Ebedi saadet…

17 Temmuz 2009  

İnsan, sair hayvanata muhalif olarak, hanesiyle alâkadar olduğu misilli, dünya ile alâkadardır. Ve akaribiyle münasebettar olduğu gibi, nev-i beşer ile de ciddî ve fıtrî münasebettardır. Ve dünyada muvakkat bekasını arzuladığı gibi, bir dâr-ı ebedîde bekasını, aşk derecesinde arzuluyor. Ve midesinin gıda ihtiyacını temin etmeye çalıştığı gibi, dünya kadar geniş, belki ebede kadar uzanan sofraları ve gıdaları, akıl ve kalb ve ruh ve insaniyet mideleri için tedarik etmeye fıtraten mecburdur, çabalıyor. Ve öyle arzuları ve matlapları var ki, ebedî saadetten başka hiçbir şey onları tatmin etmiyor.”

11. Şua’dan


Etiketler: ,,
index

Benzer Yazılar ...

Madde Nedir?

Madde asıl değil ki, vücu.t ona musahhar kalsın ve tâbi olsun. Belki, madde, bir mânâ ile kaimdir. İşte o mânâ hayattır, ruhtur. Hem, bilmüşahede, madde mahdum değil ki, herşey ona ircâ edilsin. Belki hâdimdir, bir hakikatin tekemmülüne hizmet eder. O hakikat... 

Duruşu Yeter…

Salih Özcan Ağabeyimiz, Üstad Hazretleri’nden bahsederken, “O’nun hiçbir kitabı ve külliyatı olmasaydı bile ‘Lâhikalar’ yeterdi.” diyor. Kadirşinas birisi de “Hiçbir şeyi olmasaydı duruşu yeterdi.” diyor. Gerçekten... 

Mevlana’nın başına gelenler ışığında…

Bu topraklar’dan söz açan bir insanın, ya ilk, ya ikinci, yahut üçüncü cümlede sözü birkaç isme getireceğini ezbere biliriz. Biliriz, çünkü sittin senedir bıkkınlığa yol açan bir sıklıkla duymuşuzdur bunu. ‘Bu topraklar’ der demez, Mevlânâ’yı... 

Duruşu Yeter

                 Devamını okumak için tıklayınız ...

Yorumlar