Hangi ‘Millet’?

22 Haziran 2009  

Hz. Peygamber’in elçiliği ile bize gönderilen Kur’an-ı Hakim, ‘millet’i iman beraberliğini ifade için kullanır. Mesela, sık sık  ’milleti-i ibrahim’e atıfta bulunur. Keza, “Küfür tek millettir” buyurur. Sözün kısası,  ’millet’in geçtiği bir yerde, muhakkak bir imani tercih söz konusudur.

[...]Ve bu anlamda, fıtratını Fatır-ı Hakim’in izni, emri ve rızası dahilinde kullanan herkes ‘milleti ibrahim’dendir. İster ingiliz, ister Rus; isterse Berberi olsun. Kısacası,  ’millet’ kavramında temel ölçü, ‘iman’dır. Bu bakımdan bütün mü’minler tek bir milletin, yani ‘millet-i ibrahim’in ferdidir. Dolayısıyla, mü’min bir Türk, mü’min bir Arap veya Alman veya Yunanlı ile aynı ‘millet’tendir. Ama dinsiz bir Türk ile aynı ‘millet’ten değildir. Kur’ani terminolojiyi takip edersek, böyle biriyle, olsa olsa, aynı ‘kavim’dendir.

Ve Hz. Peygamber (a.s.m.) örneğinde ifade edersek; Resulullah, yarım yüzyıllık çileli hakikat ve peygamber arayışını Hz. Peygambere iman ederek noktalayan İranlı Selman-ı Farisi ile aynı millet’tendir. Yahudi asıllı sahabi Abdullah b. Selam ile siyahi sahabi Bilal-i Habeşi de Resulullah’ın ‘millet’indedir. Ama Ebu Leheb, amcası olduğu halde, kesinlikle Resullulah’ın ‘millet’inden değildir – olsa olsa, onunla aynı ‘kavim’dendir.

Halbuki bizim dünyalarımızda, ‘millet’ ile ‘kavim’kavramları birbirine karışmışa benziyor. Galiba o yüzden, dinsiz bir Türkü ‘milletdaş’ımız görürken, mü’min bir arabı veya hintliyi başka bir milletin mensubu olarak görebiliyoruz.

Metin Karabaşoğlu – Tehlikeli Denemeler (s.213-214)


Etiketler:
index

Benzer Yazılar ...

Yorumlar