Ey Müslüman Türkler ve Kürtler

15 Kasım 2009  

Ey Müslüman Türk ve Kürtler!.. Ne olur! Artık insaf ediniz, gözlerinizi açıp uyanınız! Bin yıl İslâmın bir rahm-ı mader sıcaklık ve merhametine sãhib sinesinde kucak kucağa, ikiz kardeşler gibi yaşadınız. Beş vakit namaza birlikte koştunuz, Ramazan hilâlini birlikte beklediniz, bayram neş’esini birlikte yaşadınız… Üç kıtaya uzanan geniş vatan sathının serhadlerinde küfrün açtığı sevaş cephelerine birlikte koştunuz. Çanakkale destanını birlikte yazdınız, İstiklâl mücadelesini varlık yokluk savaşına birlikte çevirdiniz. Resmî tãrihin dehşetli ve hainane yalanlarına rağmen bunun böyle olduğunu biliyorsunuz. Gãzi ya da şehit olurken Türk veya Kürt oluşunuz birşey
ifãde etmiyordu, Allah yolunda savaşan mü’minlerdiniz…

Genç kız ve delikanlılarınız sarmaşık güllerin iştiyakıyla birlikte yuvalar kurdular. Mürur-u zaman kanlarınızı da karıştırıp, birbirinizi sevmeniz ve birbirinizin hayatlarına hayatınızı feda etmeniz için başka hiçbir sebebe ihtiyaç bırakmayan İslâm kardeşliğinizi âdeta nesebî bir kadeşlikle de tahkim etti. Farklı vücutlarda yaşayan, yekpâre ve büyük tek ruh gibiydiniz…

Savaş meydanlarında sırtınızı yere getirip aslanları kıskandıran yüreğinize kılıcını saplayarak sizden kurtulamayan, asırlarca varlığınızın rahat uyku yüzü göstermediği Batılı hasımlarınız, en eski ve en müessir taktikleri hatırladılar. Savaş meydanlarında, naaşlarınızın üzerinde güvercin ve kelebekler gibi uçuşan tebessüm sağanağının kaynağını kurutmadan, ölüme bahar şenliklerine koşar gibi giden cengâverlerinizden kurtulamayacaklarını nihayet anlamışlardı. İslâmiyetin ruh ve seciyelerinize kazandırdığı bütün mümtaz vasıflardan nesillerinizi mahrum bırakmak için kolları sıvadılar.

Medeniyet dedikleri bütün alçaklık, rezillik ve ahlâksızlıklarını nefislerinize cömertçe teşhir edip, dünya zevk ve sefasına çektiler. İ’la-i Kelimetullahdan daha mühim hiçbir meselesi olmayan sizleri zevk ve sefaya çekip, dünya nimetlerine buyur ettiler. Sonra da fâni dünya nimetlerini bölüşemeyip kavga etmeniz için bütün maharetlerini ortaya koydular.

Kiminizi büyük lokma koparmakla berikinize jurnallediler; kiminizi hırsızlıkla, kiminizi yalancılıkla bir diğerinize takdim edip dehşetli ve kahredici bir kavgaya zemin hazırladılar. Büyüktünüz, yekpâre idiniz, asırlara meydan okumuş bozkırların büyük granitleri gibiydiniz, parçalamadan, dinamitlerle patlatıp dağıtmadan yolarından kaldıramıyorlardı…

Ve kiminiz Türk, kiminiz Kürt, kiminiz Lâz, kiminiz Çerkezdiniz… Hayır, diyemediniz. Müslümanız, diye avaz avaza haykıramadınız. Kiminiz, “Ne mutlu Türküm diyene!” uçurumundan cehenneme sarktı, kiminizi bu lânet uçuruma nazire gibi bağırmızda yarılıp giden Kürtçülük uçurumu gayyasına düştü…

Süfyanist bir devrin dehşetini bir asırdır birlikte yaşadığınız halde, aldığınız habis uyuşturucuların tesirinden kurtulup gözlerinizi açamıyorsunuz. Sarıldığınız gırtlağın kardeşinizin gırtlağı, payimal etmek üzere uzandığınız nãmusun kardeşinizin iffeti olduğunu görmüyorsunuz…

