Duydum ki Bizi Bırakmaya Azmediyorsun, Etme
26 Temmuz 2007
Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme
Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme
Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı
Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme
Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme
Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için
Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme
Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme
Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme
Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme
Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme
Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme
Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme
Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle
Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etme
Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme
İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil
aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme
Mevlana Celaleddin Rumi
Benzer Yazılar ...
Ey Masum Kalbim…
Ey Masum Kalbim Ey bir tarafta sevgileri bir tarafta hüzünleri besleyen kalbim Ey Leyla ile Mecnunun aşkına eş değer bir aşkı büyüten kalbim Ey duygularımı kanatıp içimi kan gölüne çeviren yabancı Ey içimde birike birike esrarlı bir yara haline gelen sancı Al...
dokunur..
Devamını okumak için tıklayınız ...
biter…
Kalkılır bir yerde, kalır oyuncak, Kurgular biter. Ölüm… O geldi mi ne var korkacak? Korkular biter. Fikir, açmaz artık beyinde kuyu; Burgular biter. Unuturuz hayat adlı uykuyu, Uykular biter. Biter, her şey biter; ses, şekil ve renk, Kokular biter. Kabir sualiyle...
Vareden’in adıyla insanlığa inen Nur Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından Toprağı kirlerinden arındırır bir Yağmur Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat En müstesna doğuşa hamiledir kainat Yıllardır bozu bulanık...






carpe diem
10 Ekim 2007 02:04
mükemmel mükemmel mükemmel ….
Saffet
14 Nisan 2008 16:45
Harika bir şiir harika.. elleriniz dert görmesin,Allah razı olsun
bekir
27 Nisan 2008 21:39
ben bu şiiri sinemada filmi izlerken duydum.mevlana hazretleri yazmış yılmaz erdoğan da okumuş!
hknzngn
20 Mayıs 2008 18:31
bekir kardeş hangi filmde duydun söylersen çok sevinirim bana bu şiir lazım hknzngn@hotmail.com mail adresim bekliyorum
burhan
25 Mayıs 2008 01:54
MEVLANA ASKIN DANSİ FLMİNDE OKUDU BU ŞİİRİ YOUTUBE CIKIYOR
Sokak Şairi
25 Mayıs 2008 20:49
Gerçekten Bu Şiiri Yazarken Rabbın yardımını Almış
arslan
13 Ocak 2009 04:50
Harika bir şiir yılmaz erdogan çok güzel seslendirmiş yaşamış gibi çok begendim
mert
09 Mart 2009 22:31
yaa süper bi şiir ve bndeki hatıralarıda acayip var ama arkadaşlar bişi sorcam burda hz mevlana allaha mı seslenmş yoksa bi sevgiliyede seslnme var mı???? yni sevgiliye yollck bi şiir mii??cevaplarını bkliorum şimdiden allah razı olsun
ebru cetin
10 Mart 2009 20:17
cok hosuma gidiyor
veli
17 Mart 2009 18:25
mert arkadaşım şiirin kime yazıldığını tam anlamıyla bilmiyorum ama ben okuyunca aklıma ilk şemse yazıldığını düşündüm
SEBNUR
19 Mart 2009 12:26
Mevlana’nın Etme Şiiri (Şems’e ithaf)
1244 yılında Konya’ya gelen Şemseddin Tebrîzî adlı bir zat, onun ilimle dolu dünyasında aşk ile yepyeni ufuklar açtı.
Bu iki ilâhî âşık, bir müddet yalnızca bir köşeye çekilerek kendilerini tamamen Hakka verdiler. Günlerce, gecelerce sohbetlere daldılar. Birbirlerinde kendilerini ve Yüce Allahın eşsiz güzelliklerinin tecellilerini gördüler. Buluştuklarında Hz. Mevlana 38, Hz. Şems 60 yaşlarında idiler.
Artık Mevlana bütün zamanını Şems ile sohbete ayırıyordu. Bu ilâhî aşkı idrak etmekten aciz olanlar, Hz. Mevlana’nın Şemse olan ilgisini kıskanarak, ileri geri konuşmaya başladılar. Bu sözleri duyan Şems üzüldü ve 1246 yılında Konya’yı terk edip Şama gitti
Şems gidince Hz. Mevlana derin üzüntülere boğuldu. Şemsi tedirgin ederek uzaklaşmasına neden olanlar da Hz. Mevlana’nın bu hâli karşısında pişman oldular.
