<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>fatihiraz.net &#187; Derkenar</title>
	<atom:link href="http://fatihiraz.net/category/derkenar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://fatihiraz.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 Jul 2010 18:56:49 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>TÜSİAD siyasette var yatırımda yok</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2010/06/27/tusiad-siyasette-var-yatirimda-yok/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2010/06/27/tusiad-siyasette-var-yatirimda-yok/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Jun 2010 10:46:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derkenar]]></category>
		<category><![CDATA[fatih altaylı]]></category>
		<category><![CDATA[haberturk]]></category>
		<category><![CDATA[tüsiad]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1333</guid>
		<description><![CDATA[
TÜSİAD, Kürt ya da Doğu sorununun, adı her neyse, çözümü için yıllardır plan hazırlar, konuşur, hatta talimat verir.
Söylediklerinde akılcı şeyler de vardır, akıl dışı talepler de.
TÜSİAD üyelerinin bu soruna önem verdiği aşikârdır yıllardır.
Önceki gün de çok sert çıkışlar yaparak, bu meselenin çözümü için önerilerde bulundular.
Okurken aklıma takıldı ve HT Ekonomi&#8217;nin Yayın Müdürü Yavuz Barlas&#8217;ın yanına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://yenisafak.com.tr/resim/site/tusiad0610728006107281by.jpg" alt="" width="300" height="292" /></p>
<p>TÜSİAD, Kürt ya da Doğu sorununun, adı her neyse, çözümü için yıllardır plan hazırlar, konuşur, hatta talimat verir.<br />
Söylediklerinde akılcı şeyler de vardır, akıl dışı talepler de.<br />
TÜSİAD üyelerinin bu soruna önem verdiği aşikârdır yıllardır.<br />
Önceki gün de çok sert çıkışlar yaparak, bu meselenin çözümü için önerilerde bulundular.<br />
Okurken aklıma takıldı ve HT Ekonomi&#8217;nin Yayın Müdürü Yavuz Barlas&#8217;ın yanına gidip bir ricada bulundum.<br />
Dedim ki, &#8220;Yavuz&#8217;cuğum, şu TÜSİAD Doğu ve Güneydoğu için çok konuştu. Bir bakalım, konuşmak dışında ne yapmışlar? Bölgede ne yatırımlar yapmışlar? Ekonomik olarak bölgeye ne katkı sağlamışlar, ne istihdam yaratmışlar?&#8221;<br />
Ekonomi servisimiz hemen çıkardı.<br />
TÜSİAD üyelerinin Doğu ve Güneydoğu&#8217;daki yatırımlarını döktü.<br />
Baktım ne yapmışlar.<br />
&#8220;Hiçbir şey.&#8221;<br />
Evet, hiçbir şey.<br />
Devletten aldıkları birkaç çimento fabrikası, işletmesini devraldıkları birkaç enerji tesisi dışında hiç.<br />
Turkcell&#8217;in iki ildeki çağrı merkezlerini saymazsanız yapılan hiçbir şey yok.<br />
Hadi şimdi terör var.<br />
Ondan öncesinde de bir şey yok. Cumhuriyet&#8217;in kuruluşundan beri bölgeye yapılan özel sektör yatırımı çok az, TÜSİAD üyelerinin hiç yok.<br />
Almışlar teşviki, yatırmışlar Adapazarı ovasına, İzmit&#8217;e, İstanbul&#8217;a.<br />
Doğu&#8217;ya ise nanik yapmışlar.<br />
Şimdiyse ahkâm kesiyorlar.<br />
TÜSİAD üyeleri, Doğu ve Güneydoğu&#8217;da laf dışında bir şey üretselerdi belki de bu sorun bu hale gelmeyecekti.</p>
<p>Fatih Altaylı-Habertürk<br />
27.06.2010</p>


<!-- Begin SexyBookmarks Menu Code -->
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand">
<ul class="socials">
		<li class="sexy-facebook">
			<a href="http://www.facebook.com/share.php?v=4&amp;src=bm&amp;u=http://fatihiraz.net/2010/06/27/tusiad-siyasette-var-yatirimda-yok/&amp;t=T%C3%9CS%C4%B0AD+siyasette+var+yat%C4%B1r%C4%B1mda+yok" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-mail">
			<a href="mailto:?subject=%22T%C3%9CS%C4%B0AD%20siyasette%20var%20yat%C4%B1r%C4%B1mda%20yok%22&amp;body=I%20thought%20this%20article%20might%20interest%20you.%0A%0A%22%0D%0A%0D%0AT%C3%9CS%C4%B0AD%2C%20K%C3%BCrt%20ya%20da%20Do%C4%9Fu%20sorununun%2C%20ad%C4%B1%20her%20neyse%2C%20%C3%A7%C3%B6z%C3%BCm%C3%BC%20i%C3%A7in%20y%C4%B1llard%C4%B1r%20plan%20haz%C4%B1rlar%2C%20konu%C5%9Fur%2C%20hatta%20talimat%20verir.%0D%0AS%C3%B6ylediklerinde%20ak%C4%B1lc%C4%B1%20%C5%9Feyler%20de%20vard%C4%B1r%2C%20ak%C4%B1l%20d%C4%B1%C5%9F%C4%B1%20talepler%20de.%0D%0AT%C3%9CS%C4%B0AD%20%C3%BCyelerinin%20bu%20soruna%20%C3%B6nem%20verdi%C4%9Fi%20a%C5%9Fik%C3%A2rd%C4%B1r%20y%C4%B1llard%C4%B1r.%0D%0A%C3%96nceki%20g%C3%BCn%20de%20%C3%22%0A%0AYou%20can%20read%20the%20full%20article%20here%3A%20http://fatihiraz.net/2010/06/27/tusiad-siyasette-var-yatirimda-yok/" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-comfeed">
			<a href="http://fatihiraz.net/2010/06/27/tusiad-siyasette-var-yatirimda-yok/feed" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-delicious">
			<a href="http://del.icio.us/post?url=http://fatihiraz.net/2010/06/27/tusiad-siyasette-var-yatirimda-yok/&amp;title=T%C3%9CS%C4%B0AD+siyasette+var+yat%C4%B1r%C4%B1mda+yok" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-technorati">
			<a href="http://technorati.com/faves?add=http://fatihiraz.net/2010/06/27/tusiad-siyasette-var-yatirimda-yok/" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-twitter">
			<a href="http://twitter.com/home?status=T%C3%9CS%C4%B0AD+siyasette+var+yat%C4%B1r%C4%B1mda+yok+-+http://tinyurl.com/2frkjpw+" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-google">
			<a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://fatihiraz.net/2010/06/27/tusiad-siyasette-var-yatirimda-yok/&amp;title=T%C3%9CS%C4%B0AD+siyasette+var+yat%C4%B1r%C4%B1mda+yok" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>
<!-- End SexyBookmarks Menu Code -->

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2010/06/27/tusiad-siyasette-var-yatirimda-yok/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Asil bir korku</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2010/03/31/asil-bir-korku/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2010/03/31/asil-bir-korku/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 31 Mar 2010 19:16:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derkenar]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce iklimi]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa ulusoy]]></category>
		<category><![CDATA[zaman gazetesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1310</guid>
		<description><![CDATA[
Dünyası ikiye bölünmüş, dünyanın kendisi gibi. Durumunu bir şehrin nehirle ikiye bölünmesine benzetmişti.
Ortasından nehir geçen şehirlerin iki yakası vardır. Onun da iki yakası var. İki yakasını bir araya getirmeye uğraşıyor. Onu ikiye ayıran neydi? Postacı (Il Postino/yön. Michael Radford) filminde şair Pablo Neruda&#8217;nın bir dizesinden söz edilir: &#8220;İnsan olmaktan yoruldum.&#8221; İnsan olmanın zorluğunun büyülü bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://farm3.static.flickr.com/2804/4479208319_331b2ef98a.jpg" alt="" width="500" height="375" /></p>
<p>Dünyası ikiye bölünmüş, dünyanın kendisi gibi. Durumunu bir şehrin nehirle ikiye bölünmesine benzetmişti.<br />
Ortasından nehir geçen şehirlerin iki yakası vardır. Onun da iki yakası var. İki yakasını bir araya getirmeye uğraşıyor. Onu ikiye ayıran neydi? Postacı (Il Postino/yön. Michael Radford) filminde şair Pablo Neruda&#8217;nın bir dizesinden söz edilir: &#8220;İnsan olmaktan yoruldum.&#8221; İnsan olmanın zorluğunun büyülü bir anlatımıdır bu. Bir şaire yakışan! İkiye bölünmüş olmak en yorucu insan deneyimidir belki de. İnsan olmanın en yorucu hali.</p>
<p>Hepimizin zayıf anları, dönemleri vardır. Her zamanki insan değilizdir sanki. Sanki başka biri kendimizle aramıza girmiş, bizi ele geçirmeye çalışmaktadır. Kendimize şaşarız. &#8220;Bu ben miyim?&#8221; diye. Yapıp ettiklerimize bakarız. Davranışlarımıza akıl sır erdiremeyiz. Kendimizi bizi ele geçirmeye çalışan arzularımıza, benliğimize teslim etmek istemeyiz. Çünkü vicdanımız, ruhumuz, kalbimiz ve aklımız çok iyi bilir ki arzularımıza kurban edilmeyecek kadar sonsuz değerliyizdir. Dünyaya, dünyanın cazibelerine kapılarak berhava olmayacak kadar önemli bir varlığızdır.</p>
<p>Zor zamanlardır bunlar. İki arada bir derede sıkışıp kalırız. Çekiştirip durur her bir tarafımız. Vicdanımız &#8220;Yapma!&#8221; der. Nefis ve şeytan ise dünyanın içine çeker bizi. Belki de şeytanın bizi kıskanmasındandır bu. O&#8217;nun istemediklerini yapmama, istediklerini yapma konusunda zorlandığını anlatmıştı. Dünya bütün cazibesiyle üzerine saldırıyordu. Her türlü oyunu oynuyor, her türlü cilveyi yapıyor, her türlü numarayı çekiyordu. Kalbi ve vicdanı &#8220;Hayır!&#8221; diyordu. Dünyanın envaiçeşit numaralarıyla, &#8220;bir oyun ve eğlencenin&#8221; içine çekilmek istendiğini fark ediyor, bu oyunda sadece bir figüran olacağını, her şey olup bittikten sonra şöhreti sönen ünlü oyuncular gibi bir kenara fırlatılacağını iyi biliyordu. Emily Dickinson&#8217;ın bir şiirini okumuştu: &#8220;Şöhret bir arıdır/Bir şarkısı var/Bir iğnesi var/Ah, bir de, kanadı var.&#8221; Şöhretin yerine dünyayı koyarak bir kere daha okumuştu şiiri. Bir kere daha dinlemiştim o haliyle. Her iki hali de hikmet doluydu.</p>
<p>&#8220;Dayanmak çok zor. İçim lime lime sanki. Çok korkuyorum. O&#8217;nun istemediği şeyleri yapmaktan. Gece gündüz tedirginlik içindeyim.&#8221;</p>
<p>Hayran kalmıştım. &#8220;Ne asil bir korku bu&#8221; demiştim. &#8220;Ama&#8221; diye itiraz etmişti, &#8220;bu çok acı veriyor, çok zor bu. İnsanın nefsinin arzuları ile vicdanı arasında kalması çok acı veriyor.&#8221;</p>
<p>Daha da asil olan buydu. Bu acı çekiş, bu ıstıraptı daha da asil olan. Meleklerin yaşayamadığı bir deneyimdi bu. &#8220;İnsan olmanın zorluğu bu. İnsan olmanın yorgunluğu. &#8220;Seni tüm varlıklardan daha üstün kılan bu değil mi? Daha ne istiyorsun kendinden, daha ne bekliyorsun?&#8221; demiştim hayranlık dolu bir ses tonuyla.</p>
<p>İtirazını sürdürmüştü: &#8220;Ben Yusuf (as) gibi hiç arzu duymamak, hiç meyil taşımamak, dünyaya ve dünyanın cazibesine aldanmamak istiyorum. O&#8217;nun istemediği şeyleri yapmak istemiyorum.&#8221; Bir eksiklik vardı Yusuf (as) hakkındaki bilgisinde. İnternete girip Yusuf&#8217;un izini sürmüştük birlikte.</p>
<p>Züleyha onu elde etmeye çalıştığında Yusuf&#8217;a ne olmuştu? &#8220;&#8230;kadın ona meyletmişti. Ve Rabb&#8217;inin delilini görmeseydi o da ona meyletmişti&#8230;&#8221; (Yusuf: 24). Bir insan olarak Yusuf yaratılışının gereği olan meyline rağmen, onda tasarruf ederek hissiyatına hakim olmuştu. Yine ne demişti Yusuf: &#8220;Halbuki nefsimi temize çıkarmıyorum. Muhakkak ki nefis, daima kötülüğü emredicidir; Ancak Rabb&#8217;imin merhamet ettiği müstesna&#8230;&#8221; (Yusuf:53). Dahası vardı. Dahası Züleyha kendi aleyhinde konuşan bir grup kadını evine ziyafete çağırdığında, onlar da Yusuf&#8217;u görünce büyülenip ellerini kestiklerinde, &#8220;Beni hakkında kınadığınız adam işte budur. Andolsun, ben onu elde etmeye çalıştım. Fakat o korundu, bulaşmadı. Eğer ona emrettiğimizi yapmazsa ya hapsedilecek veya (makamca) alçaklardan olacaktır&#8221; (Yusuf: 32) demişti. Yusuf ise çaresizlikle asaletin zirvesinde, Rabb&#8217;ine seslenmişti: &#8220;Ey Rabb&#8217;im! Benim için hapis, onların beni çağırdıkları şeyden daha sevimlidir. Eğer onların tuzağını benden alıkoymazsan, ben onlara meyleder ve cahillerden olurum&#8221;. (Yusuf: 33) O da zorlanmıştı anlaşılan. O da aman dilemişti Rabb&#8217;inden.</p>
<p>Yüzyıllar öncesinden çıkagelmişti sanki Hz. Yusuf ve onun elinden tutmuştu. İçindeki çatışmalara direniyor, direnmek istiyor ve bu direnmenin bedeli olan acıyı, bunalımı sonuna kadar hissediyordu. Korkuyordu. Dünyanın en asil korkusuyla korkuyordu. Ne saygın bir korkuydu bu.</p>
<p>Mustafa ULUSOY &#8211; ZAMAN<br />
15.01.2010</p>


