısı da olmayız.’<br />
‘-  Mualla ve muazzez üstadımız : ‘Demokratlar ittihad-ı İslama inkılap edecektir.’ demiştir. İsim ve unvan olarak değil. Demokrat düşünce ve mana olarak ittihad-ı İslama , İslam ülkeleri ile münasebetlerin inkişafına inkilap edecektir.’</p>
<p>ZÜBEYİR GÜNDÜZALP</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2011/06/08/hangi-parti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

