istemez misin Ey Omer?
20 Mart 2010

Hz. Ömer sessizce Hz. Muhammed(sav)’in dinlenmekte olduğu odaya girer. Bir an çevresine göz gezdirir. Tavana asılmış kuru bir deri parçası, bir torbanın içinde bir kaç kg.arpa, duvara dayalı bir kaç ağaç yaprağı ve yerde de Hz. Muhammedin(sav) üzerinde uyumakta olduğu hurma lifinden örülmüş kaba bir hasır. Bu manzara karşısında ağlamaya başlayan Hz. Ömer’in hıçkırıkları O’nu uyandırır.
Kalkınca hasırın vücudunda iz yapyığını gören Hz. Ömer daha çok ağlamaya başlar. Efendimiz hayretle sorar;
-Ey hattaboğlu! Niçin ağlıyorsun?
-”Ey Allahın elçisi! İranlılar imparatorlarını saraylarda yaşatırken, Bizanslılar kayserlerini lüks ve
ihtişama boğmuşken sen ki Allahın elçisisin…İzin versende bizde seni…
Maksat anlaşılmıştır,Allahın elçisi, gelecekteki halifesinin sözünü hüzünlü bir tebessüm, tatlı bir el işaretiyle keser ve “Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı”(Ankebut64)ayetini okuduktan sonra ekler;
- İstemezmisin ey Ömer!Dünya onların olsun, ahiret de bizim.
Etiketler: ,hz omer, hz. muhammed (s.a.v.), kissa, Manayi harfi, MeselBenzer Yazılar ...
İlm-i diyanet mi, ilm-i siyaset mi?
Vaktiyle çok meşhur bir hoca varmış. Bilgisiyle, tecrübesiyle, yetiştirdiği kişiler ile ülkede bilmeyeni yokmuş. Yükselmek, büyük adam olmak isteyen herkes muhakkak bu meşhur hocaya gelip ondan ders alırmış. Onun ilminden yararlanırmış. Devlet adamı olup...
Biraz tebessüm, biraz da tefekküre ne dersiniz?
Bazı tasavvufi olayları okuyup, vakaları hatırlamak bize birazcık sabır ve tahammül duygusu kazandırır gibi geliyor bana. Bu düşünce ile bugün sizlere takdirle okuyacağınızı sandığım mesaj yüklü tasavvufi olaylar sunmak istiyorum. Geniş düşünmeye, sabırlı...
Hz. Peygamber’i anmak!
İçinde büyüyüp yetiştiğim ortamda… Sorulduğunda, herkes “Elhamdülillah Müslüman’ım” noktasındaydı. Doğrusu, inanç meselesi ciddi merak konusuydu; hakkında çok okunur, öğrenilirdi. Dinleri ve içine doğduğun dinini bilmek önemliydi. Fakat...






Kübra
09 Haziran 2010 11:08
Bu konuşma Ezvac-ı Tahirat’ın Peygamber Efendimiz’e yaşam koşullarının iyileştirilmesini istemeleri sonucunda Peygamber Efendimiz’in onların bu isteklerine kırılıp hane-i saatlerinden ayrıldığı zaman yüksekçe bir yere çekilerek kimseyi yanına kabul etmediği dönemde geçmişti. Hz. Ömer’in günlerce O’nun kapısına gitmesine dayanamayan Peygamber Efendimiz, Hz. Ömer’i huzuruna kabul etmiş ve ardından bu konuşma gerçekleşmişti.