<!-- Begin SexyBookmarks Menu Code -->
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand">
<ul class="socials">
		<li class="sexy-facebook">
			<a href="http://www.facebook.com/share.php?v=4&amp;src=bm&amp;u=http://fatihiraz.net/2010/03/31/asil-bir-korku/&amp;t=Asil+bir+korku" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-mail">
			<a href="mailto:?subject=%22Asil%20bir%20korku%22&amp;body=I%20thought%20this%20article%20might%20interest%20you.%0A%0A%22%0D%0AD%C3%BCnyas%C4%B1%20ikiye%20b%C3%B6l%C3%BCnm%C3%BC%C5%9F%2C%20d%C3%BCnyan%C4%B1n%20kendisi%20gibi.%20Durumunu%20bir%20%C5%9Fehrin%20nehirle%20ikiye%20b%C3%B6l%C3%BCnmesine%20benzetmi%C5%9Fti.%0D%0AOrtas%C4%B1ndan%20nehir%20ge%C3%A7en%20%C5%9Fehirlerin%20iki%20yakas%C4%B1%20vard%C4%B1r.%20Onun%20da%20iki%20yakas%C4%B1%20var.%20%C4%B0ki%20yakas%C4%B1n%C4%B1%20bir%20araya%20getirmeye%20u%C4%9Fra%C5%9F%C4%B1yor.%20Onu%20ikiye%20ay%C4%B1ran%20neydi%3F%20Postac%C4%B1%20%28Il%20Postino%2F%22%0A%0AYou%20can%20read%20the%20full%20article%20here%3A%20http://fatihiraz.net/2010/03/31/asil-bir-korku/" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-comfeed">
			<a href="http://fatihiraz.net/2010/03/31/asil-bir-korku/feed" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-delicious">
			<a href="http://del.icio.us/post?url=http://fatihiraz.net/2010/03/31/asil-bir-korku/&amp;title=Asil+bir+korku" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-technorati">
			<a href="http://technorati.com/faves?add=http://fatihiraz.net/2010/03/31/asil-bir-korku/" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-twitter">
			<a href="http://twitter.com/home?status=Asil+bir+korku+-+http://tinyurl.com/ybh5cru+" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-google">
			<a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://fatihiraz.net/2010/03/31/asil-bir-korku/&amp;title=Asil+bir+korku" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>
<!-- End SexyBookmarks Menu Code -->

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2010/03/31/asil-bir-korku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ezanlar okundukça Menderes anılacak</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2010/03/28/ezanlar-okundukca-menderes-anilacak/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2010/03/28/ezanlar-okundukca-menderes-anilacak/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Mar 2010 11:04:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derkenar]]></category>
		<category><![CDATA[adnan menderes]]></category>
		<category><![CDATA[demokrat parti]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa armağan]]></category>
		<category><![CDATA[zaman gazetesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1309</guid>
		<description><![CDATA[
1950 yılının 16 Haziran&#8217;ı, yakın tarihimizin kırılma anlarından biridir. Türkiye, 1932 yılından beri &#8220;Tanrı uludur, Tanrı uludur&#8221; şeklinde okunan Türkçe ezanı o gün resmen bırakıp Arapça ezana dönecektir.
Gerçi yapılan yasa değişikliğinde Türkçe ezan okumak yasaklanmış değildir, sadece Arapça ezan okunması üzerindeki yasak ve ceza kaldırılmıştır, o kadar. Ancak Türkçe okumak serbest olduğu halde 16 Haziran [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://farm4.static.flickr.com/3110/2554972930_04a601eb33.jpg" alt="" width="500" height="293" /></p>
<p>1950 yılının 16 Haziran&#8217;ı, yakın tarihimizin kırılma anlarından biridir. Türkiye, 1932 yılından beri &#8220;Tanrı uludur, Tanrı uludur&#8221; şeklinde okunan Türkçe ezanı o gün resmen bırakıp Arapça ezana dönecektir.</p>
<p>Gerçi yapılan yasa değişikliğinde Türkçe ezan okumak yasaklanmış değildir, sadece Arapça ezan okunması üzerindeki yasak ve ceza kaldırılmıştır, o kadar. Ancak Türkçe okumak serbest olduğu halde 16 Haziran günü ikindi ezanından bugüne kadar Türkiye&#8217;de bir tek yerde Türkçe ezan okuyan ne duyulmuş, ne de görülmüştür. Bu da gösteriyor ki, yasaklama boşunaydı. Halkın gönlünde &#8216;ezan&#8217; denilince Arapça veya Adnan Menderes&#8217;in o çok ustalıklı deyişiyle, &#8220;din dili&#8221;nde okunan ezan yatıyordu.</p>
<p>Demokrat Parti&#8217;nin yaptığı değişiklik, halkın gönlünde mahfuz tuttuğu o asıl ezanı minarelerin şerefelerine taşımak olmuştu. Zira o gün arefeydi, ertesi gün mübarek Ramazan ayı başlayacaktı.</p>
<p>Bu yüzden yasanın bir an önce çıkması için milletvekilleri üzerinde ağır bir halk baskısı vardı. Hatta milletvekilleri Meclis&#8217;in bahçesinde toplanan halk tarafından adeta kuşatılmışlardı. Toplanan halka, belki de Meclis tarihinde bir ilk defa, dışarıya hoparlör uzatılarak görüşmeler dinletilmiş, konuşmalardan canı sıkılan halk, bir an önce oylamaya geçilmesi yönünde tezahürata başlamıştı.</p>
<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nde de heyecan had safhadaydı. Yasa hakkında konuşmak isteyenler ister Cumhuriyet Halk Partili, ister Demokrat Partili olsunlar, kendi partilileri tarafından protesto(?) ediliyorlar, söz zamanı olmadığı hatırlatılarak bir an önce oylamaya geçilmesi için sıra kapaklarına vuruluyordu. Sanırım böyle ilginç bir susturma ve &#8216;protesto&#8217; yöntemi de ilk ve son kez görülüyordu.</p>
<p>Nihayet madde ittifakla kabul edildi, ardından Cumhurbaşkanı Celal Bayar&#8217;a gönderildi. Babam Rafet Armağan&#8217;ın hatırladığı kadarıyla Celal Bayar o sırada İstanbul&#8217;da bir vapur yolculuğundadır. Yasa oylanır oylanmaz Bayar&#8217;a telsizle gönderilir. Bayar da telsizle onayladığını bildirir ve yasa yürürlüğe girer.</p>
<p>Şimdi iş yasanın duyurulmasına gelmiştir. Aynı gün müftülüklere bildirilen Arapça ezan yasağının kalktığına dair bilginin ardından &#8216;ilk ezan&#8217; beklentisi toplumda giderek yükselmeye başlar. Vakit öğleyi geçmiştir. İkindi ezanı hahişkâr bir şekilde beklenmektedir. Hazırlıklar yapılır. Yine babamın anlattığına göre, o saatlerde Urfa&#8217;da esnaf kendine göre kutlama hazırlıkları bile yapmıştır. Bayrak, süs gibi şeyler asılmıştır çarşıya. Belki de ilk kez vakit girse de bir an önce ezana kavuşsak diye sancılanmaktadır insanlar. Ezan için sancılanmaktadırlar ki, bu çok önemli bir duygudur.</p>
<p>Nihayet vakit girmiş, ezan beklenir olmuştur. Urfa&#8217;da o zamanlar müezzinler âmâlardan seçilirmiş. Hasan Padişah Camii&#8217;nin müezzinini -ezan şimdiki gibi aşağıdan hoparlörle okunmamaktadır henüz- minareye çıkartırlar. İlk &#8220;Allahu Ekber&#8221; sesine kulak kabartılmıştır. Pür dikkat&#8230; Beklenmektedir&#8230;</p>
<p>Bir, üç, beş, derken dakikalar geçer ama ezan sesi gelmez bir türlü. Müezzini görürler şerefede ya, nedense okumamaktadır. Seslenirler kendisine; cevap alamazlar. Bunun üzerine &#8216;Git bak bakalım&#8217; diye bir genci gönderirler şerefeye. Genç birazdan soluk soluğa iner aşağıya. Hep birlikte merakla sorarlar: &#8220;Neden okumuyor müezzin?&#8221; Genç cevap verir: &#8220;Ağlıyor da ondan!&#8221; Âmâ müezzin ağlamaktan okuyamamaktadır.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin muhtelif bölgelerinde böyle pek çok duygulu sahne yaşanmıştır o 16 Haziran günü. Bursa&#8217;da bir camide o gün ikindi ezanının tam 7 defa okunduğunu öğrendim. Halk bir türlü doyamamıştır ezan-ı Muhammedî&#8217;ye. Umumi arzu üzerine müezzinler defalarca okumuş, okumuşlardır.</p>
<p>Bu müthiş sahneyi en güzel anlatanlardan birisi, rahmetli Yaşar Tunagür hocadır. Tunagür hoca, o gün Sultanahmet Camii imamı bestekâr Sadettin Kaynak&#8217;ın 16 şerefeye (kendisi 14 olarak hatırlıyor) 16 güzel sesli müezzin bulup çıkarttığını ve kendisinin aşağıda beklediğini, işaret verilmesi üzerine müezzinlerin sırayla (birinin bırakıp öbürünün okumaya başlaması şeklinde) ezanı tam yarım saatte okuduklarını, camiye toplanmış olan cemaatin dışarıya çıkıp ezanı ağlaya ağlaya dinlediğini, diğer camilerden yükselen ezan sesleriyle o saat, İstanbul&#8217;un ufuklarının dalga dalga ezan-ı Muhammedi ile çalkalandığını gayet etkileyici bir üslupla şöyle anlatmaktadır:</p>
<p>&#8220;[Sultanahmet Camii'ndeki müezzinler] &#8216;Allahu Ekber, Allahu Ekber&#8217; diye haykırınca Beyazıt, Süleymaniye, Fatih derken İstanbul bir anda ezan sesleriyle dalgalandı. Aynı makamda biri bırakıyor, öbürü başlıyor. Herkes heyecandan tir tir titriyor, pür dikkat gözü şerefelerde ezanı dinliyorlardı. Beyazıt, Sultanahmet ve Yenicami üçgeninden yükselen &#8216;Allahu Ekber&#8217; sedasıyla ve bu arada etraftaki küçük cami ve mescitlerden yükselen ezan sesleri ile millet hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Kimse camiye girmek istemiyordu. Yarım saat süren ezanı iliklerine kadar gözyaşları içinde duymak, yudumlamak istiyorlardı. Ezanlar bitene kadar millet avluda oturdu kaldı, adeta bir şaşkınlık içindeydiler.&#8221;</p>
<p>1954&#8242;te Erzurumlu bir şoförle konuşan Hürriyet Gazetesi Ankara Şefi Emin Karakuş, şu anlamlı cevabı aldığını yazmaktadır:</p>
<p>&#8220;Değil mi ki bu parti bize &#8216;Allahu Ekber&#8217; dedirtmiş, minarelerimizde bunu bize duyurmuştur, bu bize yeter. Bunun dışında DP ne yaparsa yapsın, hiçbir değeri yoktur. Bizi dinimize kavuşturan bu parti olmuştur. Şimdi kimseden çekinmeden &#8216;çok şükür Müslüman&#8217;ım&#8217; diyebiliyorum.&#8221;</p>
<p>Not: Ezanın Arapçaya çevrildiği gün yaşanılan ve hissedilenleri bir kitapta toplamak üzere bir süredir gönüllü gruplarla ortak bir çalışma yürütmekteyiz. Buradan bir çağrı yaparak, yakınlarından o tarihî günü hatırlayanlar varsa kayda alıp (sesli veya yazılı) göndermelerini, böylece tarihimizin bu dönüm noktasının hep hatırlanmasına yardımcı olmalarını istirham ediyorum.</p>
<p>Mustafa Armağan &#8211; Zaman<br />
28.03.2010</p>


<!-- Begin SexyBookmarks Menu Code -->
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand">
<ul class="socials">
		<li class="sexy-facebook">
			<a href="http://www.facebook.com/share.php?v=4&amp;src=bm&amp;u=http://fatihiraz.net/2010/03/28/ezanlar-okundukca-menderes-anilacak/&amp;t=Ezanlar+okunduk%C3%A7a+Menderes+an%C4%B1lacak" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-mail">
			<a href="mailto:?subject=%22Ezanlar%20okunduk%C3%A7a%20Menderes%20an%C4%B1lacak%22&amp;body=I%20thought%20this%20article%20might%20interest%20you.%0A%0A%22%0D%0A%0D%0A%0D%0A1950%20y%C4%B1l%C4%B1n%C4%B1n%2016%20Haziran%27%C4%B1%2C%20yak%C4%B1n%20tarihimizin%20k%C4%B1r%C4%B1lma%20anlar%C4%B1ndan%20biridir.%20T%C3%BCrkiye%2C%201932%20y%C4%B1l%C4%B1ndan%20beri%20%22Tanr%C4%B1%20uludur%2C%20Tanr%C4%B1%20uludur%22%20%C5%9Feklinde%20okunan%20T%C3%BCrk%C3%A7e%20ezan%C4%B1%20o%20g%C3%BCn%20resmen%20b%C4%B1rak%C4%B1p%20Arap%C3%A7a%20ezana%20d%C3%B6necektir.%0D%0A%0D%0AGer%C3%A7i%20yap%C4%B1lan%20yasa%20de%C4%9Fi%C5%9Fikli%C4%9Finde%20T%C3%BCrk%C3%A7e%20ezan%20okumak%20yasa%22%0A%0AYou%20can%20read%20the%20full%20article%20here%3A%20http://fatihiraz.net/2010/03/28/ezanlar-okundukca-menderes-anilacak/" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-comfeed">
			<a href="http://fatihiraz.net/2010/03/28/ezanlar-okundukca-menderes-anilacak/feed" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-delicious">
			<a href="http://del.icio.us/post?url=http://fatihiraz.net/2010/03/28/ezanlar-okundukca-menderes-anilacak/&amp;title=Ezanlar+okunduk%C3%A7a+Menderes+an%C4%B1lacak" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-technorati">
			<a href="http://technorati.com/faves?add=http://fatihiraz.net/2010/03/28/ezanlar-okundukca-menderes-anilacak/" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-twitter">
			<a href="http://twitter.com/home?status=Ezanlar+okunduk%C3%A7a+Menderes+an%C4%B1lacak+-+http://tinyurl.com/yekkybo+" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-google">
			<a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://fatihiraz.net/2010/03/28/ezanlar-okundukca-menderes-anilacak/&amp;title=Ezanlar+okunduk%C3%A7a+Menderes+an%C4%B1lacak" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>
<!-- End SexyBookmarks Menu Code -->

