Atatürk Dualarımızı İşitir mi?
26 Haziran 2008

Bundan bir ay kadar önce liberalizm konulu uluslararası bir konferans vesilesiyle hayatımda ilk kez Bodrum’a gittim.
Gitmişken de ünlü tatil beldesinin en göz alıcı yerine, yani Bodrum Kalesi’ne uğradım. Gezenler herhalde bilir; bu kalenin müze bölümünde batık teknelerin sudan çıkarılıp yeniden inşa edilmiş kalıntıları var. Bu kalıntıların en büyüğü de, Türk arkeologların binbir zahmetle ortaya çıkarıp sergiledikleri bir Eski Yunan gemisi.
Gemi beni etkiledi elbette, ama asıl görülmeye değer şey, onun yanındaki duvarın yüksekçe bir noktasında asılı duran Atatürk portresiydi. Atatürk’ün aşağıya doğru bakan pozunun altında da aynen şöyle yazıyordu: ‘İZLENDİĞİMİZİN BİLİNCİ İÇİNDE ÇALIŞIYORUZ.’
Yani, Türk arkeologları, çalışmalarını yürütürken Atatürk tarafından ‘izlendiklerine’ inanıyor ve bunu da gururla ilan ediyorlardı.
Ne dersiniz, bu işte bir gariplik yok mu?
Var. Hem de Türkiye’deki ‘Atatürk kültü’nün her detayında var. Resmi törenlerdeki dile bakın mesela. Hemen her ülkede saygıyla anılan tarihsel liderler vardır. İnsanlar da onlar hakkında hakkında övücü konuşmalar yapar. ‘Büyük devlet adamıydı, önemli hizmetleri oldu, huzur içinde yatsın’ gibi şeyler söylerler. Ama bizler sadece Atatürk hakkında konuşmuyor, ‘Atam!’ diye başlayan cümlelerle ona hitap ediyoruz. Okul öğrencilerine ‘Ey bugünümüzü sağlayan Ulu Atatürk’ diye başlayan sadakat yeminleri ettiriyoruz. Yani, sanki Atatürk bizi duyuyor, yakarışlarımızı işitiyormuş gibi davranıyoruz.
Bakın, İstanbul’daki bir okulda düzenlenen ‘Atatürk Konulu Şiir Yarışması’nda birinci seçilen bir beşinci sınıf öğrencisi neler yazmış:
‘Sen göklerdesin Atatürk’üm! Sen bizi yukarıdan izleyensin,
Hiç ayrılmadın yerinden. Sen kaderimizi çizensin.
Sen bizi yaşatansın, Sen ölümden kurtaransın!’
Bu garip ‘itikat’ sadece ilkokul öğrencilerinin değil, koca koca adamların yazdığı metinlerde de ifade buluyor. Çok satan bir gazete, Türkiye-Hırvatistan maçından söz ederken saha kenarındaki Atatürk resminin yaydığı metafizik güçlere atıfta bulunuyor. ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, tüm Türkiye’yi heyecana boğan maçı izleyenler arasındaydı’ diyen gazete ekliyor: ‘Fatih Terim’in, maç boyunca Atatürk’ün varlığından güç aldığı anlaşıldı.’
İnananlarına güç veren Ulu Önder, bazen mucizeler gösteriyor, bir dağ üzerinde bize suretini yansıtıyor. Silüetinin düştüğüne inanılan Damal ilçesindeki Karadağ sırtları, bir anda kutsal mekan haline geliyor. Yöre halkı ‘Atatürk mucizesi’ sebebiyle şenlikler düzenliyor, ziyaretçiler halay çekiyor.
Bu kadar yüce bir varlık hakkında eleştirel laflar etmek ise, tahammül edilemeyen bir sapkınlık. Bu yüzden, Atatürk devrimlerinin toplumun bazı kesimlerinde travma yarattığı gibi her tarihçinin bildiği bir gerçeğe işaret eden Dengir Mir Mehmet Fırat, bir anda medyanın hışmına uğruyor.
Peki hepimiz gibi bir insan olan Atatürk’ü niçin bu kadar ‘insanüstü’ bir hale getirmiş durumdayız?
Amerikalı düşünür Richard J. Neuhaus, din ve devlet ilişkilerini incelediği ‘Çıplak Kamusal Alan’ (The Naked Public Square) adlı eserinde bu soruya cevap veren önemli bir yorum yapar. Neuhaus’ın ‘çıplak’ dediği, geleneksel dinden tamamen arındırılmış kamusal alandır. ‘Ancak,’ der Neuhaus, ‘çıplak kamusal alan uzun süre çıplak kalamaz; geleneksel dinden oluşan boşluğu bir süre sonra ‘yapay din’ doldurur.’
Bizim de işte tüm kamusal alana ipotek koymuş bir ‘yapay din’imiz var. Ve bu din, bizi Atatürk’ün en çok üzerinde durduğu şeyden, yani ‘bilimsel ve rasyonel düşünce’den alıkoyuyor. Bu dinin mensuplarının kendilerini ‘akıl ve bilim’ yolunda sanması ise, işin en komik yanı.
Mustafa Akyol – Star Gazetesi
25.06.2008
Benzer Yazılar ...
