Taşları utandırdığın yetti, al kalbini, git cehenneme odun ol!
08 Ocak 2009

Taşlar sözünde durur. Nereye koyduysak, öylece kalır orada. Yerinde ağırdırlar. Hangi biçimi verdiysek, sadık kalır yonttuğumuz haline. Beklerler bıraktığımız yerde bizi. Kaypaklık etmezler. Dönmezler verdikleri sözden. Ama senin kanlı dudağından çıkınca söz , “söz” olduğuna utanıyor. “Dönmek” bile dönüyor anlamından. “Cayma” kelimesi kendi yüzüne bakamaz hale geliyor. Senin durduğun yere ayakucuyla bile girmekten korkuyor vaadler. Fırıldakların başı dönüyor senin dönekliğine bakınca..
Güvenilir taşlara. Emniyet verirler. Yaslanırız kucaklarına. Sırtımızı dayarız hiç kuşkulanmadan. Omuz verirler umutlarımıza. Sert olmaya serttirler ama güleç yüzlerini gösterirler duvar oldukları odalara. Olduğu gibi görünür, göründüğü gibi dururlar. Ama senin yüzün duvardan da duvar… Soğuk. Isınmıyor. Sırtımızı dönmeye gelmiyor. İnsafın kelimesine bile oda olamıyor kalbinin katılığı. Aldatıyor “aldanma”yı bile. Kancık köpeklerin kuyruğuna kuyruk oluyor kanla çapaklanmış kirpiklerin.
İnsaflıdır taşlar yine de. Sular dokununca sırtına, eğilir, erir, yol olurlar. İncecik kökler değince ayak uçlarına, bölünür, dağılır, toprak olurlar. Tazecik filizler dokununca omuzlarına, dönüp bakar, yol verir, çatlayıverirler ortasından. Göz göz pınarlaşır yumuşacık dudaklara değesice. Dereler boyu yoldaşlık eder su serinliğine. Ama senin şom ağzından kin ve nefret akıyor. Senin yüzünü görünce tebessümler donuyor, umutlar kaskatı kesiliyor. Kalbin insafı un ufak ediyor, kovuyor, yok ediyor. İnsaf yüzünün uğursuz kıvrımlarında boş yere yer arıyor kendine.
Çocukla çocuk olur taşlar. Kibirlenmezler. Ele avuc a gelirler. Hoplayıp zıplarlar. Sapan taşı olup sevindirirler çocukları. Çakıl gibi ufalanıp yastık olur çocukça koşmaların kıyısında. Ama senin kalbinin olduğu yerde ufalanıyor çocukça mutluluklar. Senin kalbine değen kibir de utanıyor, kin bile kirleniyor. Kalbinden taşan ateş çocuk ellerini yakıyor, bebe yüzlerini parçalıyor. Sevinçleri doğduğuna pişman ediyor.
Gölgesi olur taşların. Serinlik sunarlar yanı başına gelenlere. Ateşi perdelerler. Yangından uzak tutar evleri, odaları. Soğurur alevleri. Ama senin kalbinin gölgesi bile yok. Gölgesinin değdiği yeri bile ateş topuna çeviriyor. Azıcık serinlik vaad edec ek olsa, gölgeleri bile kıskanıyor,kavuruyor. Gölgen bile alev alev yanıyor, yakıyor.
Yapıcıdır taşlar. Üste üste koyabiliriz onları. Yerlerini bilirler. Altta kalan üstteki kardeşinin hatırını bilir. Üstteki alttakinin üstüne en fazla kendi ağırlığını bindirir. Ama senin kalbin utanmaz, arlanmaz yıkımlar pompalıyor kuruyasıca ellerine. Altta kalmaya razı değilsin, nefret üstüne nefret yığıyorsun. Üste çıkınca hepten azıyorsun. “Ayak yolu”na bile döşenmez senin kalbin. Basmaya bile değmez üstüne. Daha ayakkabılarım değmeden kirletiyor, pislik püskürtüyor suratından.
Hatır bilir taşlar. Toprağımızı beklerler. Kabrimizin başında nöbet tutarlar. Adımızı kazısak üzerlerine, unutmaz, unutturmazlar. Yüzümüzü yontsak yüzlerine, kansız da olsa, cansız da olsa, gülümserler, bakarmış gibi yaparlar. Enselerini dönmezler yüzlerimize. Tükürmezler. Ama senin kalbin ne bebek ağlayışına kanar, ne anne çığlığına yanar. Soğuğu bile titretir senin kalbin, buzları buz kestirir. Balgam bile iğrenir taş kesilmiş kalbinin ifrazatından.
