Allah nâmına ver, Allah nâmına al…

14 Haziran 2008  

 

Vaktin birinde bir beldenin ahâlisi bir ağaca tapar olmuş. Gayur bir mü’min bunu duyar duymaz Hazreti İbrahim gibi baltasını kınından çıkarmış; kuşanarak yola revan olmuş. Milletin taabbüt ettikleri ağacın çevresine kadar yaklaşmış. Karşısına birisi çıkmış. Kısaca şeytanla karşı karşıya geldiğini anlamış. Şeytan geçit vermiyormuş. Alt alta, üst üste boğuşmaya başlamışlar. Mü’min kişi Allah verdi dememiş ve tozu dumana katmış. Nice tozu dumana kattıktan sonra baltalı yiğit kişi şeytana galebe çalmış. Şeytan bu defa hileye başvurmuş. Hile yoluna sapmış. Demiş ki; “Yiğidim anladım. Sen bir er kişisin. Eli bükülmezsin. Gel anlaşalım. Sen bu sevdadan vazgeç ve buna mukabil her sabah yastığının altında bir altın bul. Yetmez mi?”

Baltalı yiğit biraz düşünmüş ve sonunda şeytanın aldatmacasına dayanamayarak ‘pekâlâ öyle olsun’ demiş. Bunun üzerine baltasını kuma gömerek tekrar eve revan olmuş. Şeytan bir iki üç derken yiğidin yastığının altına altınları istif ediyormuş. Ama birkaç gün sonra şeytan yine şeytanlığını yapmış ve sözünü bozmuş. İnsanları ağaca tapmaktan kurtaracak olan yiğit kişi bu işe kızmış ve gömdüğü baltayı yerinden çıkararak tekrar ağaca doğru hışımla yönelmiş. Yine eski geldiği noktaya avdet ettiğinde şeytan mücessem olarak karşısına dikilmiş. Nereye gittiğini sorduktan sonra yiğit kişi şeytana sözleşmeyi bozduğunu hatırlatmış. Yine girmişler birbirlerine. Yine alt alta, üst üste çıkmışlar çetin bir mücadeleden sonra bu yarıştan şeytan galip çıkmış. Bunun üzerine işe aklı ermeyen ve şaşıran yiğit genç dile gelmiş: “Daha birkaç gün önce seni ayaklarımın altına almışken bu nasıl oldu, sen beni nasıl yendin” diye sormuş. Bunun üzerine şeytan dile gelmiş ve şunu söylemiş. “Sen ilk geldiğinde Allah rızası için hareket ettin ve beni altına aldın. Ama sonra niyetini bozarak altın rızası için hareket etmeye başladın ve dolayısıyla benim kriterime ve ölçüme gelmiş oldun. Benim oyunuma girdin. Ben de kendi oyunumda başkalarını yenerim…”

Kıssadan hisse ve altın küpe şudur: Şeytan ancak rahmanî bir yolla yenilir. Şeytanın kriterlerini kabul eden zımnî olarak onun rüçhaniyetini de kabul etmiş olur.

Bediüzzaman bismillah bahsinde ne güzelde ifade etmiş;

“Ey nefis! böyle ebleh olmamak istersen; Allah nâmına ver, Allah nâmına al, Allah namına başla, Allah nâmına işle. Vesselâm.”

index

Benzer Yazılar ...

Ey devamı isteyen nefis

 Devamını okumak için tıklayınız ...

Esref Edip Fergan – Tahliller

Eşref Edip Fergan (1882-1971) II. Meşrutiyetin ilanından sonra Sırat-ı Müstakim adlı haftalık dergiyle yayıncılığa başlamıştır. Sebilürreşad’ın da sahibidir. Uzun yıllar İslam’a ve Müslümanlara karşı yapılan saldırı ve tenkitlere yazılarıyla... 

İnsan Sevdiğine Götürdüğü Şeyi Sayar mı?

Bir gün bir derviş, Bir kucak dolusu elma ile bayırlar aşan bir genç kıza rastlamış… Bozkırın sıcağında yorgunluktan al almış kızın yanakları.. “Nereye gidersin? Ne doldurdun kucağına?” Diye sormuş derviş. Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız: “Sevdiğim... 

Dünyalık mal…

SamanyoluHaber yazarı Ramazan Kerpeten, Bediüzzaman’ın vefat ettiğinde ardında sadece bir sepet dolusu mal varlığı bıraktığını yazdı. İşte Kerpeten’in yazısından ilgili bölümler: “O’nun (s.a.s.) açtığı büyük şehrahın yılmaz takipçilerinden... 

Yorumlar

"Allah nâmına ver, Allah nâmına al…" için 2 yorum

  1. Merve
    19 Haziran 2008 14:34 

    Vesselam…

  2. celalettin
    29 Temmuz 2009 02:34 

    MEVLA İLE EYLE PAZAR
    MEVLADAN AL MEVLAYA VER..M.LÜTFİ(K.S)