Zira âşık, Mâşukunun Yolunda Olur ve O Yolda Ölür.

14 Şubat 2010  

Yavuz Sultan Selim Han, Mısır’ı fethettiğinde bir süre orada kalır. İdareyi eline alıp kendi hâkimiyetini yerleştirmek için bu elzemdir. Bu sırada bir çadırda kalıyor. Çadırı süpürüp temizleyen, yemeği yapan Mısırlı bir cariye vardır ki, Yavuz Selim Han sabah çıkınca, cariye geliyor, akşama kadar çadırı temizleyip yemekleri hazırlayıp gidiyor, akşam olunca da Yavuz Selim Han çadırına dönüyor.

Cariye nasıl olduysa bir kaç defa Yavuz Sultan Selim Hanı görür ve Ona âşık olur. Lâkin umutsuz bir aşk. Zira bir tarafta koskoca Cihan Padişahı Halife-i Rûy-i Zemin, diğer tarafta basit bir cariye…

Fakat cariyenin aşkı dayanılmaz boyutlara ulaşıp da kalbine sığmaz hale gelince, ne yapacağını bilemez halde Halifeye açılmaya karar verir. Lâkin aradaki uçurum cariyeyi iyice çıkmaza sokar ve kararsız hale getirir. Bir yandan aşkının dayanılmaz baskısı, diğer yandan aradaki devâsâ farkın kendini engellemesi arasında bocalayan cariye Halifenin karşısına çıkma cesaretini kendinde bulamadığından, yazıyla ilân-ı aşk etmeye karar verir. Ve üç kelimelik bir not yazarak Halife hazretlerinin yatağına bırakır. Notta sadece üç kelime yazılıdır:

”Derdi olan neylesin?”

Akşam çadırına gelip de yatağının üzerinde küçük bir kağıt parçası bulan Yavuz Sultan Selim Han, kağıdı okuyunca bu notu yazanın, çadırını süpüren cariye olduğunu anlar. Ve kâğıdın arkasına cevabını yazar:

”Derdi neyse söylesin.”

Kâğıdı aynı yere bırakır. Sabah olunca da çıkıp gider. Bir müddet sonra Cariye temizlik için çadıra geldiğinde ilk iş olarak kâğıdı arar. Kâğıdı bıraktığı yerde duruyor bulur. Kaparcasına kâğıdı alıp okuduğunda heyecanı bir kat daha artar. Halifenin cevabından cesaretlenen cariye, kâğıdı çevirip dünkü notunun altına şu cümleyi ekler:

”Korkuyorsa neylesin?”

Akşam olur. Halife çadıra döner. Kâğıdı okur ve cevabı yazar:

”Hiç korkmasın söylesin.”

Sabah bu cevabı okuyan cariye artık kararını vermiştir: Aşkını bu akşam halifeye söyleyecek. Ne olacaksa olsun artık. Ve o gün temizliği bitirdiği halde gitmeyip Halifeyi beklemeye başlar. Yavuz Sultan Selim Han akşam çadıra dönünce cariyeyi kendisini bekler bulur. Cariye, Halifeyi görünce hemen ayağa kalkıp temenna durur. Yavuz Selim Han “Buyurunuz, sizi dinliyorum” deyince, cariye tüm cesaretini toplamaya çalışırken, titreyen ellerini gizlemek için elleriyle dirseklerini tutarak kollarını kavuşturur. Heyecandan yüzü kıpkırmızı olmuştur. Kalbi yerinden fırlarcasına atarken, titrek ve mahcup bir sesle: “Efendim…” der. “Cariyeniz… Size…” ve cümlesini tamamlayamadan yığılıp kalır.

Kalbine sığmayan aşkını söyleyemeden ruhunu teslim eden cariyenin, bu tertemiz aşkı karşısında Koca Halife gözyaşlarını silerek etrafındakilere şöyle der:

”Gerçek aşkı şu cariyeden öğrenin. Zira âşık, mâşukunun yolunda olur ve o yolda ölür.”


Etiketler: ,,
index

Benzer Yazılar ...

Babama Dua

Baba, anneyle beraber anılır hep. Arapçadaki “ebeveyn” ifadesi baba menşelidir. Türkçemizde ise o iki kudsî varlıktan bahsederken “anne-baba” deriz. Hangisi daha uygundur bilemem ama bildiğim bir şey varsa o da babanın, insan hayatındaki yerinin... 

Benim bir hayalim var!

2005′in Sonbaharı… Beyaz Saray’ın önü… Amerika Birleşik Devletleri’nde binlerce kişi, tarihin akışını değiştiren kadına karşı son görevlerini yerine getirmek için uzun kuyruklar oluştururlar. Başkan George Bush ve ülkenin önde gelen... 

En verimli yaş: 33

Habertürk internet sitesinden okuduğum bir habere göre İngiltere’de yapılan araştırmaya göre, bu dönemde, aşırı çalışma, aile kurulması ve sosyal aktiviteler üst üste geliyor. Yine bu dönemdeki kişiler günde 5 saat uyku ile yetiniyor. İnsanlar yine... 

insanoğlu

İnsanoğlu, çocukluktan sıkılır, büyümek için acele eder, sonrada çocukluğunu özler. Önce para kazanmak için sağlığını verir, sonra da kaybettiği sağlığına kavuşabilmek için parasını… Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar, sonra ölür de hiç yaşamamış... 

Yorumlar

"Zira âşık, Mâşukunun Yolunda Olur ve O Yolda Ölür." için 1 yorum

  1. isolayzır
    15 Şubat 2010 03:02 

    way be:!