Ortaçağ Aydınlığı
04 Nisan 2008

Ortaçağlar, kabaca MS 400-476′ da başlayıp 1453 veya 1517 tarihlerine kadar süren bir dönemin adıdır. Başlangıcında Roma İmparatorluğu’nun çöküşü, Roma’nın Vizigotlar tarafından yağmalanması olayı yer alır; İstanbulun fethi veya Mainz’daki kilisenin kapısına asılan Reform Bildirgesi ile’de bittiği kabul edilir. Bu iki tarih arası Batı için hiç de içaçıcı değildir.
Aynı dönem İslam Dünyasının “altın çağı”dır oysa. Herhangi bir başvuru kaynağını (bu iş için internet ansiklopedisi Wikipedia bile yeterli) açın, bu gerçeğin hemen itiraf edildiğini görürsünüz. Kendisinden önceki gelenekleri değerlendiren Ortaçağ Müslümanları, dünya mirasına kendi zihin ürünlerini de katmış ve Yeni Çağlar’a kapı aralamıştır. Muhteşem mimari eserlere ek olara, Romen rakamları yerine bugün kullandığımız rakamlar, matematiğe çağ atlatan cebir, eski Yunan klasiklerinin tercüme yoluyla yeniden kazanılması, felsefe alanında kaydedilen gelişmeler, Batı Rönesansına (yeniden uyanışa) yol vermiştir. Müslümanlar yaşadıkları coğrafyayı üniversitelerle donatırken, Batı’nın bu iş için Yeni Çağlar’ı beklemesi gerekmiştir.
Bu bilgilerden sonra, her ağızlarını açtıklarında “ortacağ karanlığı”ndan söz edenlerin nasıl bir batı tarihi taklitçiliğinden hareket ettikleri de anlaşılıyor. Oysa kendi tarih ve kültürünü Batı tarihinden ayırt ederek hareket edilse, döneme verilecek isim gayet açık: “Ortaçağ aydınlığı!” Özgüven sahibi bir topluma ve onun temsilcilerinede bu yakışır.
Benzer Yazılar ...
Adalet ? O eskidendi…
1400’ lü yılların ortaları; Fatih’in muhakeme edilişi o zamanki adalete müşahhas bir misaldir: Fatih Camiinin inşası esnasında koca bir mermer sütunu yanlış kesip israf ettiği, dolayısıyla devlete zarar verdirdiği gerekçesiyle Fatih tarafından eli kestirilen...
Devamını okumak için tıklayınız ...
O seni sevince sirtini Sultan Murad’a bile keselettirir
Habib Baba, 4.Murad devrinin gizli, kimsenin bilmedigi Allah dostlarindandir. Yaslidir,fakirdir, gariptir. Fakat Rabbinin katinda da alemlere denk bir degerin sahibidir. Yasli Habib Baba, uzun bir kervan yolculugunun sonunda Istanbul’a gelmistir.Yolculugunun tozunu, yorgunlugunu...
“Ey Oğul! Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana… Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize; katlanmak sana.. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. Kötü...






yüsra
04 Nisan 2008 18:23
islam hep aydınlıktı zaten. hiçbir zaman karanlık olmadı,olmayacak.yeterki onu karartmaya çalışanlar olmasın.hoş onlarda ancak kendilerini karartmış olurlar. dua ve selametle….