Utanır taşlar. Çeşme olup ağlarlar. Kıvrana kıvrana yola düşerler. Kaldırımlarda kimsesizlere yoldaşlık ederler. Köprü altlarında yetimlere teselli sunarlar. Çıplak ayakları yumuşacık, sıcacık okşarlar. Ama senin kalbin taşları bile utandırır. Senin kalbin taşların başını yarar, taşları korkutur. Senin kandan heykelin, senin ateşe kesilmiş etin taşların kalbini çatlatır, yuvalarından kaçırır.
Değil mi ki senin soyundan kimilerinin cürümleri, katı taşlardan daha da katı etmişti kalpleri, soyun gibi sen de taş ol! Değil mi ki, taşın Yaradan’ı, kalplerin Yaradan’ı, senin ve kimi atalarının kalplerini örnek gösterdi katılıkta taşlara, o ataların gibi sen de defol! Değil mi ki, taşlar sağırlıkta, soğuklukta, duyarsızlıkta geri kaldı soydaşın zalimlerin kalplerinin yanında, sen de yok ol!
Kalbini uzak tut taşların başından… Taş ol. Kalbini sök ve al bizimkilere benzeyen bağrından. Al , o çaresiz çocukların attığı taşlardan birini de kalbinin yerine koy. Def ol yeryüzünden, ufalanıp toz ol! Çek o utanç heykeli yüzünü aynalarımızdan. Bizimkini andıran, “insan” sanılan, kokuşmuş cesedinin içinden kaç. Yok ol!
Senin taş kalbinden merhamet umanlar taş olsun. Senin alev kesilmiş dudağının ateşkesine inananlar ateş olsun. Çekil aramızdan.. . Uzak dur göğümüzden. Al ,o tedavülden kalkmış “insan”lığını. Al, o taşları utandıran kalbini de, git, göğsündeki taşınla, soyunu da utandıran kahrolası “insan”lığınla cehenneme yakıt ol!
İçim serinliyor ilk defa cehennemin varlığından. Haykırdım kaç kere: “Seni seviyorum cehennem…” Sayende.. Sayende. Senin sayende…
Senai Demirci
Etiketler:





ESMA ERDOĞAN
17 Ocak 2009 16:21
evet hayat devam ediyor. ben sabah kuş sesleri ve umutla uyanırken yatağımın sıcağını bırakıp işe gitme derdinden başka der barındırmaz iken kalbimde, onlar gözlerini açmış bır sanıye daha varmı vaktımız dıye dusunmekte, belkı evlatlar ı,canları, cok sevdıklerıne bıse olmasından sa kendı canlarını nasıl feda ederız dıye dusunmekteler.zaman dar mekan tehlikeli karınarı aç yürekleri kan ağlamakta gazze güne karaya çalan bir kırmızı ile başlamakta kan renginde uyanmakta oysa heryer güneş aydınlığında yaşarken…
yürek nasıl dayanır nasıl bir müslüman bu acıya katlanır. sabır…. ümidi kesmiyor yine o filistinli yaradanından ve biliyorki efendilerin sultanı gül Muhammedimiz (S.A.V) işaret etmiştir taa yüzyıllar önce filistinlinin bahtsızlığını. buna rağmen hayat denen bu zalimliğin içinde çoğu kez şükretmişlerdir.vicdansızın bıle vicdanını sızlatacak sabırları zorladıkça zorlayacak bir felaketi yaşarlarken… gel kısa bir vakit için bir filistinli gibi düşünelim..burada betimleme yaptığım kişileri herkes kendı yasantısına gore uyarlasın lütfen…
yıllardır emekle umutla azda olsa huzurla bır yuva kurmussundur.dışarda bombalar patlarken sen evıne cocuğuna ulaşmanın ailenle muhabbetın tadını yaşamaya çalışırsın en kısıtlı şartlarda…Çocuğun korkuyorum annecim babacım dediğinde korkma demen bıle sacmadır, bılırsınkı bebeğin ninni değil bu sesle buyumeye başlamıştır.Küçücük yüreği alışmamıştır kulağı aşina olsada…Sorar babasına babacım neden bu gurultuler? Neden yaramazlık yapıyolar bu abiler? bunların annesı babası gürültü yapma demiyormu bu abilere.. Anne çaresiz baba caresız. Dizleri dibinde uyutmaya çalışırlar küçük meleklerini tam bir masala başlar anne anlatırken bır gurultu kopar sokakta gözleri kalbi yerinden cıkacak gibi fırlar yerinden, minik melek anne korkuyorum dıye ağlar. Başka bebekler gök gürültüsünden korkarda anasına babasına kaçısır.O dısarda kopan pandımanı duymaktansa gök gürültüsünü ninni bilirde felah bulan kalbi rahat bir gün görür..Baba