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2010/03/28/ezanlar-okundukca-menderes-anilacak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avatar &#8211; Ebabil Kuslari</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2010/01/06/avatar-ebabil-kuslari/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2010/01/06/avatar-ebabil-kuslari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jan 2010 21:16:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derkenar]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet taşgetiren]]></category>
		<category><![CDATA[avatar]]></category>
		<category><![CDATA[Bugun Gazetesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1259</guid>
		<description><![CDATA[
Miladi 571, Peygamberimiz Hazreti Muhammed (s.a.)&#8217;in doğum yılıdır. Tarihlere &#8220;Fil vak&#8217;ası&#8221; diye geçen hadisenin Peygamberimiz&#8217;in doğduğu yıl gerçekleştiği rivayet edilir.
Yemen Kralı Ebrehe, kendi hükümranlığına rakip bir merkez olabilir endişesiyle Kabe&#8217;yi yerle bir etmek üzere harekete geçer. Ordusunda, zamanın en güçlü savaş araçlarından olan filler vardır.
Mekke&#8217;nin yakınlarına kadar gelirler.
Mekke civarında otlamakta olan deve sürülerine el koyarlar.
Onlardan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://farm3.static.flickr.com/2623/4188932924_84c8e3e900.jpg" alt="" width="500" height="281" /></p>
<p>Miladi 571, Peygamberimiz Hazreti Muhammed (s.a.)&#8217;in doğum yılıdır. Tarihlere &#8220;Fil vak&#8217;ası&#8221; diye geçen hadisenin Peygamberimiz&#8217;in doğduğu yıl gerçekleştiği rivayet edilir.</p>
<p>Yemen Kralı Ebrehe, kendi hükümranlığına rakip bir merkez olabilir endişesiyle Kabe&#8217;yi yerle bir etmek üzere harekete geçer. Ordusunda, zamanın en güçlü savaş araçlarından olan filler vardır.</p>
<p>Mekke&#8217;nin yakınlarına kadar gelirler.</p>
<p>Mekke civarında otlamakta olan deve sürülerine el koyarlar.</p>
<p>Onlardan bir kısmı Peygamberimiz&#8217;in dedesi Abdülmuttalip&#8217;e aittir.</p>
<p>Abdülmuttalip, Ebrehe&#8217;nin çadırına gider ve develerini ister.</p>
<p>Ebrehe ona istihza ile bakar ve:</p>
<p>-Hem bu memleketin büyüğü olacaksın hem de şehri savunmayı bırakıp develerinin peşinde koşacaksın der.</p>
<p>Abdülmuttalip, Ebrehe&#8217;ye şu cevabı verir:</p>
<p>-Kabe&#8217;nin sahibi var, onu O korur. Ben ise develerimden sorumluyum.</p>
<p>Sonra Ebrehe ordusu şehrin üzerine yürür ve bu sırada, Kur&#8217;an&#8217;da Fil Suresi&#8217;nde anlatılan olay gerçekleşir:</p>
<p>&#8220;Görmedin mi Rabbin ne yaptı fil sahiplerine.</p>
<p>Boşa çıkarmadı mı onların kötü tasarılarını.</p>
<p>Onlara sürü sürü kuş gönderdi.</p>
<p>Onlara balçıktan pişirilmiş sert taşlar atarak,</p>
<p>Ve sonunda O, yenilmiş ekin yaprağına döndürdü onları&#8230;&#8221;</p>
<p>Kuşlar, ayaklarında taşıdıkları balçıktan pişirilmiş taşları Ebrehe&#8217;nin dev ordusu üzerine atar, Ebrehe ordusu, yenilmiş ekin yaprağına döner.</p>
<p>Bütün bunları neden anlatıyorum?</p>
<p>Avatar&#8217;ı seyrettikten sonra, bunları hatırladığım için anlatıyorum.</p>
<p>Ülke Pandora.</p>
<p>Tabiatı tahrip edilmemiş bir dünya Pandora.</p>
<p>İnançlı ve mutlu bir halkı var. Naviler.</p>
<p>İnançlarının sembolize olduğu, kutsal ağaçları ve zikri andıran ritüelleri var.</p>
<p>&#8220;Gök insanları&#8221; dedikleri bizim dünyamızdan farklılıklarının farkındalar.</p>
<p>Ama Pandora&#8217;ya, süper bir güç, deyin ki &#8220;Beyaz Adamlar&#8221; göz dikiyor. Çünkü orada çok kıymetli bir maden bulunuyor. Maden tam da kutsal ağacın altında.</p>
<p>Beyaz Adamlar, Pandora&#8217;yı teslim almakta ve kutsal ağacın altındaki madene el koymakta kararlı.</p>
<p>Pandoralılar ise ülkelerini vermemekte kararlılar.</p>
<p>Sonunda Beyaz Adam&#8217;ın istila girişimi başlıyor.</p>
<p>Deyin ki İsrail Gazze&#8217;ye saldırıyor ya da Amerika Vietnam&#8217;a&#8230;</p>
<p>Filmde, Beyaz Adam&#8217;ın silah gücü, olabilecek en korkunç boyutta sergilenmiş.</p>
<p>Bu silah gücüne karşılık, Pandoralılar&#8217;ın oklarının hiçbir anlam taşımayacağından eminsiniz.</p>
<p>Bu bölümde, bilgisayar ortamında üretilmiş müthiş sahneler yer alıyor. Hele üç boyutlu seyrettiğinizde filmin içinde yaşıyorsunuz.</p>
<p>Savaşın seyrini tersine çeviren şey, Pandoralılar&#8217;ın sırtlarına binerek uçak gibi kullandığı kuşlar&#8230;</p>
<p>O kuşlarda kuşları aşan bir şey var.</p>
<p>Bir ayrı güç.</p>
<p>Film, bence bunun özenle altını çiziyor.</p>
<p>Filmin hikâyesi içinde olabilecek en güzel biçimde eritilerek, bu ilahi güce sık sık atıf yapılıyor.</p>
<p>Film hikâyesini yazanlar ya da yönetmen, &#8220;Fil vak&#8217;ası&#8221;nı biliyor muydu, &#8220;Ebabil&#8221;den haberdar mıydı bilmiyorum. Ama dev Ebrehe Ordusu ile çağın &#8220;Beyaz Adam&#8221;ının birbiriyle birebir örtüştüğü, kutsallıklara yapılan atıfların ve &#8220;Olağanüstü Kuşlar&#8221; temasının &#8220;Kabe&#8221; ve &#8220;Ebabil&#8221;i çağrıştırdığı çok net.</p>
<p>Avatar, kesinlikle moral mesajlar taşıyan bir film.</p>
<p>Ve Avatar, Kur&#8217;an&#8217;da geçen kıssaların manevi muhtevasının, çağımız insanına, olağanüstü güzellikte taşınabileceğini örnekleyen muhteşem bir sinema eseri.</p>
<p>Gerekli olan ne?</p>
<p>Kur&#8217;an&#8217;daki kıssalarla çağımız arasında ilişki kurabilecek bir zihin grafiği ve orada üretilenleri perdeye taşıyacak sanat performansı&#8230;</p>
<p>İnsan, James Cameron mu gelip bunları filme dönüştürsün diye sormaktan kendini alamıyor. Ve her alanda olduğu gibi, sinema alanında da yetişmiş insanın ne kadar hayati önem taşıdığını düşünüyor.</p>
<p>Ahmed Taşgetiren-Bugün</p>


<!-- Begin SexyBookmarks Menu Code -->
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand">
<ul class="socials">
		<li class="sexy-facebook">
			<a href="http://www.facebook.com/share.php?v=4&amp;src=bm&amp;u=http://fatihiraz.net/2010/01/06/avatar-ebabil-kuslari/&amp;t=Avatar+-+Ebabil+Kuslari" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-mail">
			<a href="mailto:?subject=%22Avatar%20-%20Ebabil%20Kuslari%22&amp;body=I%20thought%20this%20article%20might%20interest%20you.%0A%0A%22%0D%0AMiladi%20571%2C%20Peygamberimiz%20Hazreti%20Muhammed%20%28s.a.%29%27in%20do%C4%9Fum%20y%C4%B1l%C4%B1d%C4%B1r.%20Tarihlere%20%22Fil%20vak%27as%C4%B1%22%20diye%20ge%C3%A7en%20hadisenin%20Peygamberimiz%27in%20do%C4%9Fdu%C4%9Fu%20y%C4%B1l%20ger%C3%A7ekle%C5%9Fti%C4%9Fi%20rivayet%20edilir.%0D%0A%0D%0AYemen%20Kral%C4%B1%20Ebrehe%2C%20kendi%20h%C3%BCk%C3%BCmranl%C4%B1%C4%9F%C4%B1na%20rakip%20bir%20merkez%20olabilir%20endi%C5%9Fesiyle%20Kabe%27yi%20yerle%20bir%20etmek%20%C3%22%0A%0AYou%20can%20read%20the%20full%20article%20here%3A%20http://fatihiraz.net/2010/01/06/avatar-ebabil-kuslari/" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-comfeed">
			<a href="http://fatihiraz.net/2010/01/06/avatar-ebabil-kuslari/feed" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-delicious">
			<a href="http://del.icio.us/post?url=http://fatihiraz.net/2010/01/06/avatar-ebabil-kuslari/&amp;title=Avatar+-+Ebabil+Kuslari" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-technorati">
			<a href="http://technorati.com/faves?add=http://fatihiraz.net/2010/01/06/avatar-ebabil-kuslari/" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-twitter">
			<a href="http://twitter.com/home?status=Avatar+-+Ebabil+Kuslari+-+http://tinyurl.com/ya2rd5x+" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-google">
			<a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://fatihiraz.net/2010/01/06/avatar-ebabil-kuslari/&amp;title=Avatar+-+Ebabil+Kuslari" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>
<!-- End SexyBookmarks Menu Code -->

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2010/01/06/avatar-ebabil-kuslari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazan’da bir sevgili gibi&#8230;</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2009/09/19/ramazan%e2%80%99da-bir-sevgili-gibi/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2009/09/19/ramazan%e2%80%99da-bir-sevgili-gibi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Sep 2009 19:29:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derkenar]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[leyla ipekçi]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan bayrami]]></category>
		<category><![CDATA[taraf gazetesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1227</guid>
		<description><![CDATA[
Uyuyorsun, uyanıyorsun. Sabahları uyanmak yerine, gecenin ortasında uyanıyorsun bu kez. Belki en derin yerinde uykunun. Artık uyanmanın önkoşulu haline gelen gün ışığı yokken. Kopkoyu bir karanlığa açılıyor gözlerin. Zamanı algılayışın sarsılıyor kökünden. Bu daha ilk sahur.
Karanlığa uyanarak adım atıyorsun Ramazan’a. Geceleyin yemek yiyerek adım atıyorsun. Sabah uyandığında kahvaltı etmeyeceksin artık. Rutin, bir gecede alt üst [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://farm2.static.flickr.com/1280/1374434424_659aca29a2.jpg" alt="" width="500" height="375" /></p>
<p>Uyuyorsun, uyanıyorsun. Sabahları uyanmak yerine, gecenin ortasında uyanıyorsun bu kez. Belki en derin yerinde uykunun. Artık uyanmanın önkoşulu haline gelen gün ışığı yokken. Kopkoyu bir karanlığa açılıyor gözlerin. Zamanı algılayışın sarsılıyor kökünden. Bu daha ilk sahur.</p>
<p>Karanlığa uyanarak adım atıyorsun Ramazan’a. Geceleyin yemek yiyerek adım atıyorsun. Sabah uyandığında kahvaltı etmeyeceksin artık. Rutin, bir gecede alt üst olmuş.</p>
<p>Şafağın söküşü, güneşin yükselmesi, gölgenin kendisinin iki katına çıkması ve günbatımı: Bugüne dek farkında olmadan koruduğun rutinin bozuluşuna bir ay boyunca tanık olacaklar. Zaman içinde kendi zamanının açılışı bu.</p>
<p>İlk günlerde, alt üst olan alışkanlıklarını terk edişin seni biraz zorluyor. Şimdi artık sektör haline gelen yeme içme ve gurme kültürünün post modern hayata dayattığı ‘sık sık azar azar yiyin’ talimatına alışmış miden neye uğradığını şaşırıyor. Karnın acıksa da yiyemeyeceğin için, erteliyorsun acıkmayı.</p>
<p>Uyumanın, konuşmanın, acıkmanın senin asli tabiatından gelen bir rutin olduğunu hatırlıyorsun. Çünkü rutin fıtratında var senin. İşte bundan sonra, Ramazan boyunca kendi rutinlerini de oluşturacaksın. Hayatın akışından sapacak, kendi debinde akacaksın.</p>
<p>Daha ilk günlerden itibaren yemek ile arandaki ilişkinin niteliği de değişiyor. Haz ve tüketim kalıpların dağılıp gidiyor. İhtiyaç fazlası bir tek lokmaya bile yer yok artık içinde. Nefsinden kurtulman değil amaç, zaten bu imkânsız.</p>
<p>Onunla uyum içinde varolabilmenin provası bu. Kendi zevkine, egona, çıkarına ve amacına uygun olarak yaptığın bir şey değil. Allah için ve O’nun adıyla yaptığında, kendi nefsini çıkarmış oluyorsun aradan.</p>
<p>O’nun için yapmaktasın evet. Nefsinin rızası için değil, başkalarının rızası için değil. Sadece O’nun rızası için. Rızanın ölçüsü kalptedir.</p>
<p>Eğer bir rekabet hırsı içine girip acıkmamaktan zevk almaya başlarsan ya da acıkmaktan şikayet etmeye başlarsan: Yine araya nefsin girecek. Ve kalp ölçün bozulacak.</p>
<p>Rutinin içinde yeni bir rutin, zamanda yeni bir zaman açtın. Üstelik bu zaman da her gün değişiyor. Saatler kısalıyor, uzuyor. İbadetlerinin rutini durmaksızın değişiyor. Aslında, tüm saatleri, günleri, yılları tavaf ediyor oruç ibadetin. Rutin; çeşit içindeki sonsuz çeşitlilik senin için.</p>
<p>Saatler, günler geçiyor ve güzelleşiyorsun, çünkü her şeyi sevgilisi için yapan bir âşığa dönüşüyorsun giderek. Seni silen bir güzellik. Baştan aşağı.</p>
<p>Başlangıçta toprak ve suyla yoğrulmuş ‘hamur’un cansızdı. Kıpırtısızdı. Ona üflenen ruh sana cesedinin nasıl olduğunu gösterdi. Kendini insan olarak bilmen için, belki tek nefesle içine çektiğin bir ruh gerekiyordu sana. Bir ‘iç’ gerekiyordu. Can gerekiyordu.</p>
<p>Seni Seven, sana can verirken, O’nu sevmeni arzu etti senden. O’nu sevmek, O’nu bilmekle oluyordu. Ama asıl, O’nun seni sevdiğini, rahmetinin her şeyi kuşattığını, gazabını bile geçtiğini ‘oku’maya başlamanla bildin bu sevgiyi:</p>
<p>Bunun adı ibadet. Seven de sensin, sevilen de.</p>
<p>İşte oruç, bu aşkı bilmenin en ‘ışıklı’ yollarından biri. Bilmek bir ibadet olarak senin vicdanına yüklendi. Sana emanet edileni ancak aşkla koruduğunda iradeni kullanmış olacaksın.</p>
<p>Teslim olmanın gücü de burada zaten. Senden iradeni istiyor. Arzunu, hevesini, şevkini istiyor.</p>
<p>Yalnızca miden değil, ağzın, dilin, ellerin, ayakların; tüm uzuvların birlikte oruç tutuyor, teslim oluyorlar. Hakikatin birliğine varıyorsun. O’nu bilmenin bütünlüğünü (parçalanamazlığını) vicdanında duyuyorsun.</p>
<p>Ve seni kadavra olarak kalmaktan alıkoyan oruç da sana tanıklık ediyor, edecek. O da seni tutuyor çünkü. Bunu kimseden öğrenmedin. Öğrenemiyorsun. Sevgili olmayı kimseden öğrenemezsin.</p>
<p>Varlıkların varoluş hikmetlerini ima eden işaretleri ‘olduğu gibi’ görmeye başlıyorsun oruçluyken. Dünyayla ve vücudunla arana bir perde indiğinde, hakikatle arandaki perdeler usulca kalkmaya başladı.</p>
<p>Vakit yaklaşırken, tabağına yiyeceğini koyup bekliyorsun. Vakit girince tabaktaki yemek bir anda sana serbest hale gelecek. Yiyecek bir tabak yemek bulamayanları daha yakından anlıyorsun. Uzatıyorsun tabağındakilerden birazını. Başkalarıyla paylaşıyorsun.</p>
<p>Müthiş bir sofra bu. Sırrı her lokmada paylaşıyorsunuz. Dünyanın bütün sırdaşlarıyla kardeş oluyorsunuz. Giderek her meşrepten insan katılıyor sofraya. Sır paylaşıldıkça tutuluyor. Çünkü sır, herkesin kendi tabağında.</p>
<p>Leyla İpekçi &#8211; Taraf<br />
01.09.2009</p>