Bir asra yaklaşan bu dehşetli devrin kapısını kapayacak olan icraatleriyle gönüllerinizde taht kurması gereken mevcut iktidarı, avuçlarınızı patlatırcasına alkışlamaya bile gönüllü değilsiniz. Çocuklarımızın değil, büyüklerimizin bile ar damarlarını çatlatacak küfürlerle bu meş’um devrin devamını temine çalışan ırkçılara ağzınızı açıp tek kelime söylemiyorsunuz, ey Müslüman Türk ve Kürtler! İnsaf ediniz…

Bugün sesinizi yükseltmez, bugün bir asırdır hebã edilmekte olan hukukunuza sahib çıkmazsanız, yarınınız olmayabilir. Bu fırsat bir daha ayağa gelmeyebilir… Kürtlerin Diyarbakır cezaevinde yaşanan ve insanlık tarihi için dehşetli ve utanç verici bir yüz karası olan işkencelere bakıp Türklere düşmanlık beslemeye hakkı yok. Zira o işkenceleri yapanlar Kemalizmin dinsizlikle iğfal edip insanlıkla birlikte Türklükten de çıkmalarına sebep olduğu bir avuç şuursuz ırkçı ve süfyan çarpıklarıdır. Cezâ için Allah’ın lâneti ve Cehennem onlara yeter.

Türklerin de, Kemâlistlerin dehşetli zulüm ve tahkirãtı altında, düşmanlarının da iğfalatıyla kandırılıp dağlara sığınmış, geçmişleri itibariyle Türklerden çok Kürtlere dehşetli zararları dokunmuş bir avuç ırkçı Kürde bakıp bütün Kürtleri düşman görmeye ve düşman ilan etmeye hakları yok. Her iki kavme de Türkçülerden de Kürtçülerden de fayda yok… Necãt, sizleri kardeş ilãn eden ve bin yıl kardeş olarak birlikte yaşatan İslâmiyetin parlak hakikatlerinde ve sımsıcak sinesindedir. Birbirinize kollarınızı sonunu kadar ve iştiyakla açınız… Yoksa bu dehşetli bölünme belâsı ile tãrih sahnesinden silinecek, bugün akıl almaz bir dessaslıkla size dost görünen zãlim düşmanlarınızın boyunduruğu altında hayatınızdan önce ırz ve nãmusunuzu kaybedeceksiniz…

İslâmî cemaat v e tarikatlerin bu mesele karşısındaki suskunluğu, gayretsizliği dehşetli bir musibete fetva verdirecek, diye korkuyorum…

Yaşasın Türk ve Kürdün bin yıllık kardeşliği!… Kahrolsun kardeşi kardeşe kırdıran kafatasçı ırkçılar!..

Ve yaşasın milletinin saâdetini temin yolunda hayatlarını ortaya koyan AK Partili devlet ricâli… Bugün verdiğiniz destansı mücadeleyi muasırlarınız değil, ancak bir saâdet baharına gözlerini açacak olan ãtî nesilleri anlayacak ve sizleri rahmetle yadedeceklerdir… Bu cehennemî gürültüye, bu dehşetli hercümerce bakıp yılmayınız, doğru yoldasınız… Allah yãr ve yardımcınız olsun…

Hüseyin Yılmaz – Risalehaber.com


Etiketler: ,, , , ,
index

Benzer Yazılar ...

Büyük adam…

Ahirete bir büyük adam göçtü. Kimdir bu zat? Onun kim olduğunu söylemeden önce, bir başka sorunun cevabını vermek gerekiyor. ”Büyük adam kimdir? Kime büyük adam derler?” ”Büyük adam, orduları yenmiş, ülkeleri fethetmiş adam mıdır?” ”Hayır.” ”Büyük... 

Mustafa Kemal ile Abdülhamid arasında

Kahramanları ne kadar azsa, bir toplumun gerçek bir demokrasinin o kadar uzağında olduğunu söylemek mümkün. Kahramanı biricik ise, o toplumun açıkça ‘otoriter’liğin, hatta ‘totaliter’liğin gölgesi altında yaşamaya mahkûm olduğunu da… Demokrasisiyle... 

