Züppe bilgelikler modasi: Ani yasamak!
04 Kasım 2009

Bir arkadaşım var, o da modaya uydu! “Anı yaşayacaksın arkadaş! Geçmişmiş, gelecekmiş hepsi boş!” deyip duruyor.
Öyle içten ve inançlı ki bunları söylerken!
Hele bazen gözlerimdeki ifadeyi çözmeye çalışıp “Aman sen entelektüel yorumlara kalkışırsın şimdi! Bence sen de susup anın tadına varmaya bak!” demesi yok mu, tatlı tatlı güldürüyor beni!
Öte yandan…
Bana sorun, “şu sıralarda tanıdıklarından en huysuzu, en mutsuzu, en asabisi kim?” diye…
Cevabım açık: O arkadaşım!
Neden mi?
Anlatayım…
***
Kadim çağların ve Doğu’nun bilgeliklerini özen göstermeden günümüze taşıyıp ortalığa saçmanın tuhaf sonuçları oluyor.
Çünkü modern insanın adını koyamadığı, tam olarak neyin nesi olduğunu çıkartamadığı bir boşluk var içinde…
Budizmin veya başka bir kadim geleneğin prensiplerini ona aktardığınızda heyecanlanıyor.
Büyüleniyor. Sorularına cevap bulduğunu sanıyor.
Zevzek spiritüalistler, uyduruk gurular, sosyetik psikologlar sürekli bunlardan söz ettikçe etkileniyor.
Sabah dokuz akşam altı çalışan, kredi kartı borçlusu bir insanla bir Zen rahibi arasında tarifi imkânsız bir uçurum bulunduğunu unutuyor.
Kendisinin “an”dan anlayabileceğiyle bir dervişin zamanı kavrayış biçimi arasındaki derin farkı algılayamıyor.
***
Sonrası…
Arkadaşımın hali…
Yıllar önce okulunu bitirip işe girdiğinden beri “yaşamak”tan anladığı bir şeyleri “tüketmek” ten ibaret.
Yaşamak demek…
Tadıp tüketilecek, satın alıp tüketilecek, hissedip tüketilecek bir şeyler demek onun için.
Ve hepsi aynı “an”ın içine sığsın istiyor.
Olmuyor! Olmaz da!
O da çağdaşları gibi “anı bilmek” denilen şeyi bir “hikmet” olarak kavrayabilecek halde değil!
Bütün anladığı bir tür “carpe diem” (günü yakala ve yaşa) yaklaşımı!
Tabii hep tam yakalayacakken elinden kaçıyor gün!..
Geleceği düşünmeden, plan yapmadan, sorumluluklarını umursamadan yaşayamayacağını anladıkça da…
Mutsuzluğu derinleşiyor.
***
Geçen gün ona “sen hiç işsiz kaldın mı?” diye sordum. “Allah korusun, hayır!” dedi.
İşsizlik belası kapını çalsaydı, dedim…
Her “an”ın berbat ve boğucu bir bekleyişe teslim çıkacaktı…
Televizyon karşısında oturup sürekli (iş bulacağı) geleceğin hayaliyle yaşamaktan başka çaren kalmayacaktı…
Ve bütün bu züppe bilgeliklerin (!) ne kadar eğreti ve boş olduklarını kavrayıp dehşete düşecektin!
Yaşamı değiştirmeden yaşadıklarını değiştirmek mümkün mü hiç!
Not: Bu tablo bir yana… Günümüz insanının “şimdi”ye dair ıskaladığı şeyler var gerçekten de! Onlardan konuşmaya devam edelim mi?
Haşmet Babaoğlu – Sabah Gazetesi
http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/babaoglu/2009/11/04/zuppe_bilgelikler_modasi_ani_yasamak
Etiketler: ,hasmet babaoglu, Hayata Dair, Sabah GazetesiBenzer Yazılar ...
Babama Dua
Baba, anneyle beraber anılır hep. Arapçadaki “ebeveyn” ifadesi baba menşelidir. Türkçemizde ise o iki kudsî varlıktan bahsederken “anne-baba” deriz. Hangisi daha uygundur bilemem ama bildiğim bir şey varsa o da babanın, insan hayatındaki yerinin...
Hz. Peygamber’i anmak!
İçinde büyüyüp yetiştiğim ortamda… Sorulduğunda, herkes “Elhamdülillah Müslüman’ım” noktasındaydı. Doğrusu, inanç meselesi ciddi merak konusuydu; hakkında çok okunur, öğrenilirdi. Dinleri ve içine doğduğun dinini bilmek önemliydi. Fakat...
Benim bir hayalim var!
2005′in Sonbaharı… Beyaz Saray’ın önü… Amerika Birleşik Devletleri’nde binlerce kişi, tarihin akışını değiştiren kadına karşı son görevlerini yerine getirmek için uzun kuyruklar oluştururlar. Başkan George Bush ve ülkenin önde gelen...
En verimli yaş: 33
Habertürk internet sitesinden okuduğum bir habere göre İngiltere’de yapılan araştırmaya göre, bu dönemde, aşırı çalışma, aile kurulması ve sosyal aktiviteler üst üste geliyor. Yine bu dönemdeki kişiler günde 5 saat uyku ile yetiniyor. İnsanlar yine...






Yorumlar