<!-- Begin SexyBookmarks Menu Code -->
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand">
<ul class="socials">
		<li class="sexy-facebook">
			<a href="http://www.facebook.com/share.php?v=4&amp;src=bm&amp;u=http://fatihiraz.net/2009/09/19/ramazan%e2%80%99da-bir-sevgili-gibi/&amp;t=Ramazan%E2%80%99da+bir+sevgili+gibi..." rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-mail">
			<a href="mailto:?subject=%22Ramazan%E2%80%99da%20bir%20sevgili%20gibi...%22&amp;body=I%20thought%20this%20article%20might%20interest%20you.%0A%0A%22%0D%0A%0D%0AUyuyorsun%2C%20uyan%C4%B1yorsun.%20Sabahlar%C4%B1%20uyanmak%20yerine%2C%20gecenin%20ortas%C4%B1nda%20uyan%C4%B1yorsun%20bu%20kez.%20Belki%20en%20derin%20yerinde%20uykunun.%20Art%C4%B1k%20uyanman%C4%B1n%20%C3%B6nko%C5%9Fulu%20haline%20gelen%20g%C3%BCn%20%C4%B1%C5%9F%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20yokken.%20Kopkoyu%20bir%20karanl%C4%B1%C4%9Fa%20a%C3%A7%C4%B1l%C4%B1yor%20g%C3%B6zlerin.%20Zaman%C4%B1%20alg%C4%B1lay%C4%B1%C5%9F%C4%B1n%20sars%C4%B1l%C4%B1yor%20k%C3%B6k%C3%BCnden.%20Bu%20daha%20il%22%0A%0AYou%20can%20read%20the%20full%20article%20here%3A%20http://fatihiraz.net/2009/09/19/ramazan%e2%80%99da-bir-sevgili-gibi/" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-comfeed">
			<a href="http://fatihiraz.net/2009/09/19/ramazan’da-bir-sevgili-gibi/feed" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-delicious">
			<a href="http://del.icio.us/post?url=http://fatihiraz.net/2009/09/19/ramazan%e2%80%99da-bir-sevgili-gibi/&amp;title=Ramazan%E2%80%99da+bir+sevgili+gibi..." rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-technorati">
			<a href="http://technorati.com/faves?add=http://fatihiraz.net/2009/09/19/ramazan%e2%80%99da-bir-sevgili-gibi/" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-twitter">
			<a href="http://twitter.com/home?status=Ramazan%E2%80%99da+bir+sevgili+gibi...+-+http://tinyurl.com/nylfap+" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-google">
			<a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://fatihiraz.net/2009/09/19/ramazan%e2%80%99da-bir-sevgili-gibi/&amp;title=Ramazan%E2%80%99da+bir+sevgili+gibi..." rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>
<!-- End SexyBookmarks Menu Code -->

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2009/09/19/ramazan%e2%80%99da-bir-sevgili-gibi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölünce ölmüş mü olacağız ?</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2009/09/09/olunce-olmus-mu-olacagiz/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2009/09/09/olunce-olmus-mu-olacagiz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Sep 2009 18:19:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derkenar]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[can dündar manşet derkenar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1225</guid>
		<description><![CDATA[
6 Günlük embriyo
Karanlıktaymışlar.
İki embriyo, bir ana  rahminde&#8230;
Her şeyden habersiz bekleşiyorlarmış, sudan bir beşiğin içinde&#8230;
Sarılıp birbirlerine, karanlıkta uyumuşlar öylece&#8230;
Haftalar geçmiş, ikizler gelişmiş.
Elleri, ayakları belirginleşmiş.
Gözleri çıktıkça meydana,
İkisi de çevrede olup biteni fark etmiş&#8230;
Ne rahat, ne güvenli bir dünyaymış bu&#8230;
Sıcak, ıslak, sevgi dolu&#8230;
&#8216;Öyle güzel bir dünyada yaşıyoruz ki&#8217; demişler, &#8216;&#8230;bize ne mutlu&#8230;&#8217;
Gel zaman git zaman, çevreyi keşfe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://farm4.static.flickr.com/3608/3350076658_5252e1f6bc.jpg"><img class="aligncenter" src="http://farm4.static.flickr.com/3608/3350076658_5252e1f6bc.jpg" alt="" width="500" height="373" /></a></p>
<p><strong><em>6 Günlük embriyo</em></strong></p>
<p>Karanlıktaymışlar.<br />
İki embriyo, bir ana  rahminde&#8230;<br />
Her şeyden habersiz bekleşiyorlarmış, sudan bir beşiğin içinde&#8230;<br />
Sarılıp birbirlerine, karanlıkta uyumuşlar öylece&#8230;<br />
Haftalar geçmiş, ikizler gelişmiş.<br />
Elleri, ayakları belirginleşmiş.<br />
Gözleri çıktıkça meydana,<br />
İkisi de çevrede olup biteni fark etmiş&#8230;<br />
Ne rahat, ne güvenli bir dünyaymış bu&#8230;<br />
Sıcak, ıslak, sevgi dolu&#8230;<br />
&#8216;Öyle güzel bir dünyada yaşıyoruz ki&#8217; demişler, &#8216;&#8230;bize ne mutlu&#8230;&#8217;<br />
Gel zaman git zaman, çevreyi keşfe girişmişler.<br />
Bu karanlık dünyayı ve hayatın kaynağını deşmişler.<br />
Onları besleyip büyüten kordonu fark edince<br />
O kordonla kendilerini besleyen Anne&#8217;lerine teşekkür etmişler.<br />
Sonra başlamış bir varoluş tartışması:<br />
&#8216;Buraya nereden geldik, biz nasıl olduk&#8217; diye sormuş ikizler&#8230;<br />
&#8216;Annemiz&#8217; demiş biri, &#8216;O bize can verdi.&#8217;<br />
Ne biliyorsun&#8217; diye itiraz etmiş öteki, &#8216;Sen hiç Anneni görmedin ki&#8230;&#8217;:<br />
Belki de o sadece zihnimizdedir. Anne inancı bizi rahatlattığı için uydurduğumuz bir şeydir.&#8217;<br />
Süredursun ana rahmindeki tartışma, ikizler büyüyüp gelişmişler.<br />
Rahme sığmaz olup tekmeleşmişler.<br />
Artık parmakları ve kulakları varmış kerataların&#8230;<br />
Büyüdükçe anlamışlar ki, yolun sonu yakın&#8230;<br />
Gün gelecek, bu güzelim hayat bitecek;<br />
Karanlık bir yolculuk, onları bir başka diyara çekecek.<br />
&#8216;- Buradaki hayatımızın sonuna yaklaşıyoruz&#8217; diye fısıldamış ikizlerden  biri efkarla&#8230;<br />
&#8216;- Ben gitmek istemiyorum&#8217; diye diretmiş öteki; &#8216;doyamadım ki daha hayata&#8230;&#8217;<br />
&#8216;- Ama mukadderat alnına yazılandır; dua et, belki doğumdan sonra  hayat  vardır.&#8217;<br />
Sormuş karamsar olan:<br />
&#8216;- Bir gün bize hayat veren kordon kesilecek. Ondan sonra başımıza neler gelecek?&#8217;<br />
Şiirle cevaplamış iyim ser olan:<br />
&#8216;Birçok giden/ memnun ki yerinden/ çok seneler geçti/ dönen yok  seferinden&#8230;&#8217;<br />
Ve günlerden bir gün, yer sarsılmış, duvarlar kasılmış.<br />
Dayanılmaz sancılarla ikizler beklenen günün geldiğini anlamış.<br />
Buruşuk kollarıyla birbirlerine son kez sarılıp vedalaşmışlar.<br />
Ve &#8216;ömrümüz bitti&#8217; diye çığlık çığlığa ağlaşmışlar.<br />
Azrail sandıkları bir el kesmiş onları hayata bağlayan kordonu,<br />
Ağlaya ağlaya karanlık bir koridordan öbür hayata çıkmışlar.</p>
<p>Hayatı sadece dünyadan ibaret sananlar gibi, yaşamlarının sadece ana rahminde olduğunu ve doğunca öleceklerini sanıyorlar..</p>
<p>Kimbilir belki de biz de<br />
yanılıyoruz onlar gibi..<br />
Ölünce ölmüş değil,<br />
belki de doğmuş olacağız..<br />
Nereden bilebiliriz ki!</p>
<p>Can Dündar</p>


<!-- Begin SexyBookmarks Menu Code -->
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand">
<ul class="socials">
		<li class="sexy-facebook">
			<a href="http://www.facebook.com/share.php?v=4&amp;src=bm&amp;u=http://fatihiraz.net/2009/09/09/olunce-olmus-mu-olacagiz/&amp;t=%C3%96l%C3%BCnce+%C3%B6lm%C3%BC%C5%9F+m%C3%BC+olaca%C4%9F%C4%B1z+%3F" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-mail">
			<a href="mailto:?subject=%22%C3%96l%C3%BCnce%20%C3%B6lm%C3%BC%C5%9F%20m%C3%BC%20olaca%C4%9F%C4%B1z%20%3F%22&amp;body=I%20thought%20this%20article%20might%20interest%20you.%0A%0A%22%0D%0A%0D%0A6%20G%C3%BCnl%C3%BCk%20embriyo%0D%0A%0D%0AKaranl%C4%B1ktaym%C4%B1%C5%9Flar.%0D%0A%C4%B0ki%20embriyo%2C%20bir%20ana%20%20rahminde...%0D%0AHer%20%C5%9Feyden%20habersiz%20bekle%C5%9Fiyorlarm%C4%B1%C5%9F%2C%20sudan%20bir%20be%C5%9Fi%C4%9Fin%20i%C3%A7inde...%0D%0ASar%C4%B1l%C4%B1p%20birbirlerine%2C%20karanl%C4%B1kta%20uyumu%C5%9Flar%20%C3%B6ylece...%0D%0AHaftalar%20ge%C3%A7mi%C5%9F%2C%20ikizler%20geli%C5%9Fmi%C5%9F.%0D%0AElleri%2C%20ayaklar%C4%B1%20belirginle%C5%9Fmi%C5%9F.%0D%0AG%C3%B6zl%22%0A%0AYou%20can%20read%20the%20full%20article%20here%3A%20http://fatihiraz.net/2009/09/09/olunce-olmus-mu-olacagiz/" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-comfeed">
			<a href="http://fatihiraz.net/2009/09/09/olunce-olmus-mu-olacagiz/feed" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-delicious">
			<a href="http://del.icio.us/post?url=http://fatihiraz.net/2009/09/09/olunce-olmus-mu-olacagiz/&amp;title=%C3%96l%C3%BCnce+%C3%B6lm%C3%BC%C5%9F+m%C3%BC+olaca%C4%9F%C4%B1z+%3F" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-technorati">
			<a href="http://technorati.com/faves?add=http://fatihiraz.net/2009/09/09/olunce-olmus-mu-olacagiz/" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-twitter">
			<a href="http://twitter.com/home?status=%C3%96l%C3%BCnce+%C3%B6lm%C3%BC%C5%9F+m%C3%BC+olaca%C4%9F%C4%B1z+%3F+-+http://tinyurl.com/m3w5pw+" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-google">
			<a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://fatihiraz.net/2009/09/09/olunce-olmus-mu-olacagiz/&amp;title=%C3%96l%C3%BCnce+%C3%B6lm%C3%BC%C5%9F+m%C3%BC+olaca%C4%9F%C4%B1z+%3F" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>
<!-- End SexyBookmarks Menu Code -->