Mevlana’nın başına gelenler ışığında…

Bu topraklar’dan söz açan bir insanın, ya ilk, ya ikinci, yahut üçüncü cümlede sözü birkaç isme getireceğini ezbere biliriz. Biliriz, çünkü sittin senedir bıkkınlığa yol açan bir sıklıkla duymuşuzdur bunu. ‘Bu topraklar’ der demez, Mevlânâ’yı... 

Said’ler Bahçesi

Fuzuli’nin ‘Hadikatü’s Süeda’ yani Saadete Ermişler Bahçesi veya bir diğer adıyla ‘Said’ler Bahçesi’ namıyla maruf bir eseri vardır. Kerbela’yı anlatır. Kerbela adeta dünya cehennemidir. Bir devrin Hiroşima ve Nagazaki’si gibidir. Genellikle... 

Yorumlar

"Ey Müslüman Türkler ve Kürtler" için 4 yorum

  1. Ferit İlter
    07 Aralık 2009 23:19 

    Çok güzel bir yazı tamamının altına imzamı atarım. Ancak siyasi bir partinin (ki şu ana kadar yaptıklarına aynen katılıyorum )isminin alanen ve methiyeler düzülerek yazılması ve bu yazının bu şekli ile burada yayınlanması bana pek doğru gelmiyor. Çünki ben bu zamana kadar büyüklerimden hep şu sözü duydum “Şeytanın ve Siyasetin Şerrinden sana sağınırım Yarabbi”. İslamın elmas hakikatlerini anlatırken işin içine siyaseti ve siyasi parti taraftarlığı yapmamak lazım diye düşünüyorum.
    Kırdıysam özür dilerim. Yazar Sadece iki ayrı paragrafta gayet kısa ama kuvvetli bir şekilde geçen cümleleri kullanmasaydı bu yazının bende bıraktığı etki çok daha fazla olabilirdi.
    Selam ve hürmetlerimle..

  2. Nazik
    15 Aralık 2009 22:53 

    Çok güzel bir düşünce va yazı olmuş.Üstad hz.leri nin de dediği gibi doğu da ve bence batı da da din ilimleri ERBAB ları tarafından itinayla verilmelidir. yoksa bu milliyetçilik denilen düşmanlığın sonu gelmez…tekrar teşekkürler

  3. şaşmaz
    19 Şubat 2010 16:41 

    ferit beye katılıyorum.çok güzel bir yazı olmuş fakat sonu kötü bitmiş.Çünkü siz yazınıza “Müslüman Kürt ve Türkler” diye başlıyorsunuz.Oysa Bu insanların içinde değişik siyasi fikirde olanlar var.İnsanları Çanakkalede bir araya getiren Din, vatan ve bayraktı…siyaset değil.Siyaset lazım fakat hiç bir zaman dinin kurtarıcısı olamaz.Bizi bölen siyaset değilmi?bunca olumlu şeyleri görmezlikten gelen siyasi rant değilmi?Bırakın onlar işini yapsın, biz işimizi yapalım.Bir olalım, birlik olalım…Saygılar

  4. gürkan
    27 Haziran 2010 21:34 

    İyi bir yazı olmuş..Ancak doğruları yansıtmıyor.Sanırım samimi temennilerin yönlenmeleriyle yazılmış bir yazı.KEMALİST diye aşağılanmış, milletleriyle övünmenin de dövünmeninde kötü olduğu vurgulanmış..Bana kalırsa da kimin kim olduğu belki 5 belki 10 belki 50 göbek evveline kadar bellidir..ya evveli ..kim 50 göbek atasının bir rus,bir,arap,bir yunan olmadığını yada olduğunu bilebilir ki..bunlar doğrudur..kim kendini ne hissediyorsa o dur..ben türk hissediyorum..atalarımın kim olduğunu tam olarak bilmeden..insanlar milliyetçi olmayabilir ama en azında vatansever olmak zorundadırlar…bunun dinle, müslümanlıkla alakası olsaydı koca arap yarımadasını, ırakı ,suriyeyi ,filistini, mısırı ,tunusu ,cezayiri kaybetmezdik..din sömürüsü de ırk sömürüsü kadar kötüdür..hatta daha kötüdür.biz dinimizi kaybetmedik..biz şuurumuzu kaybettik.kurtuluş ,kurtuluş savaşı ve sonrasının yenilenmesidir bence…yeniden devrim ,yeniden aynı ruh..bu vatan öyle kurtulur..