Hz. Mevlana bir mektup yazarak oğlu Sultan Veledin de bulunduğu bir kafileyi Şama gönderdi. Şems mektubu okudu ve Hz. Mevlana’nın davetini geri çevirmeyerek 1247 yılında Konya ya döndü
Şemsin dönmesine herkes sevindi. Hz. Mevlana artık gülüyor, ziyafetler veriyor, sema meclisleri düzenliyordu. Şemsle sohbet günlere ve gecelere sığmıyordu.
Fakat bu huzurlu günler uzun sürmedi. Dedikodular, çirkin sözler ve iftiralar yeniden başladı.
1247-1248 yılında Şems aniden kayboldu. Onu bir daha ne gören, ne de izini bulan olmadı.
Hz. Mevlana, Şemsi çok aradı. Ayrılığın büyük acısıyla şiirler söyledi, gözyaşları döktü. İki kere Şama gittiyse de izine rastlayamadı. Şemsin bedenî varlığını bulamayan Hz. Mevlana, onu mana yönünden kendinde buldu ve aramaktan vazgeçti. Bir şiirinde şöyle der:
Beden bakımından ondan ayrıyım ama, bedensiz ve cansız ikimiz de bir nuruz.
Ey arayan kişi! İster onu gör, ister beni. Ben Oyum, O da ben.
İlahi aşkı Şems, Mevlana ve Konya’yı terk edip Şam’a göçe karar verince, Mevlana “Etme” diye yakarır ona….
mustafa uz50
30 Mart 2009 23:04
Bu şiiri ilk dinlediğimde tüylerim diken diken olmuştu…ilk dinleyişimden beri 2 ay rahat olmuştur.şimdi biraz matematiksel bi işlem yapmak gerekirse günde ortalam min.3-5 kez dinlediğimi varsayarsak 300 defa dinlemişimdir.ama şöyle bi durup bakıyorum da hala ilk günkü gibi tüylerim diken diken oluyor.Bu nasıl bir aşktır…Akıllara zarar..Allah herkese böyle bbi dost aşkı nasip etsin..
he bu arada Yılmaz ERDOĞAN’ı,Hüsnü ŞENLENDİRİCİ’yi bide Taksim Trio orkestrasınında hakkını vermek lazım..Ellerine,YÜREKLERİNE SAĞLIK…
hilye
16 Mayıs 2009 18:03
insan her dostluğun içersinde menfaatin varlığını sezdiği şu zamanda,böyle ilahi bir aşkla dosta tutulmuş olunabildiğini görmek sevindirdi beni..tamda umudumu kaybetmişken iyi geldi:) dostluklarının baki,liği muhabbetleri.. ikisininde gerçek sevilene aşık olmalarından geçiyo galiba…(müzikte çok güzel nasıl ulaşabiliriz söylenirse sevinirim)
nur
25 Haziran 2009 19:59
söylenecek herşeyi mevlana söylemiş zaten… fazla söz ne hacet…
brcn
13 Eylül 2009 15:42
çok güzel bir şiir.çok bilmezdim mevlana ve şems tarihini,bu şiiri dinledikten sonra araştırmak ihtiyacı duydum ve çok etkilendim.hele bazı arkadaşların tarihe dönük yorum yazması ilk dinleyen yada bu siteye ilk girenler için çok anlamlı omuş.
deniz
02 Kasım 2009 23:46
benim sevdiğim özel kuvvetlerde asker.oda bende mevlana aşığıyız.şu anda çok zor bir görevde belki dönmeyecek.bu şiir bana onu hatırlatıyor.bizi bırakmaya azmediyorsun etme sevdiğim.ona dualarınızı bekliyorum.şimdiden tşkler
cem gören
15 Kasım 2009 17:44
Herkes beğeniyo bu tür yazıları.İşte eskiler bi yazıyo kardeşim,yeni yeten herkes şaşırıyo bu nasıl kalem bu nasıl yürek!!! Kalem kalpten gelendir.Kalbe ilham eden ilahtır.Hani demişler ya aşık veysele neden elin olduğu yerde duruyo?? Demişki üstad onlar benim tuttuğum yeri arıyo!!! İşte yeni yetenlerin okurken bile büyülendiği bu yazıları eski kalpler yazabiliyo. Yeni yetenlerin kalbinde dünya hevesi fazla.Kalemlerinede ekseriyet yansıyan dünya. Dünyadan geçebilmek er işi dostlar. Nasip olsada görsek keşkeeee!!!!