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2009/09/09/olunce-olmus-mu-olacagiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gazetemde mescit istiyorum</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2009/08/05/gazetemde-mescit-istiyorum/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2009/08/05/gazetemde-mescit-istiyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Aug 2009 15:45:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derkenar]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[aksam gazetesi nagehan alci derkenar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1208</guid>
		<description><![CDATA[
Sabah Gazetesi&#8217;nin içine bir mescit açılmış. Önceki gün bunu bazı medya siteleri &#8216;flaş&#8217; haber olarak verdiler. Burada işi haber haline getiren, mescidin Sabah&#8217;ta açılmış olması malum. Bu, &#8216;yandaş&#8217;laşma tezini güçlendiren bir gelişme gibi sunuluyor. Öyle mi hakikaten?
***
Öncelikle &#8216;hangi gazetede mescit var?&#8217; sorusunun cevabını bulmak için teker teker gazete santrallarını aradım. Ancak sorunun cevabını almak pek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://farm4.static.flickr.com/3478/3791705453_d273009f0e.jpg" alt="" width="329" height="500" /></p>
<p>Sabah Gazetesi&#8217;nin içine bir mescit açılmış. Önceki gün bunu bazı medya siteleri &#8216;flaş&#8217; haber olarak verdiler. Burada işi haber haline getiren, mescidin Sabah&#8217;ta açılmış olması malum. Bu, &#8216;yandaş&#8217;laşma tezini güçlendiren bir gelişme gibi sunuluyor. Öyle mi hakikaten?</p>
<p>***<br />
Öncelikle &#8216;hangi gazetede mescit var?&#8217; sorusunun cevabını bulmak için teker teker gazete santrallarını aradım. Ancak sorunun cevabını almak pek kolay olmadı. İstisnasız hepsinde şüpheli bir &#8216;bu bilgiyi neden öğrenmek istiyorsunuz?&#8217; tepkisiyle karşılaştım. Düşünsenize, öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, mescit olup olmadığını sormak devlet sırrı sormak muamelesi görüyor.</p>
<p>***<br />
Yeni Şafak&#8217;ta, Vakit&#8217;te, Zaman&#8217;da ve Star&#8217;da varmış. Hem de uzun zamandır.  Bu, haber değeri taşımıyor tabii. Ne de olsa onlar &#8216;yandaş&#8217;. Ama bunlara karşı Yeni Çağ&#8217;da da varmış. Yeni Çağ dini ve milli  hassasiyetleri yüksek olanların hazırladığı bir gazete ama yandaş olmaktan kat be kat uzak.</p>
<p>BODRUM KATTA NAMAZ<br />
Sonra Doğan Grubu gazetelerini aradım. Santrala &#8216;Binanızda mescit var mı?&#8217; diye sorunca &#8216;Kesinlikle yok efendim!&#8217; cevabını aldım. (Yok ve bundan gurur duyuyoruz. Biz çağdaşız!) tonu. Bununla da yetinmedim. Bizdeki durumu merak ettim. AKŞAM Yayın Grubu&#8217;nun binasında da mescit yokmuş ama bazı çalışanlar (çaycılar ve kat görevlileri) bodrum kattaki bir boşlukta kılıyorlarmış namazlarını.</p>
<p>***<br />
Doğan Grubu&#8217;ndakiler ne yapıyorlar, bilmiyorum. Ya onlar da bir ücra köşe buluyorlar ya da &#8216;Allah affetsin&#8217; deyip araziye uyum sağlıyorlar. Sonuçta ortada talep edilmesi inanç özgürlüğü açısından son derece normal olan bir durum var: Ezici çoğunluğu Müslüman olan işyerlerinde ibadet etme hakkı. (Çoğunluk olmasalar bile aynı talepte bulunmaya hakları var) Ha, şimdiye kadar bu hak için sesini yükselten olmamış. Asıl haber olan bu. Yani Sabah&#8217;ta mescit açılması değil, bugüne kadar açılmamış olması haber. Ve de ülkenin en çok gazeteci çalıştıran kurumlarında da hala olmaması.</p>
<p>***<br />
Geçtiğimiz yıl BBC yeni bir Arapça kanal açtığında son teknolojik imkanlarla donattığı binasının içine Müslüman çalışanlar için ibadet yeri yapmadı diye İngiltere&#8217;de kıyamet kopmuştu. Kanalın 220 çalışanına, karşı binada namaz kılma yeri gösterilmiş, BBC yetkilileri bu hatadan dolayı özür üzerine özür dilemişlerdi. Onlar çağdaş değiller miydi?</p>
<p>***<br />
Bu, dine ait her şey= AKP= yandaş= Atatürk karşıtı denklemi gittikçe uzamaya ve bizleri medeniyetten uzaklaştırmaya başladı. &#8216;Normal&#8217; ülkelerde ibadet yeri talep etmek artık &#8216;temel ifade özgürlüğü&#8217; kapsamına giriyor. Onlar bunun çok ötesinde hakları tartışıyorlar.</p>
<p>***<br />
Ben Sabah&#8217;ı kutluyorum. Normalleşmeye bir adım atmış. Dilerim bizim gazete de onu izler!</p>
<p>Nagehan Alçı &#8211; Akşam gazetesi<br />
05.08.2009</p>


<!-- Begin SexyBookmarks Menu Code -->
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand">
<ul class="socials">
		<li class="sexy-facebook">
			<a href="http://www.facebook.com/share.php?v=4&amp;src=bm&amp;u=http://fatihiraz.net/2009/08/05/gazetemde-mescit-istiyorum/&amp;t=Gazetemde+mescit+istiyorum" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-mail">
			<a href="mailto:?subject=%22Gazetemde%20mescit%20istiyorum%22&amp;body=I%20thought%20this%20article%20might%20interest%20you.%0A%0A%22%0D%0A%0D%0ASabah%20Gazetesi%27nin%20i%C3%A7ine%20bir%20mescit%20a%C3%A7%C4%B1lm%C4%B1%C5%9F.%20%C3%96nceki%20g%C3%BCn%20bunu%20baz%C4%B1%20medya%20siteleri%20%27fla%C5%9F%27%20haber%20olarak%20verdiler.%20Burada%20i%C5%9Fi%20haber%20haline%20getiren%2C%20mescidin%20Sabah%27ta%20a%C3%A7%C4%B1lm%C4%B1%C5%9F%20olmas%C4%B1%20malum.%20Bu%2C%20%27yanda%C5%9F%27la%C5%9Fma%20tezini%20g%C3%BC%C3%A7lendiren%20bir%20geli%C5%9Fme%20gibi%20sunuluyor.%20%C3%96yle%20mi%20hakikaten%3F%0D%0A%0D%0A%2A%2A%2A%0D%22%0A%0AYou%20can%20read%20the%20full%20article%20here%3A%20http://fatihiraz.net/2009/08/05/gazetemde-mescit-istiyorum/" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-comfeed">
			<a href="http://fatihiraz.net/2009/08/05/gazetemde-mescit-istiyorum/feed" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-delicious">
			<a href="http://del.icio.us/post?url=http://fatihiraz.net/2009/08/05/gazetemde-mescit-istiyorum/&amp;title=Gazetemde+mescit+istiyorum" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-technorati">
			<a href="http://technorati.com/faves?add=http://fatihiraz.net/2009/08/05/gazetemde-mescit-istiyorum/" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-twitter">
			<a href="http://twitter.com/home?status=Gazetemde+mescit+istiyorum+-+http://tinyurl.com/m9y9y3+" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-google">
			<a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://fatihiraz.net/2009/08/05/gazetemde-mescit-istiyorum/&amp;title=Gazetemde+mescit+istiyorum" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>
<!-- End SexyBookmarks Menu Code -->