Atatürk’ü nasıl sevsinler ki?
Gazeteci Fatih Altaylı’nın sunduğu televizyon programına katılıp da ‘Atatürk’ü sevmediğini’ söyleyen başörtülü öğrenci, bir anda medyanın boy hedefi oldu. ‘Büyük’ bir gazete, internet sitesinde ‘İşte alçaklığın geldiği son nokta’...
Plazadaki Ertuğrul Bey’le benim oyum eşit olamaz
Aysun Kayacı vallaha da haklı billaha da haklı… Hani ‘Dağdaki çobanla benim oyum eşit olamaz!’ demişti ya… Düşündüm de, kızcağız doğru söylüyormuş canııım… Mesela, ben bir mizahçıyım, bir karikatürcüyüm… Patates burunlu...
Eyvah kızım hıristiyan oldu
Kız kardeşim elinde bavulu, Aydın- İstanbul otobüsünden yeni inmiş, telaş ve panikle anamgilin kapısından içeri girdi. İki gözü iki çeşme. ‘Eyvahlar olsun abiii. Kızım hıristiyan olmuş!’ Hopalaaa… Ulan, hafta sonu çoluk çocuk ‘anamgil’in evinde...






Fatma
28 Haziran 2008 16:42
hipnotize edilmiş bir toplum olarak bizleri uyandıran bu tür yazılara ve bunları yazanlara teşekkür borçluyuz sanırım…
herkezin okuması ve faydalanması dileğiyle..
Kadir AYDIN
02 Temmuz 2008 00:09
BÜYÜK BİR KAHRAMAN BUNU BÜTÜN DÜNYA KABULLENMİS AMA GÖKLERDEN BAKAMAZ ÖLÜMDEN KURTARAMAZ BU KADAR O BİR YARATICI DEĞİL YARATILAN NEDEN BU KADAR YARATICI GİBİ GÖSTERİLMEYE ÇALIŞMIŞ ANLAM VEREMEDİM VE VEREMİYORUMDA
onur
15 Temmuz 2008 23:37
aslına bakarsın sanatın bir dalını arastırırken bole bır yazıyı gormek benı uzdu…cunku alıntı yapılan yazarın sıyası gorusu ve sıtenın siyasi gorusu ortada…oysa yılladır biz akıllanan gencler olarak spor,sanat,egitim gibi ınsanın temel gerksınmleri olan ıhtıyaclarının içine siyasetın sokulması,ve bunların bazı arkadaslarımız,yasıtlarımız tarafından onaylaması benı uzuyor…korkarımki yarın aclıktan len bır ataurkcuye putperest muamelesı yapıp yemek verılmıycek,yada musluman bır ınsana kısıtlamalarından dolayı zulum edılcek….bence artık gouzmuzu acalım arkadaslar;bugune kadar hangı AB devleti yada ABD,TURKLERİN iyiliğini istemişki bundan sonra istesin…bızım iyiliğimiz adına onların desledıklerının peşinde niye koşuyoruz bir turlu anlamıyorum ama bildiğim tek şey dinin içinde yalan yoktur,siyasetin içinde doğru yoktur…ve bu ikisi bir arada yurutulmek istenıyorsa uyanlarda uyduranlarda gunah ıslıyolardır….yazıya gelince olaya bır gunde gelişmemiştir.lutfen dengır beyın dedıgı kıtaba goz atalım…..
admin
16 Temmuz 2008 00:39
Onur bey yazdıklarınıza katılmıyor olsamda düşüncenize saygı duyarım.Yalnız sitenin “siyasi görüşü” diye bir ifadenize katılmam mümkün değil. Bu sitenin doğrudan başka bir görüşü yoktur. “Ak Partinin Kapatılmasını destekliyorum” başlıklı yazıyı okursanız bu sitenin haktan yana olduğunu müşahede edebilirsiniz..
Muhabbetle
onur
16 Temmuz 2008 20:17
Aslına bakarsanız fatih bey artık siyaset girmemiş bir alan yok.Sizin sitenize girmiş cok gormuyorum.Medya bu yıl işine geleni,gelecek yıl işine geleni destekliyor,bir bakıyorsunuz hükümet yanlısı,bir bakıyosunuz mehalefet(muhalefette muhafazakar,hukumette sosyal demokrat yada tam tersı olması cok onemlı degıl onlar ıcın)eee kım zengınlesıyor kım fakırlesıyor.Bireysel olarak biz fakırlessek bızım paramız calınsa sorun değil,ama giden para colugumuzun cocugumzuun gelecegımızın parası,bugun ogluna nasıl gemi alındıgını acıklayamanlar(akp),belediyelerde yolsuzluklara karısmıslar(chp) nasıl hesap verecek bılmıyorum…
Sitenıze gelınce guzel ıcten rahatlatıcı,elinize saglık.Ama sıyaset konusuna gelınce tarafsız olan yayımcının kalmamsı nedenıyle karsıt gorustekı yazarların yazılarına yer vermemıssınız…cumhurıyet gazetesı yok mesela yada yeniçağ gazetesi…Site için tekrar tesekkur edıyorum,elinize saglık….