Dünyalık mal…

18 Şubat 2010  

SamanyoluHaber yazarı Ramazan Kerpeten, Bediüzzaman’ın vefat ettiğinde ardında sadece bir sepet dolusu mal varlığı bıraktığını yazdı.

İşte Kerpeten’in yazısından ilgili bölümler:

“O’nun (s.a.s.) açtığı büyük şehrahın yılmaz takipçilerinden Asrımızın Büyük Mütefekkiri Bediüzzaman Hazretleri’nin bütün malvarlığı da, daima yanında taşınabilecek kadardı; yani bir çanta dolusu… Yolculuğa hazır bir halde ve tetikte… (Her an bir sürgün emri çıkabilirdi çünkü!)

Böyle bir iktisat, kanaat ve tevekkülle geçen müstesna bir ömrün hitamında Bediüzzaman Hazretleri, 23 Mart 1960 günü Urfa’daki bir otel odasında, sabaha karşı ebedî âleme göç etmişti.

Sabah olunca, önce doktor, ardından koltuğunun altında bir sürü dosya, kâğıt ve matbu evrakla gelmişti tereke hakimi. Bürokratik teâmülleri bütün incelikleri ile işleten hâkim, Zübeyir Gündüzalp’in de yardımıyla Bediüzzaman’dan kalan eşyayı ve emvâli tespite başlar:

“Saat, cübbe, seccade, sarık, birkaç parça eski çamaşır, çaydanlık, bardak, kap-kacak ve onbeş lira madenî para.”

Hepsi bir sepete sığacak kadar dünyalık mal. Tereke Hakimi şaşkınlık içinde sormuştu:

“Hepsi bu kadar mı?!”

Hayatının büyük kısmında onun yakın hizmetinde bulunan ve onun bir çok ahvaline vakıf olan Zübeyir Gündüzalp Bey’in cevabı çok netti:

“Daha ne olsun ki?!”

Evet; ömrünü bir milletin ahiretinin selametine adamış birisinin geriye maddi olarak neyi kalsın ki?

El hak, Yunus gibi;

“Ne varlığa sevinürem

Ne yokluğa yerinürem

Aşkın ile avunuram

Bana seni gerek seni” deyip, bir buz parçası hükmündeki mevcudunu büyük bir havuza atanların eriyip giden varlıkları sonra işte böyle koca bir havuz oluyor ve hatta zamanla okyanusa dönüşüveriyordu!

Hem insanlar geriye bir mal bırakmayı evlad-u iyâli için arzular genelde… O Asrın Garibi, bir ömür boyu süren sürgünlerde evlenememişti ki hiç! Ama geriye, bir evlattan çok daha fazla kendisini seven ve benimseyen yüzbinler bırakmıştı!

Şimdi;

Geriye onlarca evlat bırakıp da ardından ulaşacak hayrı bulunmayanlar mı daha talihli, yoksa bu Dev Kâmetler mi..? Zira bir hadiste; ölen insanın ardında kapanmayan üç hasene defterinden bahsediliyor:

“Hayırlı bir ilim, güzel bir hayrat, yada hayırlı bir evlat..”


Etiketler: ,,
index

Benzer Yazılar ...

Madde Nedir?

Madde asıl değil ki, vücu.t ona musahhar kalsın ve tâbi olsun. Belki, madde, bir mânâ ile kaimdir. İşte o mânâ hayattır, ruhtur. Hem, bilmüşahede, madde mahdum değil ki, herşey ona ircâ edilsin. Belki hâdimdir, bir hakikatin tekemmülüne hizmet eder. O hakikat... 

Duruşu Yeter…

Salih Özcan Ağabeyimiz, Üstad Hazretleri’nden bahsederken, “O’nun hiçbir kitabı ve külliyatı olmasaydı bile ‘Lâhikalar’ yeterdi.” diyor. Kadirşinas birisi de “Hiçbir şeyi olmasaydı duruşu yeterdi.” diyor. Gerçekten... 

Mevlana’nın başına gelenler ışığında…

Bu topraklar’dan söz açan bir insanın, ya ilk, ya ikinci, yahut üçüncü cümlede sözü birkaç isme getireceğini ezbere biliriz. Biliriz, çünkü sittin senedir bıkkınlığa yol açan bir sıklıkla duymuşuzdur bunu. ‘Bu topraklar’ der demez, Mevlânâ’yı... 

Duruşu Yeter

 Devamını okumak için tıklayınız ...

Yorumlar