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2009/08/05/gazetemde-mescit-istiyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kefenini Çantasında Taşıyan Adam&#8230;</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2009/06/19/kefenini-cantasinda-tasiyan-adam/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2009/06/19/kefenini-cantasinda-tasiyan-adam/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2009 13:08:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derkenar]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1081</guid>
		<description><![CDATA[
Bir çantası vardı…
Bir de davası…
Bir de anası…
Rüyasında gördüğü nurani bir zatın “Niye ağlıyorsun?” sorusuna oğlu küçük Bekir Berk&#8217;i göstererek “Bunun İslam fedaisi olmasını istiyorum.” diye cevap veren asil bir ana…
Bir gün Ayasofya&#8217;yı tahta perdelerle kapatılmış görünce ağlayan ve oğlunun “Ağlama onu ben açacağım” diye söz verdiği, gönlü mabetlere bağlı bir ana.
Demir parmaklarının arkasına düştüğünde;
“Sevgili oğlum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="bekir berk" src="http://farm1.static.flickr.com/101/287953738_2a1a85fe4f.jpg?v=0" alt="" width="375" height="500" /></p>
<p>Bir çantası vardı…</p>
<p>Bir de davası…</p>
<p>Bir de anası…</p>
<p>Rüyasında gördüğü nurani bir zatın “Niye ağlıyorsun?” sorusuna oğlu küçük Bekir Berk&#8217;i göstererek “Bunun İslam fedaisi olmasını istiyorum.” diye cevap veren asil bir ana…</p>
<p>Bir gün Ayasofya&#8217;yı tahta perdelerle kapatılmış görünce ağlayan ve oğlunun “Ağlama onu ben açacağım” diye söz verdiği, gönlü mabetlere bağlı bir ana.</p>
<p>Demir parmaklarının arkasına düştüğünde;</p>
<p>“Sevgili oğlum Bekir!</p>
<p>Gözlerinden öper, Allah&#8217;tan uzun ömürler dilerim.</p>
<p>Namaz kılarken götürmüşler, diye duyunca bilsen ne kadar sevindim. Zira ben seni bu ruhla büyütmüştüm.” diyen yüce ruhlu bir ana.</p>
<p>Bir çantası vardı…</p>
<p>Bir anası…</p>
<p>Bir de davası …</p>
<p>Dolanırdı Anadolu yollarını bir mecnun gibi.</p>
<p>Gecenin en karanlığında çakan bir şimşek gibi parlardı umutsuzluğun çöktüğü mahkeme meydanlarında.</p>
<p>Kurtların ulumasından başka seslerin duyulmadığı karlı dağlarda kükremeyi severdi.</p>
<p>O kükrediğinde bütün kurtlar susar onu dinlerdi. Sonra bir bir sıvışıp giderlerdi.</p>
<p>Karlı dağları velveleye verirdi sesi.</p>
<p>Elinde çantası düşerdi yollara…</p>
<p>Sırtında cübbesi, çantasında kefeni girerdi salonlara…</p>
<p>Onu görünce gözleri parlardı mazlumların.</p>
<p>Suları çekilmeye yüz tutmuş umut pınarları yeniden coşardı.</p>
<p>Bir gün demir parmaklıkların arkasındaki bir avuç kahramanın savunmasını yapmak için Ankara&#8217;ya gittiğinde ; “Sen bizi değil, İslam davasını savun.” sözleri beyninde şimşekler çakmasına vesile olur. Sanıkların okudukları için tutuklandığı Nur Risalelerini baştan sona okur.</p>
<p>Işığın göründüğü ufka doğru bir yolculuk başlar.</p>
<p>Yazarının resmine vurulur.</p>
<p>“Ben böyle bir resim görmedim. Öyle şehâmetli, öyle cesaretli, öyle boyun eğmeyen bir resim ki ben o resme vuruldum” der.</p>
<p>Ziyaretine gider.</p>
<p>Altına koydukları iskemleyi iterek Üstad Bediüzzaman Hazretleri&#8217;nin önünde diz çöker oturur.</p>
<p>“Kardeşim biz istihdam olunuyoruz”</p>
<p>Bu sözlerde; temiz yürekli bir Anadolu insanın yürek atışını duyar.</p>
<p>Artık o bir avukat değil, mazlumların sesi soluğudur.</p>
<p>Çemberlitaş&#8217;ta bir yazıhane…</p>
<p>1965&#8242;li yıllar…</p>
<p>Aynı anda süren 250 ayrı dava…</p>
<p>Mütevazı yazıhanenin duvarında bir harita…</p>
<p>Haritanın üzerinde rengarenk raptiyeler…</p>
<p>Kırmızılar yeni açılan davalar…</p>
<p>Sarılar süren davalar….</p>
<p>Yeşiller beratla bitenler…</p>
<p>Türkiye haritasına batırılmış raptiyelerin hemen hepsi o günlerde kırmızı ve sarıydı;</p>
<p>Anadolu&#8217;nun kalbine saplanmış oklar gibi…</p>
<p>Artık o hep yollardadır. Uykusuz geçen geceler, peynir ekmekle geçiştirilen öğünler, birkaç kişiden güçlükle tedarik edilen paralarla o günlerde en ucuz otobüs firması olan Gazanfer Bilge&#8217; den alınan biletler.</p>
<p>Milletin manevi akülerinin boşaltıldığı yıllar.</p>
<p>Düz bir çizgi çizenlerin bile elif yazdın diye tutuklandığı, kışla baharın en amansız meydan muharebelerinin yaşandığı yıllar.</p>
<p>Artık o tam bir Anadolu alperenidir.</p>
<p>1965&#8242;in yol koşulları…Üstünde keçilerin bağlı bulunduğu otobüslerde sabaha kadar meleme sesiyle yapılan yolculuklar…</p>
<p>Otobüs koltuklarında diz üstünde daktilo ile yazılan müdafaalar…</p>
<p>Ne yolları kapayan çığlar ne arabaların tekerlerine sarılıp bırakmayan çamurlar ne coşkun akan ırmaklar ne de geçit vermeyen dağlar durdurabildi onu.</p>
<p>Dağlar ne kadar yüksek olursa olsun üzerinden geçen bir yol vardır, derler ya işte o zirvelerin üzerinden geçen rüzgar kokulu yolcusuydu.</p>
<p>Delik ayakkabılar, ıslak çoraplar, ohlanarak ısıtılan ayaklarla aşardı dağları…</p>
<p>Onun bir çantası vardı…</p>
<p>Bir davası…</p>
<p>Bir de anası…</p>
<p>Annesi “Oğlum ne zaman döneceksin?” diye sorduğunda, annesine;</p>
<p>“Sahabelere anneleri; &#8216;Oğlum dönüşün ne zaman&#8217; diye sorduklarında;&#8217;Anneciğim! İnşaallah Ahiret&#8217;te hep birlikte olacağız&#8217; diye cevap verirlermiş.”derdi.</p>
<p>“Bir vazife var, öyleyse hemen şimdi derhal” diyen adamdır o.</p>
<p>Dur durak nedir bilmez..</p>
<p>Sanıkların kim olduğunu bile bilmez.</p>
<p>Düşer yollara.</p>
<p>O koşar, yollar övünür.</p>
<p>Bir gün Amasya&#8217;da bir orta okul talebesi olan Halit Yolcu&#8217;yu savunmaya gider.</p>
<p>Halit yoksul bir ailenin çocuğudur. Anne-babası korkularından ve yoksulluklarından çocuklarını ziyaret bile edememişlerdir.</p>
<p>Duruşma salonuna getirildiğinde Halit&#8217;in perişan hali karşısında Bekir Berk&#8217;in gözleri dolar.</p>
<p>Halit&#8217;in üzerinde kısa bir pantolon, ayaklarında lastik ayakkabılar vardır.</p>
<p>Günlerdir su yüzü görmediği her halinden bellidir.</p>
<p>Pek perişandır.</p>
<p>Duruşma beratla biter.</p>
<p>Halit&#8217;e ayakkabı ve elbise alır ve köyüne kadar götürür. Annesi karşısında görünce oğluna öyle bir sarılır ki o an görülmeğe değerdir.</p>
<p>Bekir Berk&#8217;in bütün yorgunluğu gitmiştir. Küçük Halit&#8217;e;</p>
<p>“Sen mutlaka okuyup büyük adam olmalısın” der.</p>
<p>Halit okur ve öğretmen olur.</p>
<p>Onun bir çantası vardır…</p>
<p>Bir davası…</p>
<p>Bir de yanından ayırmadığı ilaç torbası…</p>
<p>Daha evvel geçirdiği akciğer rahatsızlığı dolaysıyla kendisine yolculuğu yasak eden doktoruna;</p>
<p>“Doktor Bey! Yatakta ölmektense müminlerin yardımına koşarken ölmeyi tercih ederim.”der.</p>
<p>Kan kusarak düşer Anadolu yollarına.</p>
<p>Umutsuzluk nedir hiç bilmez…</p>
<p>Umutsuzluğun bir gece gibi çöktüğü o en kötü günlerde bir umut feneri gibi parlar.</p>
<p>O alnından öpülen insandır.</p>
<p>Rüyasında, Rasulullah (sav) tarafından sırtına zırh, başına miğfer konularak ne yapması gerektiği kendisine söylenen adamdır. .</p>
<p>Onun bir davası vardı…</p>
<p>Bir de elinde çantası…</p>
<p>Çantanın içersinde müdafaa dosyaları vardı.</p>
<p>Bir de kefeni…</p>
<p>Mehmet Kırkıncı ve Osman Demirci&#8217;ye biçtirdiği ve zemzemle yıkadığı kefeni.</p>
<p>Dünya ile köprüleri attığının göstergesi kefeni…</p>
<p>İkbal ve servete giden yolları perdeleyen kefeni…</p>
<p>Horasan erlerinin, Anadolu&#8217;yu ve Rumeli&#8217;yi fetheden alperenlerin, kefenleriyle gazaya çıktıklarını biliyordu.</p>
<p>O da mahkeme meydanlarına kefeniyle giriyordu.</p>
<p>Güzeldi…</p>
<p>Heybetliydi…</p>
<p>İyi giyinirdi…</p>
<p>Davalara abdestsiz girmezdi.</p>
<p>Türk hukuk ve savunma tarihinde onun ayrı bir yeri vardı.</p>
<p>Zülfikar kadar keskin ifadeleriyle ve savunmada stratejik zekasıyla, hedefine bir şahin gibi yönelmesiyle muhataplarını şaşkına döndürürdü.</p>
<p>Korku barındırmazdı bağrında.</p>
<p>Tehditler alırdı. Bölgemize gelirsen canınla ödersin, derlerdi.</p>
<p>Hiç birini umursamazdı.</p>
<p>Bir gün Ankara&#8217;da temyiz mahkemesine katılır.</p>
<p>Salonda manzara müthiştir. Yuvarlak bir masa etrafında 27 Mayıs İhtilali&#8217;nin karanlık yüzlü adamları çöreklenmiştir.</p>
<p>Bekir Berk&#8217;i Yassı Ada&#8217;dan tanıyorlardır.</p>
<p>Egeseller, Başollar oradadır.</p>
<p>Kin ve nefret dolu gözlerle süzerler onu.</p>
<p>Sık sık ellerini masaya vurur ve de dinlemez gibi görünürler.</p>
<p>Bekir Berk, hiç aldırış etmeden 40 dakika savunmasını yapar ve elindeki bütün belgeleri mahkemeye tek tek sunar.</p>
<p>Ve zabta geçirilmesini ister.</p>
<p>Egesel, iyice kızmıştır.</p>
<p>“Neye güveniyorsun Bekir Berk” diye kükrer.</p>
<p>Bekir Berk, yardımcısı Hamdi Sağlamer&#8217;e, “ver şu çantayı” der.</p>
<p>Herkes yeni bir belge sunacağını düşünürken, bembeyaz bir kumaşı çıkarır ve masanın ortasına fırlatır.</p>
<p>Yanından hiç ayırmadığı kefenidir. Adamların gözleri fal taşı gibi açılır. Elleri titremeye başlar.</p>
<p>“İşte buna güveniyorum,” diye kükrer.</p>
<p>Fransız ihtilalindeki Berriyar gibi; “Ben size iki şey sunuyorum. Hakikatı ve kafamı. Birinciyi dinledikten sonra ikincisi hakkında dilediğiniz kararı verebilirsiniz.” diyecek kadar korkusuzdur.</p>
<p>Çünkü onun bütün dünyasını sığdırdığı bir çantası vardı…</p>
<p>Bir asil anası…</p>
<p>Bir de davası…</p>
<p>O kadar…</p>
<p>Harun Tokak &#8211; Yeni Şafak<br />
14.12.2008</p>


<!-- Begin SexyBookmarks Menu Code -->
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand">
<ul class="socials">
		<li class="sexy-facebook">
			<a href="http://www.facebook.com/share.php?v=4&amp;src=bm&amp;u=http://fatihiraz.net/2009/06/19/kefenini-cantasinda-tasiyan-adam/&amp;t=Kefenini+%C3%87antas%C4%B1nda+Ta%C5%9F%C4%B1yan+Adam..." rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-mail">
			<a href="mailto:?subject=%22Kefenini%20%C3%87antas%C4%B1nda%20Ta%C5%9F%C4%B1yan%20Adam...%22&amp;body=I%20thought%20this%20article%20might%20interest%20you.%0A%0A%22%0D%0A%0D%0ABir%20%C3%A7antas%C4%B1%20vard%C4%B1%E2%80%A6%0D%0A%0D%0ABir%20de%20davas%C4%B1%E2%80%A6%0D%0A%0D%0ABir%20de%20anas%C4%B1%E2%80%A6%0D%0A%0D%0AR%C3%BCyas%C4%B1nda%20g%C3%B6rd%C3%BC%C4%9F%C3%BC%20nurani%20bir%20zat%C4%B1n%20%E2%80%9CNiye%20a%C4%9Fl%C4%B1yorsun%3F%E2%80%9D%20sorusuna%20o%C4%9Flu%20k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk%20Bekir%20Berk%27i%20g%C3%B6stererek%20%E2%80%9CBunun%20%C4%B0slam%20fedaisi%20olmas%C4%B1n%C4%B1%20istiyorum.%E2%80%9D%20diye%20cevap%20veren%20asil%20bir%20ana%E2%80%A6%0D%0A%0D%0ABir%20g%C3%BCn%20Ayasofya%27y%C4%B1%20tahta%22%0A%0AYou%20can%20read%20the%20full%20article%20here%3A%20http://fatihiraz.net/2009/06/19/kefenini-cantasinda-tasiyan-adam/" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-comfeed">
			<a href="http://fatihiraz.net/2009/06/19/kefenini-cantasinda-tasiyan-adam/feed" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-delicious">
			<a href="http://del.icio.us/post?url=http://fatihiraz.net/2009/06/19/kefenini-cantasinda-tasiyan-adam/&amp;title=Kefenini+%C3%87antas%C4%B1nda+Ta%C5%9F%C4%B1yan+Adam..." rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-technorati">
			<a href="http://technorati.com/faves?add=http://fatihiraz.net/2009/06/19/kefenini-cantasinda-tasiyan-adam/" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-twitter">
			<a href="http://twitter.com/home?status=Kefenini+%C3%87antas%C4%B1nda+Ta%C5%9F%C4%B1yan+Adam...+-+http://tinyurl.com/n6z24l+" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-google">
			<a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://fatihiraz.net/2009/06/19/kefenini-cantasinda-tasiyan-adam/&amp;title=Kefenini+%C3%87antas%C4%B1nda+Ta%C5%9F%C4%B1yan+Adam..." rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>
<!-- End SexyBookmarks Menu Code -->