dışarda belkı bır din kardeşine yardım ederde hayatını kurtarırım diye dışarı fırlar anne ve cocuk bağırır bızı bırakıp gitme. Gelicem der baba uzaklaştıkça sesi zayıflayarak. Kapı kapanır anne küçük meleğine kendince açıklama yapmaya çalışır. Kelimeler yetmez anneye bın lisan olsa bu zülmü hangi lisanda anlatacak 3 yaşında bile olmayan meleğine..Gece uzarda uzar baba gelmez zaman gecmez korkuları dınmez.. gün yine kan rengindedir. kapı çalınır kocasının kucağında minik bir bebek eli yüzü kan içinde.. Bunu buldum hanım kendı bebeğimizi düşündüm bu bebeğin yerinde. Anasını babasını öldürmüşler bir divanın dibinde ağlarken buldum der eşine. kadın bilirki anne olmak sadece kendı canından olan bır yavrudan daha ilerde bi duygudur. Açar kucağını o minik talihsiz yavruya. Ama kendi kızları anlayamaz annee bu kaYdeşe ne olmuş.? Anne yine çaresiz. Kzın eli yaralı bebeğin yarasına dokunur ve acıyomu kaydeş ufmu oldun der. Öper kendi kadar küçük meleği. Artık kardeş olmuşlardır. Müslümanın müslümana kardeş olduğunu gösterir minik melek.. Dünya hiç bir tepki vermezken onlar kendilerı kadar caresız baskalarına çare olmaya çalışırlar…. Ve bir haber gelir düşman askerleri şehri istila edecektir.Bbaba toplar tüm ailesini koruma altındaki bir sıgınma evıne giderler.Artık güvende olduklarını düşünürler tüm güvensiz ortamın zorluğuna rağmen.Karınları aç, gönülleri huzura muhtaç minik melekle, bakarlar kendılerı gıbı nekadar cok AYKADAŞ var…ellerine dışarda buldukları mermılele oyun uyduran kaYdeşleri ile oynarlar..Taki zalimin zulmu sınır tanımayana kadar.Allah korkusu bırkez olsun kalbine uğramamış lanetli adamlar atarlar bombayı onlar oyuncak, mama,beklerken. minik kızda yoktur artık dün ölmekten kurtulan diğer bebekte ve korunduğunu düşünen herkes gibi yokturlar artık.. Yüzlerinde nur gibi bir güzellik,cansız yüzünde kanlar ve hafif bir tebessüm LANET OLSUN BEN SADECE BİR COCUKTUM ALIN HAYAT SIZIN OLSUN dercesine alaylı bir edayla ölüme gider Rabbine gider minik melekler. Belki cennet ehlidir onlar artık ama sorarım size onlarında hakkı değilmiydi doya doya oynamak koşmak…..
Şimdi bu yaşantıyı siz yaşamışsıznı gibi düşünün Allah korusun tabıkı ama bi düşünün.Yardım edin yardım etmekten dua etmekten vazgecmeyın. Kalkın yerınızden bır yılda ne kadar luzumsuz yerlere harcadınız kazancınızı. Alın size fırsat. Rabbim bizden borç ıstıyor filistinli kardeşlerine yardım etmen kaydıyla.Borc verın Rabbınıze. yardım edin ellerinizi çekmeyin onlardan. Allah aşkına yardım edin…
Tepkinizi gösterin susmayın,tv den internetten izlediğiniz kadar basit değil orda olanlar.Ah edip vah etmekten daha fazla şeyler yapabilirsiniz.Çeşitli kuruluşlar var ad vermek isterdim ama beni onlara çalışıyor gıbı düşünmenizden korkarak isim vermiyorum.Ama birçok yardım kuruluşu var. Bir bebeğin hayatı inanın evinizdeki fifinin minnoşun hayatından çok çok değerli. Helede bu bebek müslümansa çok çok dahada değerli.Allah aşkına yalvarıyorum bişeyler yapın.kimse 50 ytl ödeyerek fakirliğe aclığa sefalete düşmez.Yrdım edin Allah rızası için yardım edin.ESMA ERDOĞAN 17.01.2009
BU yazıyı paylasın belkı bır kaç kişi daha vardır yardım etmek ısteyen…
ümran
11 Şubat 2009 22:52
Acı bir düşünce ancak bu kadar güzel kaleme alınır.cümleler ancak bu kadar güzel olabilir.bir utanç abidesi ancak bu kadar iyi keşfedilir.yüreğinize sağlık.
gökhan
31 Aralık 2009 17:50
acı ama gercek kı bu dunya eger ımtıhansa ve oyle ıman edıyorsak filistin alem-i islamın sınavıdır.vesselam
neziha
05 Ocak 2010 00:15
soyleyecek hicbir kelime bulamiyorum Allah uteala yar ve yarcimcilari olsun bizleride vesile kilsin ins