Avatar – Ebabil Kuslari
06 Ocak 2010

Miladi 571, Peygamberimiz Hazreti Muhammed (s.a.)’in doğum yılıdır. Tarihlere “Fil vak’ası” diye geçen hadisenin Peygamberimiz’in doğduğu yıl gerçekleştiği rivayet edilir.
Yemen Kralı Ebrehe, kendi hükümranlığına rakip bir merkez olabilir endişesiyle Kabe’yi yerle bir etmek üzere harekete geçer. Ordusunda, zamanın en güçlü savaş araçlarından olan filler vardır.
Mekke’nin yakınlarına kadar gelirler.
Mekke civarında otlamakta olan deve sürülerine el koyarlar.
Onlardan bir kısmı Peygamberimiz’in dedesi Abdülmuttalip’e aittir.
Abdülmuttalip, Ebrehe’nin çadırına gider ve develerini ister.
Ebrehe ona istihza ile bakar ve:
-Hem bu memleketin büyüğü olacaksın hem de şehri savunmayı bırakıp develerinin peşinde koşacaksın der.
Abdülmuttalip, Ebrehe’ye şu cevabı verir:
-Kabe’nin sahibi var, onu O korur. Ben ise develerimden sorumluyum.
Sonra Ebrehe ordusu şehrin üzerine yürür ve bu sırada, Kur’an’da Fil Suresi’nde anlatılan olay gerçekleşir:
“Görmedin mi Rabbin ne yaptı fil sahiplerine.
Boşa çıkarmadı mı onların kötü tasarılarını.
Onlara sürü sürü kuş gönderdi.
Onlara balçıktan pişirilmiş sert taşlar atarak,
Ve sonunda O, yenilmiş ekin yaprağına döndürdü onları…”
Kuşlar, ayaklarında taşıdıkları balçıktan pişirilmiş taşları Ebrehe’nin dev ordusu üzerine atar, Ebrehe ordusu, yenilmiş ekin yaprağına döner.
Bütün bunları neden anlatıyorum?
Avatar’ı seyrettikten sonra, bunları hatırladığım için anlatıyorum.
Ülke Pandora.
Tabiatı tahrip edilmemiş bir dünya Pandora.
İnançlı ve mutlu bir halkı var. Naviler.
İnançlarının sembolize olduğu, kutsal ağaçları ve zikri andıran ritüelleri var.
“Gök insanları” dedikleri bizim dünyamızdan farklılıklarının farkındalar.
Ama Pandora’ya, süper bir güç, deyin ki “Beyaz Adamlar” göz dikiyor. Çünkü orada çok kıymetli bir maden bulunuyor. Maden tam da kutsal ağacın altında.
Beyaz Adamlar, Pandora’yı teslim almakta ve kutsal ağacın altındaki madene el koymakta kararlı.
Pandoralılar ise ülkelerini vermemekte kararlılar.
Sonunda Beyaz Adam’ın istila girişimi başlıyor.
Deyin ki İsrail Gazze’ye saldırıyor ya da Amerika Vietnam’a…
Filmde, Beyaz Adam’ın silah gücü, olabilecek en korkunç boyutta sergilenmiş.
Bu silah gücüne karşılık, Pandoralılar’ın oklarının hiçbir anlam taşımayacağından eminsiniz.
Bu bölümde, bilgisayar ortamında üretilmiş müthiş sahneler yer alıyor. Hele üç boyutlu seyrettiğinizde filmin içinde yaşıyorsunuz.
Savaşın seyrini tersine çeviren şey, Pandoralılar’ın sırtlarına binerek uçak gibi kullandığı kuşlar…
O kuşlarda kuşları aşan bir şey var.
Bir ayrı güç.
Film, bence bunun özenle altını çiziyor.
Filmin hikâyesi içinde olabilecek en güzel biçimde eritilerek, bu ilahi güce sık sık atıf yapılıyor.
Film hikâyesini yazanlar ya da yönetmen, “Fil vak’ası”nı biliyor muydu, “Ebabil”den haberdar mıydı bilmiyorum. Ama dev Ebrehe Ordusu ile çağın “Beyaz Adam”ının birbiriyle birebir örtüştüğü, kutsallıklara yapılan atıfların ve “Olağanüstü Kuşlar” temasının “Kabe” ve “Ebabil”i çağrıştırdığı çok net.
Avatar, kesinlikle moral mesajlar taşıyan bir film.
Ve Avatar, Kur’an’da geçen kıssaların manevi muhtevasının, çağımız insanına, olağanüstü güzellikte taşınabileceğini örnekleyen muhteşem bir sinema eseri.
Gerekli olan ne?
Kur’an’daki kıssalarla çağımız arasında ilişki kurabilecek bir zihin grafiği ve orada üretilenleri perdeye taşıyacak sanat performansı…
İnsan, James Cameron mu gelip bunları filme dönüştürsün diye sormaktan kendini alamıyor. Ve her alanda olduğu gibi, sinema alanında da yetişmiş insanın ne kadar hayati önem taşıdığını düşünüyor.
Ahmed Taşgetiren-Bugün
Benzer Yazılar ...
Yalnızken, kimsin?
Köylere yaya gidildiği zamanlarda, adamın biri yolda yorulmuş, heybesinden çıkardığı karpuzun birini kesmiş, yemiş. Kabuklardan arta kalan kırmızı kısımlara bakıp, “Desinler ki bunu bir ağa yemiş.” deyip, kabukları bir kenara bırakmış. Sonra...
Atatürk’ü nasıl sevsinler ki?
Gazeteci Fatih Altaylı’nın sunduğu televizyon programına katılıp da ‘Atatürk’ü sevmediğini’ söyleyen başörtülü öğrenci, bir anda medyanın boy hedefi oldu. ‘Büyük’ bir gazete, internet sitesinde ‘İşte alçaklığın geldiği son nokta’...
Firavun, Musa ve deveyi kesen 9 kişi
Gece yatmadan önce son bir kez, kanalları dolaştım, iptal davası ile ilgili kim ne diyor bir göreyim diye. Baktım bir yığın laklak… Sinirim bozuldu. Yatağa giderken, içimde şu cümle vardı: Bize artık bir Musa lazım! Çünkü millet ne cumhuriyet, ne egemenlik...
Kardeşliğe Dair
Peygamberimiz, ‘İçinizden birinizin bir kardeşinin herhangi bir ihtiyacını gidermek için yürümesi benim şu mescidimde iki ay itikâfta olmaktan daha faziletlidir.’ der. Bu sözle birlikte şu uyarıyı da yapmam gerekiyor: Buradaki ‘kardeşlik’in...






Yorumlar