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2009/06/19/kefenini-cantasinda-tasiyan-adam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gidip hasmınızın evinde oturacak yürek var mı?</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2009/06/18/gidip-hasminizin-evinde-oturacak-yurek-var-mi/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2009/06/18/gidip-hasminizin-evinde-oturacak-yurek-var-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Jun 2009 20:33:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derkenar]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1182</guid>
		<description><![CDATA[
Bir film izlemiştim çok eski zamanlarda. Adını hatırlamıyorum. Konusu, sıradan bir adamın, nasıl kiralık katil haline getirilebileceği idi…
Kendi halinde yaşayan genç bir gün eve gelir ve bakar ki kapının altından bir zarf atmışlar. Zarfın içindeki kâğıtta ‘Filan öldüğünde 5 bin dolar kazanacaksınız” yazılıdır.
Birkaç gün sonra evine bir paket gelir, içinde beş bin dolar vardır. Aradan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://farm4.static.flickr.com/3246/3149625413_449c4d9592.jpg?v=0" alt="" width="500" height="316" /></p>
<p>Bir film izlemiştim çok eski zamanlarda. Adını hatırlamıyorum. Konusu, sıradan bir adamın, nasıl kiralık katil haline getirilebileceği idi…<br />
Kendi halinde yaşayan genç bir gün eve gelir ve bakar ki kapının altından bir zarf atmışlar. Zarfın içindeki kâğıtta ‘Filan öldüğünde 5 bin dolar kazanacaksınız” yazılıdır.<br />
Birkaç gün sonra evine bir paket gelir, içinde beş bin dolar vardır. Aradan biraz daha zaman geçer yine bir zarf gelir ve zarfta “filan öldüğünde 10 bin dolar kazanacaksınız” yazılıdır.<br />
Bir iki hafta sonra gerçekten bakar ki 10 bin dolar gelmiş. Derken genç merak eder bu insanları. Araştırır ve bakar ki, bu isimler hep, bir yaşlılar yurdunda kalan insanlara ait. Doğal yoldan ölen insanlar.<br />
Sonra bir zarf daha gelir, içindeki ödül miktarı bu kere 20 bin dolardır. O da olur. Genç, havadan gelen bol paraya alışır. Araya uzun bir süre girer ve derken gencin kapısının altından yeni bir zarf atılır. İçinde “Filan öldüğünde 100 bin dolar kazanacaksınız” yazılıdır. Genç inceler bakar ki, sapa sağlam bir adam. O parayı almak için gidip adamı öldürür.<br />
Birkaç gün sonra bir zarf gelir, zarfta, “yeni emirlerimizi bekle’ yazılıdır…</p>
<p>*  *  *</p>
<p>Son zamanlarda aynı gazetenin son derece ilginç belgeleri servise koyması, bana o filmi hatırlattı. Acaba gerçekten birileri, -temsilde hata olmasın- kiralık katil mi hazırlıyor, yoksa bu belgeler essahtan var mı? Varsa da ne kadar gerçek! Çünkü şu teknoloji çağında insanın bir kelimesinden bir kaset dolusu konuşma yapılabiliyor…<br />
Evet, biliyoruz, bir kesim var ki, vatandaşı beğenmez. Onun siyasetini de siyasetçisini de beğenmez. Askeri kesim de hep onların yanında görünmüş son 60 yıldır.  Bu bizim içimizi acıtıyor, öfkelendiriyor.<br />
O yüzden de bu kesimlere ait bir takım belgelerin gün yüzüne çıkması, birilerinin suçüstü yakalanması bize keyif veriyor. Keyif almaya da hakkımız var.<br />
Evet, biz hepimiz, bir takım belgelerin ortaya çıkarılmasını sevinçle karşıladık. Çünkü bu belgeler, geçmişte andıçlarla, fişlemelerle, darbelerle çalışma grupları ile insanlarımızı bezdiren, bıktıran ve illallah dedirten bir kesime aitti.<br />
Yıllarca eften püften belgelerle halkın iktidarlarını alaşağı edenlerin suç işlerken yakalanmış olmaları mağdurları keyiflendiriyor. Elbette hakları var.<br />
Fakat bu gidişat sağlıklı değil. Akil olanlar, bu gidişatta doğal olmayan, bize ait olmayan bir yan bir yön bulunduğunu hissediyorlar. Nedense bu iş, bu kere içimde istifhamlar yarattı. Yani şu belgenin, doğrusu, sahte çıkması gerçek çıkmasından daha fazla canımı sıkıyor! Ben dua ediyorum ki gerçek çıksın.<br />
O zaman asker, her zamanki hallerinden biriyle yakalanmış olacak!<br />
Yok, eğer belge sahte ise ve birileri askeri böylesine itham etmemize sebep olacak güçte bir belge düzenleyebiliyorsa bu ülkede, çok şey bitmiş demektir.<br />
Çünkü bir ülkede insanlar iki taraf olmuş ve taraflar birbirleriyle ilgili iddiaları, hiç incelemeden birbirine çamur atmanın vesilesi haline getiriyorsa, o ülke muhakkak ki harici güçlerin elinde oyuncak olmaya mukadderdir.<br />
Bu sürecin Türkiye’deki bânisi maalesef İsmet İnönü’dür. Menderes’i iktidardan indirmek için her türlü garez ve iftirayı el altından alkışlayarak bu pis alışkanlığın önünü açtı. Öyle ki, sonunda hukukun da gözüne mil çekildi ve bir başbakan sun’i bir öfke ipiyle berdâr edildi.  ‘<br />
Böylece iki taraf arasında asla iltiyam bulmayan bir farklı bakış oluştu. Ortanın solu da bunu pekiştirdi. Bir tarafın ‘ak’ dediğine, diğerinin ‘kara’ demesi gelenek haline geldi. Bunu anlamak ve görmek için sadece bir Salı gününüzü ayırmanız yeter. Gurup toplantıları, birbirine çamur atma, iftira atma, birbirini yalanlama platformlarına dönüşmüş zira.<br />
Sayın Baykal, başbakan’ın ‘Allah bir’ demesinden bile kıl kapıyor. ‘Allah bir’ dese, ‘neden Tanrı demedin’ diye kınıyor. ‘Tanrım!’ dese, bu kere de ‘Sen takiye yapıyorsun’ diyor. Ve maalesef onun bu tavrını, ekseriyeti askerler olmak üzere belli bir kesim de alkışlıyor.<br />
Ülke hızla ‘birbirini linç etmek isteyen’ azgın, nefes almalarına bile tahammül edemeyen taraflara ayrışıyor. Nerede ise ‘artık çok geç!’ diyebileceğimiz bir sürece girmek üzereyiz!<br />
Bu süreç, ülkeyi iki kefesinde iki dağ bulunan bir teraziye dönüştürüyor. O zaman, küçücük bir çocuk, bir parmak temasıyla bir tarafı seraya diğerini süreyyaya indirip çıkarabiliyor.<br />
İşte ben bu belge işini, bu kere böyle bir senaryonun ucu gibi görüyorum. Seçimlerden sonra Fethullah Hoca ile bir röportaj yapılmıştı. Fethullah Hoca o röportajda &#8220;Dün olduğu gibi bundan sonra da, dışardan da beslenen bazı şer odakları en samimi müminleri ve hakiki Müslümanları terörist gibi göstererek irtica yaygarası koparabilirler.&#8221; diyordu…<br />
O röportajın verildiği tarih ile şu belgenin düzenleniş tarihlerinin aynı olması ilginç değil mi?</p>
<p>Bizim köyler bağcılıkla geçinirler. Gençlik yıllarımda anlatmışlardı. Bir kavga anında adamın biri diğerine “senin bağını silkelerim görürsün” demiş. Bağını silkmek, bağın ışkın döneminde tomurcuklarının düşürülmesi demektir ki bağı kurutur…<br />
Adam bu sözü söylemiş ama sonra pişman olmuş. Gecenin bir vaktinde aklına gelmiş, “Ya ben bunu milletin önünde söyledim. Bu adamın düşmanı bir ben değilim ya. Birileri gider bağı silkelerse benim boynuma kalır” diye düşünmüş. Almış tüfeğini gidip adamın bağını beklemiş.<br />
Bir de bakmış sabaha karşı iki kişi geldi, daldılar bağın içine ve başladılar bağı silkmeye. Tüfeğini çevirir adamlara, bağı kurumaktan, onları da günahtan kurtarır.</p>
<p>Şimdi, asker AK Parti’ye ‘gıcık’ ya! Fethullah Hoca’dan rahatsız ya! Her gün bir emeklinin veya karısının konuşmaları ortaya dökülüyor ya. Tam zamanı. Yani ülkeyi birbirine düşürmenin tam zamanı!<br />
Evet, ben dua ediyorum ki, o belge ‘gerçek’ olsun. O zaman suçluları kendi adaletimizle cezalandırır demokrasimizi güçlendirmiş oluruz. Aksi takdirde, gelecek adına endişe etmeliyiz. Daha beş sene önce teknolojik anlamda gelecek vaat eden ve atom bombası yapabileceği söylenen Pakistan şu anda savaşın eşiğinde… İşte bakın İran karıştı. Afganistan ölüsüne ağlayamayacak durumda.<br />
Birileri bizi böyle parmağında oynatacak duruma gelmişse durum çok vahim. Bu ülke bizim, bu toprak bizim. Bütün İslam halklarının, sığınacak bir Anadolu’su var. İşte Bulgaristan, işte Kuzey Irak, işte Kafkas.. Başları derde girdi mi bize koşarlar, sığınırlar…<br />
Peki söyler misiniz Anadolu Türkü nereye gitsin, hangi Anadolu’ya sığınsın?</p>
<p>Ben Ak Parti’yi anlıyorum ve tavırlı duruşuna saygı duyuyorum. En azından sivil siyaset adına, 60 yıldır ikide bir ‘höt!’ diyen askere ilk defa, birileri ‘hötünü görüyorum, hadi bakalım!’  diyebildiği için hoşuma gitti. Ama bakıyorum ki asker ısrarla ‘ben yapmadım!’ diyor…<br />
O zaman AK Parti’nin, ‘O zaman kim?’ sorusun sorması lazım!<br />
Tam vaktidir. Asker de millete bir jest yapsın. İktidar’dan rahatsız olmadığını, İslam’ı irtica görmediğini gösteren bir jest!<br />
Yoksa ne mi olur! Çok uzağa gitmenize gerek yok. Sağınıza solunuza bakın yeter!<br />
İsrail ve Amerika tam bir danışıklı dövüş çetesi olmuş! İktidara diyor ki, “bak beni dinlemezsen, salarım üstüne Ergenekoncuları, seni bir damlalık hukuk okkasında boğarlar”,  Amerikan karşıtlarına da diyor ki, ‘Bana direnç gösterirseniz, çıkarırım bir belgecik, altında kalıverirsiniz!”<br />
Nasıl olsa, her çıkan belge büyük bir ala vu vala ile –doğru veya yanlış olduğuna bakılmaksızın- yayınlanıyor…<br />
İş nereye varır bilmem ama birileri vatan millet adına izanlı hareket etmek zorunda. Bu izanlı hareket en çok da askere düşüyor! Asker, Gandi’nin yaptığını yapmazsa ülkede bu ikilik artmaya devam edecek. Hatırlayın, Hindular Müslümanların evlerini ateşe verip katliama başlayınca Gandi gidip ateşe verilen bir mahallede bir Müslüman’ın evine oturdu; “Ya ben de onlarla birlikte yanarım, ya da siz bu cinnet ateşini söndürürsünüz” dedi.<br />
Böylece büyük bir katliamı sona erdirdi. Gandi gerçek bir vatanperverdi. Askerlerimiz de vatanperverlikte iddialılar. Hatta nerede ise ülkede onlardan başka vatanperver kalmamış! Başbakanımız da kimse kimseden daha vatanperver değildir diyorlar.<br />
Ben de vatanperverlik yarışındakilere sesleniyorum: Bakın vatan bir ateşe doğru sürükleniyor. Sizde Gandi gibi gidip, hasmınızın evinde oturacak yürek var mı?</p>
<p>Mehmet Ali Bulut</p>


<!-- Begin SexyBookmarks Menu Code -->
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand">
<ul class="socials">
		<li class="sexy-facebook">
			<a href="http://www.facebook.com/share.php?v=4&amp;src=bm&amp;u=http://fatihiraz.net/2009/06/18/gidip-hasminizin-evinde-oturacak-yurek-var-mi/&amp;t=Gidip+hasm%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1n+evinde+oturacak+y%C3%BCrek+var+m%C4%B1%3F" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-mail">
			<a href="mailto:?subject=%22Gidip%20hasm%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1n%20evinde%20oturacak%20y%C3%BCrek%20var%20m%C4%B1%3F%22&amp;body=I%20thought%20this%20article%20might%20interest%20you.%0A%0A%22%0D%0A%0D%0ABir%20film%20izlemi%C5%9Ftim%20%C3%A7ok%20eski%20zamanlarda.%20Ad%C4%B1n%C4%B1%20hat%C4%B1rlam%C4%B1yorum.%20Konusu%2C%20s%C4%B1radan%20bir%20adam%C4%B1n%2C%20nas%C4%B1l%20kiral%C4%B1k%20katil%20haline%20getirilebilece%C4%9Fi%20idi%E2%80%A6%0D%0AKendi%20halinde%20ya%C5%9Fayan%20gen%C3%A7%20bir%20g%C3%BCn%20eve%20gelir%20ve%20bakar%20ki%20kap%C4%B1n%C4%B1n%20alt%C4%B1ndan%20bir%20zarf%20atm%C4%B1%C5%9Flar.%20Zarf%C4%B1n%20i%C3%A7indeki%20k%C3%A2%C4%9F%C4%B1tta%20%E2%80%98Filan%20%C3%B6l%22%0A%0AYou%20can%20read%20the%20full%20article%20here%3A%20http://fatihiraz.net/2009/06/18/gidip-hasminizin-evinde-oturacak-yurek-var-mi/" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-comfeed">
			<a href="http://fatihiraz.net/2009/06/18/gidip-hasminizin-evinde-oturacak-yurek-var-mi/feed" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-delicious">
			<a href="http://del.icio.us/post?url=http://fatihiraz.net/2009/06/18/gidip-hasminizin-evinde-oturacak-yurek-var-mi/&amp;title=Gidip+hasm%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1n+evinde+oturacak+y%C3%BCrek+var+m%C4%B1%3F" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-technorati">
			<a href="http://technorati.com/faves?add=http://fatihiraz.net/2009/06/18/gidip-hasminizin-evinde-oturacak-yurek-var-mi/" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-twitter">
			<a href="http://twitter.com/home?status=Gidip+hasm%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1n+evinde+oturacak+y%C3%BCrek+var+m%C4%B1%3F+-+http://tinyurl.com/lr6488+" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-google">
			<a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://fatihiraz.net/2009/06/18/gidip-hasminizin-evinde-oturacak-yurek-var-mi/&amp;title=Gidip+hasm%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1n+evinde+oturacak+y%C3%BCrek+var+m%C4%B1%3F" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>
<!-- End SexyBookmarks Menu Code -->

