Hız ve fren

16 Haziran 2007  

Hızın kutsandığı bir çağda, araba yarışçılarının dünyanın en itibarlı ve en çok kazanan insanları arasında yer almasına şaşırmamak gerek.

Bizim gibi insanlar, saatlerce ekran başında oturup onlarca arabanın bir pisti elli küsür defa turlamasını seyretmede nasıl bir zevk olduğunu anlayamasalar, hele büyük büyük paralara kıyıp yarışı çıplak gözle seyretmenin sırrını çözemeseler bile, araba yarışları, yanlızca şu ülkede bile milyonların ilgisini çekiyor. Formula, Nascar, ralliler derken, küresel ölçekte belki milyarı aşkın insanın gözünü ve hayalini yarışan arabalar işgal ediyor.

Bu yarışların arasındaki psikolojiyi çözümlemek, modern zamanların ruh halini kavrama bakımından elzem gözüküyor.

Hikmet nazarıyla bakabilen bir mü’min için ise, bu yarışlar, böylesi bir “pskanaliz”den ötesini fısıldıyor kulaklara.

Zira, bu yarışlara şöyle bir bakıvermek, Formula’dan rallilere, bütün bu araba yarışlarının yanlız ‘hız’ demek olmadığını; hatta, ‘hız’ ın bu yarışların en önemli öğesi olmadığını anlamak için yetiyor da artıyor.

 Yarış esnasında pistten çıkan araçlar, ya diğer arabalara ya bariyerlere çarpan araçlar.. derken, anlıyoruz ki, virajlarda içeren bu yarış pistlerinde, sadece gaza basmakla iyi yarışçı olunmuyor. Tam aksine, sürücünün ne kadar iyi olduğunu, gerektiği anda frene basabilme, arabayı gerektiği kadar yavaşlatabilme kapasitesi belirliyor. Viraja yaklaştığında frene basıp yavaşlayabilmek de çok önemli, önündeki aracın kaza yapmadan geçebilecek ve arkadaki aracı kaza yapmadan geride tutabilecek şekilde hızını ayarlayabilmek de..

Sonuçta, sürekli gaza basanlar kazanmıyor. Sürekli gaza basanlar, “iyi bir yarışçı” olmadıkları için, yarışlara alınmıyorlar zaten. Eskaza sonradan böyle bir gaza basma hastalığına tutulanlar ise, yarışı bitirmeden bir yerlere toslanıp eleniyorlar.

Kısacası, araba yarışları gösteriyor ki başarı hep ‘gaza basarak’ gelmiyor. Yarış pistinde hız yapılacak yerler de var frene basılacak yerler de. Yarış esnasında hız gerektiren anlar da oluyor yavaşlamayı gerektiren anlar da. Asıl mesele, hız yapacağı an ile frene basması gereken anı doğru belirleyebilmek; uygun zamanda hız, uygun zaman da fren yapabilmek…

Modern zamanların bizim gibilere pek de anlaşılır gelmeyen bir eğlencesi olmakla birlikte, araba yarışlarından devşirilecek bir hikmet de var velhasıl.

Baksanız, hayat da tıpkı araba yarışı gibi. Sürekli gaza basanları, bırakalım işin uhrevi ve insani tarafını, maddi ve dünyevi açıdan dahi ‘kazananlar’ arasında değil, ‘kaybedenler’ safında  görüyoruz.

Anlıyoruz ki, dünyevi anlamda kazanmak için dahi, gereğinde yavaşlayabilmek şarttır.

Hele insani ve imani anlamda kazananlardan olabilmek için, durmak ve düşünmek gerekir.

Durup düşünmek…

Do you under-stand?

Karakalem Dergisi Sayı 7


Etiketler:
index

Benzer Yazılar ...

Yorumlar