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2009/06/18/gidip-hasminizin-evinde-oturacak-yurek-var-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evrime inananlara inanmıyorum!</title>
		<link>http://fatihiraz.net/2009/05/30/evrime-inananlara-inanmiyorum/</link>
		<comments>http://fatihiraz.net/2009/05/30/evrime-inananlara-inanmiyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 May 2009 16:16:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derkenar]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce iklimi]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://fatihiraz.net/?p=1170</guid>
		<description><![CDATA[
Evrime inananlara inanamıyorum! (28.05.2009)
Sevgili dostlar, iki gün önce &#8220;kızım neden evlenmiyor&#8221; başlıklı yazıda &#8220;hayatta tesadüf olamayacağını&#8221; daha doğrusu &#8220;tesadüflerin&#8221; matematiksel olarak &#8220;nasıl imkansız&#8221; olduğunu &#8220;bir genç kızın&#8221; 40 milyon kişide &#8220;aradığını&#8221; bulma ihtimali üzerinden tartışmış ve &#8220;matematik olarak&#8221; imkansız görünenlerin, nasıl olabildiği noktasında konuyu bırakmıştım. Kaldığımız noktadan itibaren sizden birçok mesaj geldi. Çok önemli katkılarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignnone" src="http://farm4.static.flickr.com/3012/2571895020_a935a3156a.jpg?v=0" alt="" width="500" height="375" /></strong></p>
<p><strong>Evrime inananlara inanamıyorum! (28.05.2009)</strong></p>
<p>Sevgili dostlar, iki gün önce &#8220;kızım neden evlenmiyor&#8221; başlıklı yazıda &#8220;hayatta tesadüf olamayacağını&#8221; daha doğrusu &#8220;tesadüflerin&#8221; matematiksel olarak &#8220;nasıl imkansız&#8221; olduğunu &#8220;bir genç kızın&#8221; 40 milyon kişide &#8220;aradığını&#8221; bulma ihtimali üzerinden tartışmış ve &#8220;matematik olarak&#8221; imkansız görünenlerin, nasıl olabildiği noktasında konuyu bırakmıştım. Kaldığımız noktadan itibaren sizden birçok mesaj geldi. Çok önemli katkılarda bulundunuz&#8230;</p>
<p>Bugün &#8220;aynı olasılık&#8221; hesaplarını &#8220;evrensel yasalara, doğaya, maddenin ve hücrenin yapısı&#8221; gibi konulara uygulamak istiyorum. Daha doğrusu iki kişinin, &#8220;minimum ortak aranan şartlarda&#8221; akıl-bilinç-istek-duygularını kullanarak dahi &#8220;birlikte olmalarının&#8221; matematiksel olarak ne kadar &#8220;zor&#8221; olduğundan yola çıkarak; &#8220;milyarlarca hücrenin mükemmel bir şekilde biraraya gelişini&#8221; tartışmak istiyorum. Kimilerine göre bu &#8220;bir zekanın bilinçli biraraya getirmesi&#8221;, kimilerine göre &#8220;random-raslantısal&#8221; bir &#8220;gelişme&#8221; yani &#8220;evrim&#8221;!</p>
<p>Dostlarım, canlı hücre yapısını bırakın bir kenara &#8220;sadece bir atom&#8221; alalım, yanlış anlamayın &#8220;atomu da&#8221; örneklemede kullanmayacağım. Sadece içine bakalım ve &#8220;raslantı sonucu milyon yıllar sonucu oluştu&#8221; denilen &#8220;elektron&#8221; yapısını inceleyelim&#8230; Bir atom içinde en çok dikkat çeken nokta, çekirdeği elektrik yükünden oluşan bir zırh gibi kuşatan elektronların atomun içinde en ufak bir kazaya yol açmamaları! Olsa ne olur? Felaket olur! Madde olmaz! Biz olmayız!</p>
<p>AMA&#8230; Felaket sınırında &#8220;dolaşan&#8221; matematiksel olarak &#8220;olması ihtimali&#8221; yüksek olan böyle bir kaza asla gerçekleşmez ! Matematiksel olarak &#8220;mümkündür&#8221; ama olmaz! Tüm işleyiş mükemmel bir düzen ve kusursuz bir sistem içinde devam eder. Çekirdeğin çevresinde saniyede 1.000 km. gibi akıl almaz bir hızla hiç durmadan dönen elektronlar, birbirleriyle bir kez bile çarpışmazlar! Birbirlerinden herhangi bir farkları bulunmayan bu elektronların farklı farklı yörüngelerde bulunmaları, son derece şaşırtıcıdır! Şimdi düşünün; atomdan, hücreden, atomların, hücrelerin &#8220;birleşmesinden&#8221; vazgeçtim, elektronlar &#8220;dahi&#8221; mükemmel bir &#8220;uyum içindedir&#8221; ve bu uyum &#8220;varoluştan&#8221; bugüne devam eder! Bu noktada başka bir örnek verelim. Yine hücreden, evrimden vazgeçtim. Yerde duran bir tahta parçası var. Üstünde bir tezgah var, usta matkapla &#8220;çalışıyor&#8221;! Şimdi soralım; matkabın çalışır halde yere düşüp &#8220;tahtayı&#8221; delme ihtimali ne? İstatistikler her ay o atölyede 3 kaza olduğunu ve yaklaşık her 10 çalışma gününde 1 &#8220;rastgele&#8221; delik açıldığını gösteriyor. Şimdi bir soru daha soralım; aynı deliğin yanına bir &#8220;menteşe&#8221; çakılması ihtimali ne? Yine istatistikler o atölyede son 3 yıl içinde sadece bir yani 1.000 günde 1 kez aynı yerde duran artık bir parçaya düşen bir &#8220;menteşenin&#8221; üstünden geçilmesi sonrası &#8220;son derece bozuk&#8221; bir şekilde takıldığını gösteriyor. Bu iki verinin anlamı; bir delik ve yanına bir menteşe takılması ihtimali 10 binde 1! Lütfen dikkat daha &#8220;pencere&#8221; falan yapmadık! Tahtayı kesmedik, deliklerini delmedik, menteşe takmadık!</p>
<p>Sevgili dostlar, bu &#8220;gerçekler&#8221; ve bu &#8220;veriler&#8221; eşliğinde bir daha soralım; bir tahtanın bir &#8220;pencere&#8221; olma ihtimalinin &#8220;olmadığı&#8221; bir gerçek düzeyinde, tek hücrenin &#8220;bir zekanın müdahalesi&#8221; olmadan bugün gördüğümüz &#8220;mükemmel bizi&#8221; ortaya çıkarma ihtimali sizce kaç? Yorulmayın ben söyleyeyim; matematiksel olarak böyle bir &#8220;ihtimal&#8221; yok! Bu gerçeğe &#8220;dünyanın oluşumu&#8221;, &#8220;yer çekimi&#8221; gibi kanunların da oluşumunu ekleyin! Tekrar ediyorum; böyle bir &#8220;ihtimal&#8221; matematiksel olarak &#8220;ifade edilemez&#8221;! Biraz &#8220;matematik&#8221; bilen, evrim gibi bir &#8220;saçmalığa&#8221; asla inanamaz! Bana kendi başına &#8220;oluşan tek bir pencere&#8221; gösterin, ben de inanacağım!</p>
<p>Sonuç: Yukarıda anlattığım çok &#8220;basit&#8221; veriler ışığında soruyorum; &#8220;sizce evrim&#8221; sonucu &#8220;bu hale gelmemiz&#8221; mümkün mü!</p>
<p><strong>Evrime inananlara inanamıyorum (II) (30.05.2009)</strong></p>
<p>Sevgili dostlarım, &#8220;evrim&#8221; Türkiye&#8217;de ne kadar hassas bir konuymuş, önceki gün yaşayarak öğrendim!</p>
<p>Sabah kalktığımda &#8220;mail&#8221; kutularım dolmuş, gazetede &#8220;yorumları&#8221; giren arkadaşlarımız bunalmaya başlamıştı! Sizden &#8220;bilimsel ve dini açıdan&#8221; olaya bakan o kadar çok mesaj geldi ki, bunlar başlı başına bir &#8220;kaynak&#8221; oldu. Eleştirenlere de &#8220;katkı&#8221; yapanlara da çok teşekkür ediyorum.</p>
<p>Bugün izninizle sizden gelenlerden yola çıkarak hatta alıntılar ile paylaşarak, konuya devam edeceğim. Her şeyden önce &#8220;başlığı&#8221; çok doğru atmadığımı gördüm. İstediğimi net ifade edememiştim. Doğrusu &#8220;Evrim&#8217;in varlığına değil varoluşumuzun rastlantısal başladığı&#8221; şeklinde algılanan &#8220;evrim kavramına inananlar&#8221; olmalıydı. Evrimin varlığına &#8220;inanmamak&#8221; doğru bir tanımlama değil, en azından benim fikrim bu değil&#8230;</p>
<p>Evrim &#8220;süreklidir&#8221;, her yerdedir ve &#8220;bilinçli bir zekanın yaradılışı başlattığı&#8221; süreç içinde &#8220;iyiye ve güzele doğru&#8221; evrim veya &#8220;tekamül&#8221; maddi-manevi anlamda devam eder. Bir sistemi kurarsınız, bileşenlerini &#8220;tasarlarsınız&#8221; sonrasında sistemin işleyişi sırasında karşılıklı etkileşim ile &#8220;yeni sonuçlar&#8221; ortaya çıkabilir. Bu da &#8220;evrimdir&#8221; ama &#8220;yaratıcı bilinci&#8221; inkar etmek gerekmez! Aynı mantık sosyal sistemlerde de geçerlidir. Sistem &#8220;evolution-evrim&#8221; geçirmek ve bileşenlerin &#8220;ihtiyaçlarına&#8221; uymak zorundadır. Evrim veya tekamül engellenir ise &#8220;birikmiş evrim devrim&#8221; getirir! Örnekleyeyim; Fransız Devrimi sosyal-ekonomik-politik sistemin &#8220;halkın düşünce dünyasının evrimine, gelişimine ayak uyduramayan&#8221; bir yapının yani &#8220;engellenmiş&#8221; evrimin &#8220;devrimi&#8221; getirmesidir&#8230; Engellenmiş &#8220;evrim&#8221; her zaman &#8220;devrim&#8221; değil bazen de &#8220;devrim&#8221; süsü verilmiş &#8220;darbelere&#8221; yol açar! Bu darbeler sivil ve askeri kaynaklı olabilir. Toplumun &#8220;evrimi&#8221; çerçevesinde onu &#8220;kapsayamayan&#8221; sistemler &#8220;kırılır&#8221;!</p>
<p>Diğer önemli bir konu, sizden en çok gelen tespitlerden biri de bu; elektronların &#8220;evrim&#8221; ile ne alakasının olduğu detayı&#8230;Bir okuyucumdan aynen aktarıyorum; &#8220;&#8230;Elinize bir ipe bağlı top alın ve çevirin. Belirli bir hızdan sonra onun aniden yön değiştirerek sizin gözünüzde patlaması olasılığı SIFIRdır. Çünkü evrenin temel yasalarına aykırıdır. Newton yasaları. Şimdi elektron da kalkıp yörüngesinden ayrılıp, hadi bir çekirdeğe çarpayım diyemez&#8230;&#8221;</p>
<p>Sevgili okuyucumun cevap vermesi gereken &#8220;elektron nasıl orada durur hale geldi&#8221;, bu yasa &#8220;nasıl oluştu&#8221; sorusudur! Bir bilgisayarı açın &#8220;işletim sistemini&#8221; kullanmaya başlayın, orada şunu dersiniz; bu &#8220;işareti tıklayınca&#8221; program açılacak! Peki &#8220;o işletim sistemini yani yerçekimini, evrensel yasaları&#8221; hangi güç yazdı, oraya koydu? Şimdi içine hiç işletim sistemi yüklenmemiş bir bilgisayar alın, yerçekiminin olmadığı bir dünya düşünün ve &#8220;şimdi kurun aynı çıkarımı&#8221;!</p>
<p>Hazır sistem üstünde &#8220;çalışmak&#8221; ve &#8220;sebep-sonuç&#8221; üretmek kolaydır, önemli olan &#8220;üzerinde ahkam kestiğimiz&#8221; sistemi &#8220;hangi gücün&#8221; dizayn ettiğidir!</p>
<p>Sevgili dostlar, canlı-cansız bütün sistemler &#8220;sürekli evrim&#8221; halindedir! Evren &#8220;dışa doğru genişlemeye&#8221; yani evrimine devam eder! Bu inkar edilemez! Ama bu evrim &#8220;ilk yaratılış sırasında&#8221; konan &#8220;kuralların içinde kalır&#8221;! Ve biz tahmin edilebilen veya algıladığımız kadarıyla &#8220;öngörebildiğimiz&#8221; bu yapıya &#8220;düzen&#8221;, sıçramalara da &#8220;düzensizlik&#8221; deriz!</p>
<p>Burada çok önemli bir not düşelim; kuantum teorisi &#8220;lineer olmayan&#8221; yani bizim &#8220;idrak kapasitemize göre&#8221; olmaması gereken ama &#8220;her seferinde şaşmadan&#8221; olan olayları açıklamada önemli bir adım atmış ve aslında &#8220;kaos&#8221; dediğimiz her şeyin bir üst algılamaya göre &#8220;kosmos&#8221; olduğunu ispat etme yoluna girmiştir. Bütün ihtimaller aynı anda gerçektir ama her seferinde sadece &#8220;olması gereken seçenek&#8221; hayata geçer! Elektron her zaman yolunu bulur!</p>
<p>Sonuç: Evren, maddenin yapısı, hücre, organizma ve &#8220;bizim içinde bulunduğumuz&#8221; algılama ile &#8220;logaritmasını yazamadığımız&#8221; her olay, &#8220;üst algılama seviyeleri&#8221; için rahatlıkla görülebilecek mükemmel &#8220;matematik&#8221;, &#8220;sebep-sonuç&#8221; denklemlerine göre işler. Algılayamadığımız &#8220;bölümler&#8221; için herkes kendine göre &#8220;mekanizmalar&#8221; kurar! Kimi &#8220;kuantum&#8221; der kimi &#8220;Bundan sonrasına sadece inanılır sorgulanmaz&#8221; der! Algılama düzeyimiz arttıkça göreceğiz ve bileceğiz ki; evrenin özündeki &#8220;matematik gerçeklere dayanan sebep-sonuç&#8221; yasaları kesindir ve &#8220;elle tutulabilir, kağıda dökülebilir&#8221; hale gelebilir. Bir mühendis &#8220;statik hesabı&#8221; kağıda döker, bir çocuk oraya sadece &#8220;duvar&#8221; diye bakar!</p>
<p>Son söz: Evrim gerçektir, süreklidir ve &#8220;sistemi kuran&#8221; büyük zekanın sisteme kattığı &#8220;bileşenlerden&#8221; biridir! Sistemin &#8220;özü&#8221; veya &#8220;sistemi yaratan&#8221; kavram değil!</p>
<p>Yiğit Bulut &#8211; Vatan Gazetesi</p>


<!-- Begin SexyBookmarks Menu Code -->
<div class="sexy-bookmarks sexy-bookmarks-expand">
<ul class="socials">
		<li class="sexy-facebook">
			<a href="http://www.facebook.com/share.php?v=4&amp;src=bm&amp;u=http://fatihiraz.net/2009/05/30/evrime-inananlara-inanmiyorum/&amp;t=Evrime+inananlara+inanm%C4%B1yorum%21" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-mail">
			<a href="mailto:?subject=%22Evrime%20inananlara%20inanm%C4%B1yorum%21%22&amp;body=I%20thought%20this%20article%20might%20interest%20you.%0A%0A%22%0D%0A%0D%0AEvrime%20inananlara%20inanam%C4%B1yorum%21%20%2828.05.2009%29%0D%0A%0D%0ASevgili%20dostlar%2C%20iki%20g%C3%BCn%20%C3%B6nce%20%22k%C4%B1z%C4%B1m%20neden%20evlenmiyor%22%20ba%C5%9Fl%C4%B1kl%C4%B1%20yaz%C4%B1da%20%22hayatta%20tesad%C3%BCf%20olamayaca%C4%9F%C4%B1n%C4%B1%22%20daha%20do%C4%9Frusu%20%22tesad%C3%BCflerin%22%20matematiksel%20olarak%20%22nas%C4%B1l%20imkans%C4%B1z%22%20oldu%C4%9Funu%20%22bir%20gen%C3%A7%20k%C4%B1z%C4%B1n%22%2040%20milyon%20ki%C5%9Fide%20%22arad%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1%22%22%0A%0AYou%20can%20read%20the%20full%20article%20here%3A%20http://fatihiraz.net/2009/05/30/evrime-inananlara-inanmiyorum/" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-comfeed">
			<a href="http://fatihiraz.net/2009/05/30/evrime-inananlara-inanmiyorum/feed" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-delicious">
			<a href="http://del.icio.us/post?url=http://fatihiraz.net/2009/05/30/evrime-inananlara-inanmiyorum/&amp;title=Evrime+inananlara+inanm%C4%B1yorum%21" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-technorati">
			<a href="http://technorati.com/faves?add=http://fatihiraz.net/2009/05/30/evrime-inananlara-inanmiyorum/" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-twitter">
			<a href="http://twitter.com/home?status=Evrime+inananlara+inanm%C4%B1yorum%21+-+http://tinyurl.com/m87573+" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
		<li class="sexy-google">
			<a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=add&amp;bkmk=http://fatihiraz.net/2009/05/30/evrime-inananlara-inanmiyorum/&amp;title=Evrime+inananlara+inanm%C4%B1yorum%21" rel="nofollow" class="external" title=""></a>
		</li>
</ul>
<div style="clear:both;"></div>
</div>
<!-- End SexyBookmarks Menu Code -->

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://fatihiraz.net/2009/05/30/evrime-inananlara-inanmiyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
